Bu döneme ait genel vezinler tablosu aşağıdadır:
| | 15. yy | 16. yy | 17. yy | 18. yy | 19. yy | Toplam | Oran % |
| Fâ’ilâtü Mefâ’îlü Fa’ûlün | 0 | 1 | 0 | 0 | 0 | 1 | 0,05 |
| Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün | 0 | 0 | 0 | 0 | 32 | 32 | 1,91 |
| Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fa’ | 0 | 1 | 0 | 0 | 0 | 1 | 0,05 |
| Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün | 19 | 309 | 5 | 103 | 51 | 487 | 29,15 |
| Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün | 3 | 80 | 9 | 22 | 82 | 196 | 11,75 |
| Fâ’ilâtün Fâ’ilün | 0 | 0 | 0 | 0 | 8 | 8 | 0,47 |
| Fâ’ilün Fâ’ilün | 0 | 0 | 0 | 0 | 1 | 1 | 0,05 |
| Fâ’ilün Fâ’ilün Fâ’ilün Fâ’ilün | 0 | 2 | 0 | 0 | 0 | 2 | 0,11 |
| Fa’ûlün Fa’ûlün Fa’ûlün Fa’ul | 0 | 2 | 0 | 0 | 0 | 2 | 0,11 |
| Fa’ûlün Fa’ûlün Fa’ûlün Fa’ûlün | 0 | 3 | 0 | 0 | 0 | 3 | 0,17 |
| Fe’ilâtün Fe’ilâtün | 0 | 0 | 0 | 3 | 0 | 3 | 0,17 |
| Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün | 26 | 118 | 2 | 30 | 19 | 195 | 11,69 |
| Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün | 0 | 34 | 3 | 10 | 18 | 65 | 3,89 |
| Fe’ilâtün Mefâ’ilün Fe’ilün | 1 | 12 | 2 | 4 | 0 | 19 | 1,13 |
| Mef’ûlü Fâ’ilâtü Mefâ’îlü Fâ’ilün | 0 | 30 | 0 | 2 | 1 | 33 | 1,97 |
| Mef’ûlü Fâ’ilâtün Mef’ûlü Fâ’ilâtün | 0 | 3 | 0 | 0 | 0 | 3 | 0,17 |
| Mef’ûlü Mefâ’îlü Fa’ûlün | 0 | 1 | 0 | 0 | 0 | 1 | 0,05 |
| Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fa’ûlün | 3 | 31 | 3 | 13 | 39 | 89 | 5,45 |
| Mef’ûlü Mefâ’îlün | 0 | 0 | 0 | 1 | 1 | 2 | 0,11 |
| Mef’ûlü Mefâ’ilün Fa’ûlün | 0 | 2 | 0 | 2 | 1 | 5 | 0,23 |
| Mef’ûlü Mefâ’îlün Mef’ûlü Mefâ’îlün | 0 | 2 | 0 | 0 | 0 | 2 | 0,11 |
| Mefâ’îlün Fa’ûlün Mefâ’îlün Fa’ûlün | 0 | 1 | 0 | 0 | 0 | 1 | 0,05 |
| Mefâ’ilün Fe’ilâtün Mefâ’ilün Fe’ilün | 1 | 2 | 0 | 4 | 0 | 7 | 0,41 |
| Mefâ’îlün Mefâ’îlün | 0 | 0 | 2 | 4 | 26 | 32 | 1,91 |
| Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fa’ûlün | 4 | 107 | 19 | 32 | 40 | 202 | 12,11 |
| Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün | 1 | 100 | 0 | 58 | 33 | 192 | 11,39 |
| Müfte’ilün Fâ’ilün | 0 | 0 | 0 | 0 | 2 | 2 | 0,11 |
| Müfte’ilün Mefâ’ilün Müfte’ilün Mefâ’ilün | 1 | 0 | 0 | 0 | 0 | 1 | 0,05 |
| Müfte’ilün Müfte’ilün Fâ’ilün | 0 | 1 | 1 | 1 | 4 | 7 | 0,41 |
| Müstef’ilâtün | 0 | 0 | 0 | 0 | 4 | 4 | 0,23 |
| Müstef’ilâtün Müstef’ilâtün | 0 | 4 | 1 | 1 | 8 | 14 | 0,83 |
| Müstef’ilün Müstef’ilün | 0 | 1 | 0 | 7 | 40 | 48 | 2,87 |
| Müstef’ilün Müstef’ilün Müstef’ilün Müstef’ilün | 0 | 2 | 0 | 7 | 0 | 9 | 0,53 |
| Toplam | 59 | 847 | 47 | 304 | 410 | 1667 | |
Tablo B 15-19.yüzyıllara ait murabbaların genel "vezin" tablosu.
Tablodan şu sonuçlar çıkarılabilir: Murabbalarda en fazla kullanılan vezin Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün veznidir. Daha sonra sırasıyla Mefâc îlün Mefâcîlün Fac ûlün, Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün, Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fecilün ve Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün vezinleri kullanılmıştır. Bu beş veznin toplam oranı % 76’dır. Hece ölçüsünün 11’lisine denk düşen aruz vezinlerinin toplam oranı ise % 30’dur. Bu oran murabba/şarkı ile halk şiiri nazım şekillerinden olan ve 11’li hece ölçüsüyle yazılan koşma arasında bir ilgi bulunabileceğini düşündürmektedir. Şiir sayılarından hareket ettiğimizde böylesine bir etkileşimin 16. yüzyılda başladığını söylememiz mümkündür.
Vezinlerle ilgili örnek şiirlerde, şiirin üstünde ayrıca vezne yer verilmemiştir.
1.1.1. Fâc ilâtün Fâc ilâtün
Bütün murabbalar içindeki oranı %1,91, bütün şiirler içindeki oranı %1,71’dir.
Bütün örnekler 19.yüzyıla aittir.[1] Bu vezin aşağıdaki şairler tarafından kullanılmıştır:
Vâsıf (31), Senîh (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Şarkî-i Beste-nigâr
Bir cefâ-cû nâzlı yâra
Dûş olup yandım bu nâra
Olsa göñlüm var mı çâre
Mübtelâyım var mı çâre
Dilde âteş böyle kalmaz
Sûz-ı ‘aşk artar azalmaz
Söylesem göñlüm söz almaz
Mübtelâyım var mı çâre
Sorma ol vahşî gazâlı
‘Ãşıkıñdan kaçma hâlî
Ben şaşırdım kîl ü kâli
Mübtelâyım var mı çâre
Göz yaşın etrâfa saçmam
Ben Senîh’e râzım açmam
Biñ cefâ görsem de kaçmam
Mübtelâyım var mı çâre[2]
1.1.2. Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fac
Bütün şiirler içinde tek örneği vardır.16.yüzyılda Me’âlî tarafından yazılan tek örnek şiir aşağıdadır:
Bir sanem şevkine düşdi odlara yandı
Bir gözi cellâd elinden kana boyandı
Sevdügin kendüye miskîn yâr ola sandı
Dâr-ı ‘âlemde dil-i bîmâr derdinden
Görmese bir lahza yârı idemez ârâm
Karañu olur gözine hecr ile eyyâm
Eyledi halk arasında ol beni bed-nâm
Dâr-ı ‘âlemde dil-i bî-kâr derdinden
Hak bilür anı ki niçe derde düşmişdür
Yâ firâkile niçe oda tutışmışdur
Gussa vü gam leşkeri başına üşmişdür
Dâr-ı ‘âlemde dil-i bî-’âr derdinden
Hecrile yanmak Me’âlî baña mı kaldı
Nice yanmak kim bu hasret cânumı aldı
Derd ü mihnet oklarıyla bağrumı deldi
Dâr-ı ‘âlemde dil-i gam-hâr derdinden[3]
1.1.3. Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Bütün murabbalar içindeki oranı %29,15, bütün şiirler içindeki oranı %33,38’dir. En fazla 16 ve 18.yüzyıllarda kullanılmıştır. Bütün murabbalar içinde en fazla kullanılan vezindir.[4]
Bu vezin aşağıdaki şairler tarafından kullanılmıştır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (2), Şehdî (1), Necâtî (1), Mesîhî (2), Sa’dî-i Cem (2), Cem Sultan (1), Ca’fer Çelebi (5), Kemâlî (1), Mihrî (4).
16.yüzyılda Misâlî (2), Cenâbî (1), Usûlî (2), Ubeydî (2), Yahyâ Beg (12), Zâtî (16), Zamîrî (1), Za’îfî (2), Za’fî (17), Muhibbî (23), Nazmî (121), Nisâyî (2), Ahmed Sârbân (1), Amrî (2), Ãşık Çelebi (6), Fevrî (5), Fuzûlî (2), Hayâlî (2), Hayretî (14), İshak (1), Lâmi’î (2), Me’âlî (2), Helâkî (2), Aşkî (42), Şâhî (20), Hatâyî (4).
17.yüzyılda Fenâyî (1), Fütûhî (1), Es’ad-ı Bağdâdî (2), Sabrî (1).
18.yüzyılda Nebzî (1), Râşid (3), Hâtif Ali (9), Hanîf (1), Enîs (1), Ãkif (1), Re’fet (1), Nâşid (1), Nedîm (14), Seyyid Vehbî (1), Feyzî (4), Esîf (1), Nâfiz (12), Fennî (2), Mahtûmî (1), Cesârî (1), Neş’et (1), Sâmî (1), Selâmî (1), Esrâr Dede (1), Dürrî (1), Gâlib (5), İzzet Ali Paşa (5), İlhâmî (28), Fâzıl (2), Hâşim Baba (4).
19.yüzyılda Fehîm-i Sânî (2), Fatîn (2), Senîh (1), Nevres (2), Mahmûd Celâleddîn Paşa (6), Vâsıf (20), Türâbî (1), Aczî (3), Şeref Hanım (8), Said (1), Sermed (1), Ahmed Râsim (1), Leylâ Hanım (3).
Örnek şiir aşağıdadır:
Murabba’
Her denîye ey göñül rûh-ı revân virmek neden
Bî-vefâ cânâna ‘ömr-i câvidân virmek neden
Kadrüñi bilmezlere cân u cihân virmek neden
Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden
Akıda gözüñ yaşını dem-be-dem bahr eyleye
Kendü zevk içre ola aşın senüñ zehr eyleye
İllere lutf eyledigince saña kahr eyleye
Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden
Bî-nevâsın gam makâmında karâr it ey göñül
Bârî var ‘uzlet bucağın ihtiyâr it ey göñül
Sabra tâkat kalmadı terk-i diyâr it ey göñül
Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden
Fâriğ ü âzâde yürürken kul olma vâz gel
Her yüze gülen güle gel bülbül olma vâz gel
Ãteş-i hırmân ile yanıp kül olma vâz gel
Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden
Ehl-i irfân kadrin añlar sâhib-i ‘irfân olan
Kanda bilsin gevherin kıymetini nâdân olan
Hod bilürsin güç getürmez kendüye insân olan
Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden
Nâme-i ‘uşşâka nâmuñ senüñ ‘unvân iken
Tab’-ı nakkâduñ bugün ser-defter-i ‘irfân iken
Mülk-i istiğnâda şâhâ başına sultân iken
Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden
Ey Usûlî cânumuñ mir’âtı nûr-ı gaybdur
Çün vücûduñ safhası mecmû’a-i lâraybdur
Hamdülillâh zât-ı pâküñ gevher-i bî-gaybdur
Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden[5]
1.1.4. Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Murabbalar içindeki oranı %11,75, bütün şiirler içindeki oranı ise %10,82’dir. En çok 16 ve 19.yüzyıllarda kullanılmıştır. Murabbalarda en fazla kullanılan beş vezinden biridir.[6]
Bu vezin aşağıdaki şairler tarafından kullanılmıştır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (3).
16.yüzyılda Yahyâ Beg (1), Za’fî (1), Muhibbî (1), Nazmî (66), Hayretî (3), Lâmi’î (3), Hıtâbî (2), Aşkî (3).
17.yüzyılda Fenâyî (9).
18.yüzyılda Hâtif Ali (1), Hâtem (1), Re’fet (1), Seyyid Vehbî (1), Nâfiz (1), Mahtûmî (6), Cesârî (1), Nazîm Yahyâ (2), Gâlib (1), İlhâmî (2), Fâzıl (3), Hâşim Baba (2).
19.yüzyılda Dâniş Mehmed (1), Fehîm-i Sânî (1), Fatîn (8), Senîh (7), Pertev Paşa (2), Nevres (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa (6), Vâsıf (29), Aczî (5), Şeref Hanım (6), Said (3), Sermed (11), Ahmed Râsim (1), Leylâ Hanım (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Nev-bahâr olsa bu ‘âlem dem-be-dem
Üstüñe gül koklamam ey gonca-fem
Bir tarafdan eylese bülbül sitem
Üstüñe gül koklamam ey gonca-fem
Nergisi çeşmiñe hayrân eyle sen
Zülfüñe âşüfte olsun feslegen
Şöyle tursun bûy-ı sünbül yâsemen
Üstüñe gül koklamam ey gonca-fem
Lâle-ruhsârım nedir böyle edâ
‘Itr-şâhîler kul olmışdur saña
Göñlüme itdi eser bûy-ı safâ
Üstüñe gül koklamam ey gonca-fem
Hâtırım yâr ile Sermed oldı şâd
Öte gitsün ‘andelîb-i nâ-murâd
Eyledim ben nükhet-i vaslıñı yâd
Üstüñe gül koklamam ey gonca-fem[7]
1.1.5. Fâc ilâtün Fâc ilün
Sekiz örneğin tamamı 19.yüzyılda kullanılmış olup Vâsıf tarafından yazılmışlardır.[8] Bütün şiirler içindeki oranı %0,42; murabbalar içindeki oranı %0,47’dir. Örnek şiir aşağıdadır:
Şarkı
Nev-civânıñ hasreti
Yakdı sabr ü tâkati
Her nigâh-ı âfeti
Yakdı sabr ü tâkati
Sünbül-i gîsûları
Turra-i şebbûları
Cünbiş-i ebrûları
Yakdı sabr ü tâkati
‘Ãşıkım ruhsârına
Mâ’ilim güftârına
Yok sözüm reftârına
Yakdı sabr ü tâkati
Dilber-i şîrîn-zebân
Şîve-kâr-ı dil-sitân
Ol büt-i ince miyân
Yakdı sabr ü tâkati[9]
1.1.6. Fâ’ilün Fâ’ilün
Vâsıf’a ait olan tek örnek aşağıya alınmıştır:
Şarkı
Ey büt-i nev-edâ
Olmuşum mübtelâ
‘Ãşıkım ben saña
İltifât it baña
Gördüğümden beri
Olmuşum serserî
Bendeñim ey perî
İltifât it baña
Vaslile eyle şâd
Olayım ber-murâd
Eyleyip gâhi yâd
İltifât it baña
Hâsılı bunca dem
Ben seniñ bendeñem
Gel gel ey gonca-fem
İltifât it baña
Sañadır bu niyâz
Her zamân itme nâz
Gel gel ey ser-firâz
İltifât it baña[10]
1.1.7. Fâc ilün Fâc ilün Fâc ilün Fâc ilün
Rastladığımız iki örnek de 16.yüzyıl şairlerinden Nazmî’ye aittir.
Cem’-i nâdânile gezmese dâyimâ
Hem-dem-i ehl-i dil olsa bir dil-rübâ
Dil-rübâ oldurur ehl-i dilden ola
Cân u dil olsun ol dil-rübâya fedâ
‘Ãşık olmışdurur bu dil ü cân aña
Olayın cânile ben de kurbân aña
Beñzemez hüsnile gayrı hûbân aña
Cân u dil olsun ol dil-rübâya fedâ
Ol güzel dil-rübâ kim güzeldür güzel
Bu güzellikde hîc olmaz aña bedel
Şâh-ı hûbân dimek aña hakkâ mahal
Cân u dil olsun ol dil-rübâya fedâ
Hüsnile buldı çün şöhret ol dil-rübâ
‘Ãşık oldı aña cân u dil Nazmi’yâ
Kendümi eylesem nola teslîm aña
Cân u dil olsun ol dil-rübâya fedâ
Ben anuñ cânile kulı kurbânıyum
Dil virüp sevmişüm ‘abd-i fermânıyum
Devletinde anuñ ‘aşk sultânıyum
Cân u dil olsun ol dil-rübâya fedâ[11]
1.1.8. Fac ûlün Fac ûlün Fac ûlün Fac ûl
Bu vezne ait iki şiir 16.yüzyıl şairlerinden Nazmî’ye aittir.[12]
1.1.9. Fac ûlün Fac ûlün Fac ûlün Fac ûlün
Bu vezne ait 3 örnek de 16.yüzyıl şairlerinden Nazmî tarafından yazılmıştır.
1.1.10. Fe’ilâtün Fe’ilâtün
Bütün şiirler arasında toplam üç adettir.[13] Murabbalar içindeki oranı %0,17; bütün şiirler içindeki oranı ise %0,16’dır.
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır: 18.yüzyılda Mahtûmî (2), Fâzıl (1). Örnek şiir aşağıdadır.
Beni hicrânıña şâyân
Yeter itdiñ yeter itdiñ
Gam-ı zülfüñle perîşân
Yeter itdiñ yeter itdiñ
İdüp ağyâr ile ülfet
Şeb ü rûz eylediñ ‘işret
Yirümi âteş-i hasret
Yeter itdiñ yeter itdiñ
Olalı ‘aşkile şeydâ
Baña rahm eyledi dünyâ
Garaz ger cevr ise cânâ
Yeter itdiñ yeter itdiñ
İdüp âh seher ekser
O mâhı eyleme muğber
Beni Mahtûmî mükedder
Yeter itdiñ yeter itdiñ[14]
1.1.11. Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün
Bu veznin bütün murabbalar içindeki oranı %11,69, bütün şiirler içindeki oranı ise %10,71’dir. Murabbalarda en fazla kullanılan beş vezinden biridir.[15]
Bu vezin aşağıdaki şairler tarafından kullanılmıştır:
15.yüzyılda Selîmî (1), Şehdî (1), Nasîbî (1), Mesîhî (1), Nizâmî (1), Râzî (1), Resmî (1), Seyfî (1), Sa’dî-i Cem (2), Adlî (1), Ahmed Paşa (2), Cem Sultan (1), Ca’fer Çelebi (3), Halîlî (1), Hızrî (1), Hafî (2), İlâhî (1), Kemâlî (1), Sarıca Kemâl (1), Mihrî (1), Melîhî (1).
16.yüzyılda Vasfî (2), Yahyâ Beg (5), Yakînî (1), Yetîm (1), Zâtî (1), Za’îfî (2), Za’fî (1), Muhibbî (3), Özrî (1), Remzî (1), Revânî (1), Sezâyî (1), Sehâyî (1), Nazmî (65), Nihâlî (1), Nev’î (1), Ayânî (1), Atâ (1), Amrî (1), Basîrî (1), Fevrî (1), Fuzûlî (1), Fehmî-i Cânbâz (1), Gedâyî (1), Hüdâyî (1), Hayretî (5), Hıfzî (1), Hevesî (1), Hadîdî (1), İshak (3), Kemâl Paşa-zâde (1), Kâmî (1), Lâmi’î (1), Me’âlî (3), Helâkî (2), Aşkî (2).
17.yüzyılda Fenâyî (1), Şemsî (1).
18.yüzyılda Hâtif Ali (4), Refî’ (1), Ãkif (2), Refî’-i Amidî (1), Re’fet (1), Neyyir (1), Nâşid (2), Nedîm (7), Nâfiz (4), Gâlib (1), İlhâmî (4), Fâzıl (2).
19.yüzyılda Fatîn (1), Senîh (1), Vâsıf (8), Şeref Hanım (4), Said (1), Sermed (2), Hilmî (2).
Örnek şiir aşağıdadır:
Ãh kim Hazret-i Ya’kûb gibi şâm u seher
Eylerin sağa sola hasret-i yâr ile nazar
Râh-ı kûyında yoğ ol Yûsuf-ı sânîden eser
Ağla ey gözlerüm ağla ne gelür var ne gider
Sıdı ‘âşıklarınuñ göñli gibi ‘ahdini yâr
Turmadı kavl ü karârına dirîğâ dildâr
İntizâriyle helâk itdi beni ‘ışk-ı nigâr
Ağla ey gözlerüm ağla ne gelür var ne gider
Yol gibi boynumı burup tururın yolda müdâm
Niçe gündür ki gelüp geçmedi ol şâh-ı be-nâm
Meded eyvây meded gelmek işi oldı tamâm
Ağla ey gözlerüm ağla ne gelür var ne gider
Kanı ol dem ki var idi baña yâruñ nazarı
Karşulardı anı gördükce yaşum katraları
Nâ-bedîd oldı perî gibi görünmez haberi
Ağla ey gözlerüm ağla ne gelür var ne gider
Beni Yahyâ gibi yârâna temâşâ kıldı
Derd-i ‘ışkıyla be-nâm eyledi şeydâ kıldı
Kendüden hâne-i vîrânemi tenhâ kıldı
Ağla ey gözlerüm ağla ne gelür var ne gider[16]
1.1.12. Feilâtün Feilâtün Feilün
Bütün murabbalar içindeki oranı %3,89, bütün şiirler içindeki oranı %3,75’tir.[17]
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:
16.yüzyılda Nazmî (34).
17.yüzyılda Fenâyî (1), Nâ’ilî (2).
18.yüzyılda Fennî (1), Mahtûmî (2), Nazîm Yahyâ (3), Fıtnat (1), Fâzıl (3).
19.yüzyılda Senîh (4), Mahmûd Celâleddîn Paşa (3), Vâsıf (4), Sermed (7).
Örnek şiir aşağıdadır:
Şarkî-i Berây-ı Meh-tâb
Halkdan kıldı o meh-pâre hicâb
Yüzine perçemini kıldı nikâb
Ay gibi meclise itdikde zuhûr
Didiler ismine ‘âlem Meh-tâb
Cigerim ben de saña biryânım
Güzelim bî-bedelim cânânım
Bize de eyle nazar sultânım
Olmışum âteş-i ‘aşkıñla kebâb
Serv-i nâzım buyuruñ seyrâna
Geldi esbâb-ı safâ meydâna
Bâde bir yana kadeh bir yana
Seni biñ cânile gözler ahbâb
Fâzıl-ı zârı helâk eylersin
Sözi hep gamze ile söylersin
Niçün ol zâlime ısmarlarsın
Ne olur dirseñ dilberle cevâb[18]
1.1.13. Fec ilâtün Mefâc ilün Fec ilün
Murabbalar içindeki oranı %1,13, bütün şiirler içindeki oranı ise %1,01’dir.[19]
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).
16.yüzyılda Nazmî (12).
17.yüzyılda Nâ’ilî (2).
18.yüzyılda Hâtem (1), Mahtûmî (1), Nazîm Yahyâ (1), İzzet Ali Paşa (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Şerer-i âh-ı âteşînimden
Sakın ey gonce-i latîf sakın
İnkisâr-ı dil-i hazînimden
Sakın ey gonce-i latîf sakın
Hâr ile ülfet eyleyüp bî-bâk
Nâlemi itme hem-ser-i eflâk
Gül gibi dâmeniñ olur sad-çâk
Sakın ey gonce-i latîf sakın
Ãhımı alup âteşe yanma
İtdüğüñ yanıña kalur sanma
İltifât-ı bahâra aldanma
Sakın ey gonce-i latîf sakın
Ãh-ı Mahtûmî’ye tegâfülden
İhtirâz eyle ‘ibret al gülden
Berk-rîz-i figân-ı bülbülden
Sakın ey gonce-i latîf sakın[20]
1.1.14. Mefc ûlü Fâc ilâtü Mefâc îlü Fâc ilün
Bütün murabbalar içindeki oranı %1,97, bütün şiirler içindeki oranı ise %1,82’dir.[21]
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:
16.yüzyılda Yahyâ Beg (2), Za’fî (1), Nazmî (23), Nev’î (1), Hayretî (1), Helâkî (1), Şâhî (1).
18.yüzyılda Gâlib (2).
19.yüzyılda Şeref Hanım (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Murabba
Ãşüfteyüz cemâline Sultân Mehemmed’üñ
Dil-besteyüz nihâline Sultân Mehemmed’üñ
İrmezse el visâline Sultân Mehemmed’üñ
Var kâni’ ol hayâline Sultân Mehemmed’üñ
Lutf itmeyüp o şâh dilâ ben gedâsına
Fursat düşüp karîn olamazsam likâsına
İtmezse göz ucıyla nazar mübtelâsına
Kurbân olam hilâline Sultân Mehemmed’üñ
Bir ‘adl ü dâd sâhibi Sultân imiş diyü
Dil virdüñ aña derdüñe dermân imiş diyü
Bu kez bakarsa yoluma kurbân olam diyü
Bak lutf-ı bâ-kemâline Sultân Mehemmed’üñ
‘Osmâniyân ki sâhib-i hulk u bihâ olur
Lutf u sehâda şâhlara pâdişâh olur
Hep ehl-i lutf-meşreb ü kân-ı sehâ olur
Bak bir nazar cemâline Sultân Mehemmed’üñ
Meddâh-ı saltanat kılalı Nev’î’yi Hudâ
Şâh-ı edâ benem şu’arâ zümresi gedâ
Gûş eyleyüp dür-i suhanum söylemez baña
Ãlüfteyüz makâline Sultân Mehemmed’üñ[22]
1.1.15. Mefc ûlü Fâc ilâtün Mefc ûlü Fâc ilâtün
Bu veznin bütün murabbalar içindeki oranı % 0,17, bütün şiirler içindeki oranı ise % 0, 16’dır. Bu vezindeki 3 şiirin tamamı 16.yüzyıldadır ve Nazmî’ye aittir. Örnek şiir aşağıdadır:
Murabba’
Ol nâzenîn ider nâz nâzüklikile hakkâ
Ol dil-rübâ dil alur hoş nakşı var dil-ârâ
Nâzile diller almak san andan oldı peydâ
Ol nazenîn ne nâzik ol dil-rübâ ne zîbâ
Nâzile nâzikâne diller alur dem-â-dem
Güftâra geldügi dem can-bahş olur yine hem
Yârab perî midür ol yâ hod melek mi bilmem
Ol nazenîn ne nâzik ol dil-rübâ ne zîbâ
La’li tebessümile câna safâ bagışlar
Tatlu dilile sözi her rûhı râhat eyler
Olsun fedâ aña dil hem dahı cânile ser
Ol nazenîn ne nâzik ol dil-rübâ ne zîbâ
Yaraşdurur be-gâyet kendüzine libâsın
Bir beg güzeldurur ol hakkâ igen celâsın
Göñlüm sever o yüzden anuñ tamâm orasın
Ol nazenîn ne nâzik ol dil-rübâ ne zîbâ
Nazmî görüb ben anı cânile sevdüm ânî
İtdüm revân yolına ‘aşkile nakd-i cânı
Dil almagimiş anuñ ânîden âh şânı
Ol nazenîn ne nâzik ol dil-rübâ ne zîbâ[23]
1.1.16. Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fa’ûlün
Bu veznin bütün murabbalar içindeki oranı % 5,45; bütün şiirler içindeki oranı ise % 5,14’tür.[24]
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:
15.yüzyılda Nizâmî (1), Ahî (1), Cem Sultan (1).
16.yüzyılda Şevkî (1), Yahyâ Beg (2), Zâtî (6), Za’fî (1), Nazmî (17), Ahmed Sârbân (1), Me’âlî (1), Aşkî (2).
17.yüzyılda Fenâyî (1), Nâ’ilî (1), Es’ad-ı Bağdâdî (1).
18.yüzyılda Hâtif Ali (2), Enîs (1), Re’fet (1), Nedîm (2), Seyyid Vehbî (1), Fennî (2), Müştak (1), Esrâr Dede (1), İlhâmî (2).
Örnek şiir aşağıdadır:
Kapuñdan ayırma beni zulm eyleme hanum
Bir merd-i garîbem ne yirüm var ne mekânum
Sabr idemez oldum döyemez cevrüñe cânum
Beg-zâdecigüm begcegizüm tâze cuvânum
Yanuñca alay ile yürür cümle güzeller
Sultânı ile seyre giden beglere beñzer
Sensin bilürüz hüsn iline şâh-ı muzaffer
Beg-zâdecigüm begcegizüm tâze cuvânum
Dilberler esirger bu kara günlü esîri
Yanumda kaçan görmese sen mâh-ı münîri
Sâyirlere muhtâc idüp aglatma fakîri
Beg-zâdecigüm begcegizüm tâze cuvânum
Kapuñda melûl eyleme bu derde devâ kıl
Yâ cevr ile öldür beni yâ mihr ü vefâ kıl
Dünyâda neye lâyık isem anı baña kıl
Beg-zâdecigüm begcegizüm tâze cuvânum
Allâh bilür bir dahi bu şehre gelem mi
Gitdüm sefere ‘âlem-i gurbetde kalam mı
Yahyâ gibi kim bile firâkuñla ölem mi
Beg-zâdecigüm begcegizüm tâze cuvânum[25]
1.1.17. Mef’ûlü Mefâ’îlün
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0, 11, bütün şiirler içindeki oranı % 0,10’dur.
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:
18.yüzyılda Hâşim Baba (1).
19.yüzyılda Vâsıf (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Senden usanayım mı
Va’de inanayım mı
Cevre dayanayım mı
Ben böyle yanayım mı
Kan ile gözüm doldı
Beñzüm sararup soldı
Nolduysa baña oldı
Ben böyle yanayım mı
Ey dilber-i meh-pâre
Rahm it dil-i bîmâre
‘Aşkuñla düşüp nâre
Ben böyle yanayım mı
Agyâr ile her sûda
Zevk eyle leb-i cûda
Kansun meye Göksu’da
Ben böyle yanayım mı
Vâsıf nic’olur hâlüm
Derd ü gama pâmâlüm
Rahm itmez misin zâlim
Ben böyle yanayım mı[26]
1.1.18. Mef’ûlü Mefâ’ilün Fa’ûlün
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,23; bütün şiirler içindeki oranı ise % 0,21’dir.[27]
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:
16.yüzyılda Hatâyî (1).
18.yüzyılda Esrâr Dede (2).
19.yüzyılda Şeref Hanım (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Zann itme tehî bu hây hûyı
Boş sanma piyâleyi sebûyı
‘Aksinde görüp ol mâh-rûyı
Cûş itdi dökildi âb-ı rûyı
Ey şebbû ger hezâr ‘işve
Ahir iderek herâr ‘işve
Olduksa da kâm-kâr ‘işve
Şâyeste midür bu bâde-i kûyî
Lâzım bize dil-berüñ rızâsı
Üzer velâkin budur safâsı
Her ‘âşıka başkadur edâsı
Huzûra yakışdı sürh zûyı
Gör şevketini cenâb-ı ‘aşkuñ
Bil kadrini intisâb-ı ‘aşkuñ
Kim zerre-i âfitâb-ı ‘aşkuñ
Hurşîd-i felek gedâ-yı kûyı[28]
1.1.19. Mef’ûlü Mefâ’îlün Mef’ûlü Mefâ’îlün
Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,11’dir. 16.yüzyılda yazılan mevcut iki şiirin biri Nazmî’ye diğeri ‘Ubeydî’ye aittir. Örnek şiir aşağıdadır:
Murabba’-ı Mütekerrir
..............heves kılmam ey hüsrev ü devrânum
İzüñ tozıdur inci dil ü cânum[29]
Bin ‘izz ü niyâz idegeldüm kapuña hânum
Reddeyleme lutf eyle ben kulunı sultânum
Gayret yüregüm deldi bir rahm iderüm yokdur
Nur-ı seyl eger aglar isem yaşum silerüm yokdur
Dergâhuña yüz tutdum bir gayri yerüm yokdur
Ben bendeñe lutf eyle zulm eyleme sultânum
Bilmezlik ile şâhum hıdmetde olup fâhir
Bî-çâre ‘Ubeydî’den olduysa hatâ sâdır
Dermânı ‘inâyetin dürr-i keremüñ vâfir
Reddeyleme lutf eyle ben kuluñı sultânum[30]
Aynı veznin Nazmî’deki örneği aşağıdadır:
Murabba’
Acıtmagiçün cânum lâyık mı saña cânâ
Bûs-ı lebüñi itmek agyâra ‘atâ cânâ
Cân umariken senden lutfile vefâ cânâ
Her dem niçe bir câna cevrile cefâ cânâ
Cânum lebüñi emmek ümmîd idinür her dem
Kim derdine anuñ oldur evvel olan emsem
Agyâra sunub anı ammâ dimeseñ mâ em
Her dem niçe bir câna cevrile cefâ cânâ
Cânum lebüñe mâyil oldugı budur ekser
Kim andan aña bir hôş zevkile safâ irer
Cânum acıdub anı meclisde öper sâgar
Her dem niçe bir câna cevrile cefâ cânâ
Agyâra tolu üzre karşumda sunarsın leb
Cânâneler içinde andan bu mıdur meşreb
Câna irer ol gamdan tâbü’l-meyile teb
Her dem niçe bir câna cevrile cefâ cânâ
Agyâra leb emdürmek kim ‘âdet idindüñ sen
Saklarsın o kem- ‘adet ammâ anı Nazmî’den
Ol saña anuñçün dir karşuñda idüp şîven
Her dem niçe bir câna cevrile cefâ cânâ[31]
1.1.20. Mefâ’îlün Fa’ûlün Mefâ’îlün Fa’ûlün
Bütün murabba ve şiirler içindeki oranı % 0, 05’tir. Tek örnek 16.yüzyıl şairi Nazmî’de bulunmaktadır. Şiirin mütekerrir mısraı “İder saña mahabbet iden seni temâşâ” şeklindedir.
1.1.21. Mefâ’ilün Fe’ilâtün Mefâ’ilün Fe’ilün
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,41; bütün şiirler içindeki oranı % 0,37’dir.[32]
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:
15.yüzyılda Nihânî (1).
16.yüzyılda Nazmî (2).
18.yüzyılda Nâfiz (2), İlhâmî (2).
Örnek şiir aşağıdadır:
Nedür bu zevk u safâ meclisüñde bu gulgul
Meğer ki var ola bir hokka-fem lebi mül mül
Açıldı sanki ruhında hemân gonce-i gül
Senüñ gibi o güle ben de ‘âşıkum bülbül
Efendi kalmadı dilde nukûd-ı sabr u sükûn
Saña düşer mi ki itdüñ bu rütbe kalbümi huñ
Bu derdile düşeyüm kûha bârî çün Mecnûn
Senüñ gibi o güle ben de ‘âşıkum bülbül
Güneş tokınmaya yelpâze tut begüm yüzine
Şu’â’-ı şems kuzum girmesün meded gözine
O gül içün hele İlhâmî bakma el sözine
Senüñ gibi o güle ben de ‘âşıkum bülbül[33]
1.1.22. Mefâ’îlün Mefâ’îlün
Bütün murabbalar içindeki oranı % 1,91; bütün şiirler içindeki oranı % 1,87’dir.[34]
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:
17.yüzyılda Nâ’ilî (2).
18.yüzyılda Dâniş Süleymân (1), Mahtûmî (2), Fâzıl (1).
19.yüzyılda Mahmûd Celâleddîn Paşa (2), Vâsıf (13), Şeref Hanım (4), Sermed (7).
Örnek şiir aşağıdadır:
Şarkî
Derûnum dâğ dâğ olsun
Ko ‘aşk içre çerâğ olsun
Hemân ol şûh sağ olsun
Göñül dağ üsti bâğ olsun
Nigâr-ı dil-pesendümsün
Civânsın şeh-levendümsün
Hemân sen gel efendimsin
Güzeller hep ırağ olsun
Seni öpmiş rakîb-i şûm
Yanağından bütün ma’lûm
Amân ol kalmasun mahrûm
El olmazsa ayağ olsun
Göñül ol dilbere mâ’il
Olurken lutfuña kâ’il
Revâ mı şimdicek Fâzıl
Ki senden ol yasağ olsun[35]
1.1.23. Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fa’ûlün
Bütün murabbalar içindeki oranı % 12,11; bütün şiirler içindeki oranı % 11,09’dur. Murabbalarda en fazla kullanılan beş vezinden biridir.[36]
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:
15.yüzyılda Nihânî (1), Ca’fer Çelebi (1), Halîlî (1), Mihrî (1).
16.yüzyılda Muhibbî (3), Nazmî (91), Amrî (2), Ãşık Çelebi (1), Me’âlî (1), Hıtâbî (4), Helâkî (2), Aşkî (5), Hatâyî (1).
17.yüzyılda Fenâyî (16), Şemsî (1), Nâ’ilî (2).
18.yüzyılda Nedîm (1), Esîf (1), Nâfiz (10), Fennî (1), Mahtûmî (3), Nazîm Yahyâ (1), Müştak (1), Fıtnat (1), İlhâmî (3), Fâzıl (1), Hâşim Baba (9).
19.yüzyılda Fatîn (1), Senîh (2), Pertev Paşa (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa (5), Vâsıf (9), Aczî (6), Said (2), Sermed (12), Ahmed Râsim (1), Leylâ Hanım (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Murabba
Benem bir bî-kes ü bî-çâre miskîn
Garîb ü derd-mend ü zâr u gamgîn
Bi-hakkın Meryem ü Tâ-Hâ vü Yâ-Sîn
Eğisnâ yâ gıyâse’l-müstağîsîn
Benem bir mücrim ü ‘âsî siyeh-rû
Esîri nefsüñ olmış boynı baglu
‘Amel yok Hakk’a yarar yek ser-i mû
Eğisnâ yâ gıyâse’l-müstağîsîn
İşüm sehv ü hatâ vü cürm ü ‘ısyân
Harîfüm eşk çeşmüm dil perîşân
Enîsüm rûz u şeb feryâd u figân
Eğisnâ yâ gıyâse’l-müstağîsîn
Gedâyum bî-ser ü bî-dest ü bî-pâ
Göñüldedurur ‘aşkuñ başda sevdâ
Gözümüñ kanlu yaşı oldı deryâ
Eğisnâ yâ gıyâse’l-müstağîsîn
Nihânî gibi yokdur bir güneh-kâr
Güneh-kârdurur ammâ nâlişi var
Mey-i gafletden eyle anı hüşyâr
Eğisnâ yâ gıyâse’l-müstağîsîn[37]
1.1.24. Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün
Bütün murabbalar içindeki oranı % 11,39; bütün şiirler içindeki oranı % 11,46’dır. Murabbalarda en fazla kullanılan beş vezinden biridir.[38]
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:
15.yüzyılda Şeyh (1).
16.yüzyılda Ubeydî (1), Yahyâ Beg (4), Yetîm (1), Zâtî (2), Za’îfî (1), Za’fî (3), Safâyî (1), Nazmî (70), Nev’î (2), Fevrî (2), Fazlî (1), Fuzûlî (2), Hayretî (2), Helâkî (1), Aşkî (5), Şâhî (2).
18.yüzyılda Hâtif Ali (3), Sâlim (1), Neylî (1), Nedîm (9), Feyzî (1), Nâfiz (16), Fennî (3), Sâmî (4), Dürrî (1), Gâlib (1), İlhâmî (18).
19.yüzyılda Mahmûd Celâleddîn Paşa (2), Vâsıf (22), Türâbî (2), Şeref Hanım (1), Sermed (5), Hilmî (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Nedür bu âteş-i hicrân ile bagrumda yanıklar
Nedür bu derd ü bu hasret baña ‘aşk ile ‘âşıklar
Beni ol şems-i tâbândan cüdâ kıldı münâfıklar
Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar
Belâ vü derd ile öldüm meded dermâne çârem yok
Şeb-i hasretde tenhâyam yanumda mâh-pârem yok
Melûlem yalımum halk içre alçakdur sitârem yok
Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar
Nice yıllar geçer ol meh baña bir gün karîb olmaz
Nice nevrûz u ‘ıyd olur dem-i vuslat nasîb olmaz
Garîbüm kendü şehrümde benüm gibi garîb olmaz
Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar
Gam-ı ‘aşk ile Mecnûnam makâmum künc-i vîrâne
Hemîşe ol saçı Leylî gider gayr ile seyrâna
Nice gündür gözüm tuş olmadı ol mâh-ı tâbâna
Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar
Uyumaz halk-ı ‘âlem her gice âh u figânumdan
Yaşum ırmag olup akar dem-â-dem çevre yanumdan
Irag oldum nice günlerdür ol mihr-i cihânumdan
Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar
Cihânı başuma zindân edüp ol Yûsuf-ı sânî
Cemâliyle gelüp kılmaz müşerref beyt-i ahzânı
Nice ay oldı görmedüm ben ol hurşîd-i tâbânı
Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar
Zıyâ kesb eylemez çeşmüm yüzüñsüz şems-i hâverden
Saçı olmasa bûy almaz dimâgum misk-i ‘anberden
Cüdâyam ‘Aşkiyâ şimdi ben ol gün yüzlü dilberden
Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar[39]
1.1.25. Müfte’ilün Fâ’ilün
Murabbalar içindeki oranı % 0,11; bütün şiirler içindeki oranı % 0,10’dur. İki örnek şiir de 19.yüzyıla aittir. Bu şiirlerden biri Vâsıf diğeri Ahmed Râsim tarafından yazılmıştır.
Örnek şiir aşağıdadır:
Derde devâ zikrdür
Câna safâ zikrdür
Kalbe zıyâ zikrdür
Rûha cilâ zikrdür
Zikr iledür her bir iş
Savtile zikre giriş
Dime çalış yaz u kış
‘Ahde vefâ zikrdür
Zikr ile her dem lisân
Râhat ola rûh u cân
Safha-i dilde hemân
Cilve-nümâ zikrdür
Eyleye agyârı dûr
Pür ola kalbinde nûr
İde tecellî zuhûr
Feyze sezâ zikrdür
Hakk’a kul olduñsa kul
İsteriseñ togrı yol
Matleb ise ger vusûl
Râh-ı hüdâ zikrdür
Zikreyle Hakk’ı her gâh[40]
Râsim olagör âgâh
Meclis-i rabb-i ilâh
Cem’ ü likâ zikrdür[41]
1.1.26. Müfte’ilün Mefâ’ilün Müfte’ilün Mefâ’ilün
15.yüzyılda ‘Aynî-i Tirmizî tarafından yazılan 1 şiir vardır.
1.1.27. Müfte’ilün Müfte’ilün Fâ’ilün
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,41; bütün şiirler içindeki oranı % 0,37’dir.[42]
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:
16.yüzyıl Hayretî (1).
17.yüzyıl Nâ’ilî (1).
18.yüzyıl Nazîm Yahyâ (1).
19.yüzyıl Senîh (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa (2), İffet (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Der-Sitâyiş-i Mahbûb ‘Alâ Vechi’l-Hakîka
Göz görüben oldı göñül mübtelâ
Ey sanem-i sîm-ten ü meh-likâ
Hey ne sanem nûr-ı Hudâ’sın Hudâ
Salli ‘ala seyyidinâ Mustafâ
Göz mi bu yâ ‘ayn-ı ‘anâ mı baña
Gamze mi bu tîr-i kazâ mı baña
Kaş mı bu yâ kavs-i belâ mı baña
Salli ‘ala seyyidinâ Mustafâ
‘Ömr-i ebed mi bu ya kâmet midür
Yohsa kıyâmetden ‘alâmet midür
Bu yüriyiş mi ya bir âfet midür
Salli ‘ala seyyidinâ Mustafâ
Yüriyişi bakışı mestânedür
Söyleyişi cünbişi rindânedür
Hey nice üslûb-ı levendânedür
Salli ‘ala seyyidinâ Mustafâ
Hayretî çün gördi yüzüñ ey nigâr
Nûr-ı Hudâ gördi yine âşikâr
Geldi bu söz diline bî-ihtiyâr
Salli ‘ala seyyidinâ Mustafâ[43]
1.1.28. Müstef’ilâtün
Mevcut 4 şiirin tamamı 19.yüzyıla aittir. 3’ü Vâsıf, 1’i Şeref Hanım tarafından yazılmıştır. Örnek şiir aşağıdadır:
Dünyâda kat’â
Yokdur nazîrüñ
Billâhi cânâ
Yokdur nazîrüñ
Cins-i melekde
Zîr-i felekde
Hic kalma şekde
Yokdur nazîrüñ
Mâh-ı edâsın
Mihr-i ‘atâsın
Burc-ı vefâsın
Yokdur nazîrüñ
Bâg-ı İrem’de
Türk ü ‘Acem’de
Hâlâ bu demde
Yokdur nazîrüñ
‘Aşkuñla her gâh
Eyler Şeref âh
Ol sen de âgâh
Yokdur nazîrüñ[44]
1.1.29. Müstef’ilâtün Müstef’ilâtün
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,83; bütün şiirler içindeki oranı % 0,80’dir.[45]
Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:
16.yüzyılda Nazmî (4).
17.yüzyılda Nâ’ilî (1).
18.yüzyılda Re’fet (1).
19.yüzyılda Nevres (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa (4), Vâsıf (2), Said (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Kâr itmez âhım sen gül-’izâre
Onulmaz işler dilde bu yâre
Olsam da geçmem ben pâre pâre
Sevmiş bulundum gayrı ne çâre
Pek bî-vefâsın ey çeşmi şehlâ
Bîhûde oldum ‘aşkıñla rüsvâ
Böyle bileydim sevmezdim ammâ
Sevmiş bulundum gayrı ne çâre
Avâre göñlüm mânend-i bülbül
İñler seniñçün rûz u şeb ey gül
N’itdiñse nâ-çâr itdim tahammül
Sevmiş bulundum gayrı ne çâre
Koy aksun eşkim bi’llâhi silmem
Mecbûruñ oldum terk idebilmem
Kesseñ de başım senden kesilmem
Sevmiş bulundum gayrı ne çâre
Çekmez efendim bu derdi herkes
İster kabûl it ister dilim kes
Çekmezdim ammâ ey şûh-ı Nevres
Sevmiş bulundum gayrı ne çâre[46]
1.1.30. Müstef’ilün Müstef’ilün
Bütün murabbalar içindeki oranı % 2,87; bütün şiirler içindeki oranı % 2,84’tür.[47]
16.yüzyılda Muhibbî (1).
18.yüzyılda Mahtûmî (2), İlhâmî (1), Fâzıl (2), Hâşim Baba (2).
19.yüzyılda Fatîn (1), Senîh (2), Vâsıf (22), Şeref Hanım (8), Said (2), Sermed (2), Ahmed Râsim (3).
Örnek şiir aşağıdadır:
Bu hüsn ile sen dilberâ
Bir bî-bedel cânânesin
Ta’rîfe hâcet ne baña
Bilmez miyüm cânâ nesin
Hâl ü lebüñ fikriyle cân
Çekdi firâkun bir zamân
Mânend-i mürg-ı nâ-tüvan
Devşirdi âb u dânesin
Leyl ü şem i’tirâz idüp
Agyârdan mümtâz idüp
Sahrâya saldı nâz idüp
Mecnûn gibi dîvânesin
Râzî olur her zillete
Söyleñ o şem’-i devlete
Mahtûmî nâr-ı firkate
Tek yakmasun pervânesin[48]
1.1.31. Müstef’ilün Müstef’ilün Müstef’ilün Müstef’ilün
Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,53’tür.[49]
16.yüzyılda Ubeydî (1), Nazmî (1).
18.yüzyılda İlhâmî (7).
Örnek şiir aşağıdadır:
Ey âhû-yı deşt-i hüsn gûş eyleme lâf u güzâf
Kaçırma benden rûyuñı işitdügüñ sözler hilâf
Uyma rakîbüñ kavline söyledügi hep cümle lâf
Kaçırma benden rûyuñı işitdügüñ sözler hilâf
Dimiş ki ol kâfir ‘adû başka anuñ bir yâri var
Anuñ içün her rûz u şeb efgân ü zâr u zârı var
Gül-zâra meyl itmez fakat başka karanfil-zârı var
Kaçırma benden rûyuñı işitdügüñ sözler hilâf
Dimiş nazar-gâhı degül yârın o rûy-ı nâlişi
Agyâr-ı bed-gûnuñ baña hep böyledür dâ’im işi
Sen de dimişsiñ ey perî vardur anuñ gayri eşi
Kaçırma benden rûyuñı işitdügüñ sözler hilâf
Zâlim dimiş bu sözleri İlhâmî hep inkâr ider
Her güzele meyl eyleyüp eş’ârını ızhâr ider
Nev-reste çok dilberleri ol kendüsine yâr ider
Kaçırma benden rûyuñı işitdügüñ sözler hilâf[50]
[1] Bkz. metin 311, 330, 337, 338, 342, 343, 350, 351, 357, 376, 378.
[2] Senîh, s.128.
[3] AMBROS, Edith: The Iyrics of Me’âlî, an Ottoman Poet of the 16th Century, Berlin, 1982, s.183.
[4] Bkz. metin 1, 4, 5, 7, 11, 12, 13, 14, 21, 23, 25, 26, 27, 28, 31, 33, 34, 35, 36, 39, 40, 45, 46, 47, 48, 51, 55, 57, 58, 59, 62, 63, 65, 66, 68, 69, 72, 76, 84, 87, 89, 90, 91, 92, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 116, 117, 119, 122, 124, 126, 127, 128, 130, 131, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 143, 147, 149, 150, 151, 152, 153, 155, 156, 157, 158, 160, 161, 162, 163, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 174, 178, 179, 180, 181, 183, 184, 185, 186, 188, 189, 190, 193, 194, 197, 198, 199, 200, 201, 203, 207, 210, 211, 214, 217, 220, 247, 248, 250, 251, 261, 262, 264, 265, 267, 268, 274, 278, 281, 282, 285, 286, 288, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 297, 298, 299, 307, 308, 321, 322, 347, 352, 353, 354, 355, 374, 386, 394, 404, 405, 407, 427, 429, 431, 435, 451, 453, 454, 457, 461, 468, 471, 472, 475, 485, 489, 490, 509.
[5] İSEN, Mustafa: Usûlî Dîvânı, Akçağ Yay., Ankara, 1990, s.81.
[6] Bkz. metin 29, 30, 32, 50, 71, 73, 79, 81, 83, 125, 176, 177, 204, 230, 240, 245, 269, 272, 284, 305, 344, 348, 349, 360, 361, 365, 368, 380, 381, 382,388, 393, 396, 399, 409, 412, 419, 423, 426, 428, 436, 437, 438, 439, 445, 450, 462, 463, 464, 465, 466, 473, 481, 482, 483, 492, 498, 499, 506.
[7] Sermed, s.147.
[8] Bkz. metin 383.
[9] Vâsıf, s.85.
[10] Vâsıf, s.118.
[11] NM, 69b.
[12] Bkz. metin 80.
[13] Bkz. metin 239.
[14] Mahtûmî: Dîvân, Hafîd Ef., Sül.Ktb., no:478.
[15] Bkz. metin 2, 6, 8, 10, 19, 20, 38, 41, 42, 43, 53, 56, 60, 85, 118, 120, 123, 145, 146, 154, 206, 213, 218, 219, 222, 233, 236, 249, 255, 256, 279, 280, 300, 304, 316, 356, 395, 430, 452, 455, 456, 467, 477, 478.
[16] Yahyâ, s.203.
[17] Bkz. metin 227, 228, 243, 244, 310, 312, 417, 479, 480, 487, 488.
[18] Fâzıl: Dîvân, Bulak Matbaası, Kahire, 1258, s.3.
[19] Bkz. metin 223, 224.
[20] Mahtûmî, 14b.
[21] Bkz. metin 37, 142, 205, 212, 283, 458.
[22] TULUM, Mertol-M.Ali TANYERİ: Nev’î Dîvânı, İstanbul, 1977, s.227.
[23] NM, 65a.
[24] Bkz. metin 3, 52, 64, 173, 191, 216, 231, 252, 254, 263, 270, 276, 319, 323, 324, 328, 329, 362, 367, 370, 385, 391, 398, 400, 401, 403, 441, 470, 474, 476, 491, 493, 495, 502.
[25] Yahyâ, s.207-208.
[26] Vâsıf, s.173.
[27] Bkz. metin 442.
[28] Esrâr Dede: Dîvân, Hâlet Ef., Sül.Ktb., no: 694, 14a.
[29] Mısraın vezni eksiktir.
[30] ÜNLÜ, Şahabettin: Ubeydî , Hayatı, Edebî Kişiliği ve Dîvânının Tenkidli Metni, İstanbul, 1991, s.25.
[31] Nazmî, 27b.
[32] Bkz. metin 148.
[33] İlhâmî: Dîvân, İst.Üni.Ktb.T.5507, 81a.
[34] Bkz. metin 225, 226, 237, 333, 334, 339, 340, 341, 375, 377, 414, 420, 421, 422, 433, 434, 440, 448, 501, 508.
[35] Fâzıl, s.7-8.
[36] Bkz. metin 9, 15, 16, 17, 18, 22, 24, 54, 75, 77, 78, 82, 121, 129, 132, 164, 175, 187, 196, 232, 234, 238, 241, 253, 271, 273, 275, 277, 306, 369, 373, 387, 390, 402, 410, 411, 413, 415, 416, 418, 424, 425, 494, 497, 503, 510, 511.
[37] Nihânî: Dîvân, Ali Emiri Ef.Manzum Eserler, Millet Ktb.no: 4751-b, 2a.
[38] Bkz. metin 44, 49, 61, 67, 70, 86, 88, 93, 94, 107, 144, 159, 182, 192, 202, 208, 209, 215, 221, 235, 246, 257, 258, 259, 260, 287, 289, 296, 302, 303, 315, 317, 318, 320, 325, 326, 327, 363, 364, 371, 406, 408, 432, 500, 504.
[39] ‘Aşkî, s.118-119.
[40] Mısraın vezni bozuktur.
[41] Ahmed Râsim: Dîvân, Hacı Halil Taş Destgâhı, İstanbul, 1272/1856, s.40.
[42] Bkz. metin 242, 397, 507.
[43] Hayretî, s.114.
[44] Şeref, s.91.
[45] Bkz. metin 74, 229, 359, 379, 392, 486, 496, 505.
[46] Nevres: Dîvân, Matbaa-i Ãmire, İstanbul, 1290, s.99.
[47] Bkz. metin 115, 313, 314, 331, 335, 336, 345, 346, 358, 366, 372, 384, 389, 443, 444, 446, 447, 449, 459, 460, 469, 484.
[48] Mahtûmî, 10b.
[49] Bkz. metin 301.
[50] İlhâmî, 72a.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder