1 Ağustos 2007 Çarşamba

4.2. Vezin

Bu döneme ait genel vezinler tablosu aşağıdadır:

15.

yy

16.

yy

17.

yy

18.

yy

19.

yy

Toplam

Oran %

Fâ’ilâtü Mefâ’îlü Fa’ûlün

0

1

0

0

0

1

0,05

Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün

0

0

0

0

32

32

1,91

Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fa’

0

1

0

0

0

1

0,05

Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

19

309

5

103

51

487

29,15

Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

3

80

9

22

82

196

11,75

Fâ’ilâtün Fâ’ilün

0

0

0

0

8

8

0,47

Fâ’ilün Fâ’ilün

0

0

0

0

1

1

0,05

Fâ’ilün Fâ’ilün Fâ’ilün Fâ’ilün

0

2

0

0

0

2

0,11

Fa’ûlün Fa’ûlün Fa’ûlün Fa’ul

0

2

0

0

0

2

0,11

Fa’ûlün Fa’ûlün Fa’ûlün Fa’ûlün

0

3

0

0

0

3

0,17

Fe’ilâtün Fe’ilâtün

0

0

0

3

0

3

0,17

Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün

26

118

2

30

19

195

11,69

Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün

0

34

3

10

18

65

3,89

Fe’ilâtün Mefâ’ilün Fe’ilün

1

12

2

4

0

19

1,13

Mef’ûlü Fâ’ilâtü Mefâ’îlü Fâ’ilün

0

30

0

2

1

33

1,97

Mef’ûlü Fâ’ilâtün Mef’ûlü Fâ’ilâtün

0

3

0

0

0

3

0,17

Mef’ûlü Mefâ’îlü Fa’ûlün

0

1

0

0

0

1

0,05

Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fa’ûlün

3

31

3

13

39

89

5,45

Mef’ûlü Mefâ’îlün

0

0

0

1

1

2

0,11

Mef’ûlü Mefâ’ilün Fa’ûlün

0

2

0

2

1

5

0,23

Mef’ûlü Mefâ’îlün Mef’ûlü Mefâ’îlün

0

2

0

0

0

2

0,11

Mefâ’îlün Fa’ûlün Mefâ’îlün Fa’ûlün

0

1

0

0

0

1

0,05

Mefâ’ilün Fe’ilâtün Mefâ’ilün Fe’ilün

1

2

0

4

0

7

0,41

Mefâ’îlün Mefâ’îlün

0

0

2

4

26

32

1,91

Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fa’ûlün

4

107

19

32

40

202

12,11

Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün

1

100

0

58

33

192

11,39

Müfte’ilün Fâ’ilün

0

0

0

0

2

2

0,11

Müfte’ilün Mefâ’ilün Müfte’ilün Mefâ’ilün

1

0

0

0

0

1

0,05

Müfte’ilün Müfte’ilün Fâ’ilün

0

1

1

1

4

7

0,41

Müstef’ilâtün

0

0

0

0

4

4

0,23

Müstef’ilâtün Müstef’ilâtün

0

4

1

1

8

14

0,83

Müstef’ilün Müstef’ilün

0

1

0

7

40

48

2,87

Müstef’ilün Müstef’ilün Müstef’ilün Müstef’ilün

0

2

0

7

0

9

0,53

Toplam

59

847

47

304

410

1667

Tablo B 15-19.yüzyıllara ait murabbaların genel "vezin" tablosu.

Tablodan şu sonuçlar çıkarılabilir: Murabbalarda en fazla kullanılan vezin c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün veznidir. Daha sonra sırasıyla Mefâc îlün Mefâcîlün Fac ûlün, Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün, Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fecilün ve Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün vezinleri kullanılmıştır. Bu beş veznin toplam oranı % 76’dır. Hece ölçüsünün 11’lisine denk düşen aruz vezinlerinin toplam oranı ise % 30’dur. Bu oran murabba/şarkı ile halk şiiri nazım şekillerinden olan ve 11’li hece ölçüsüyle yazılan koşma arasında bir ilgi bulunabileceğini düşündürmektedir. Şiir sayılarından hareket ettiğimizde böylesine bir etkileşimin 16. yüzyılda başladığını söylememiz mümkündür.

Vezinlerle ilgili örnek şiirlerde, şiirin üstünde ayrıca vezne yer verilmemiştir.

1.1.1. c ilâtün Fâc ilâtün

Bütün murabbalar içindeki oranı %1,91, bütün şiirler içindeki oranı %1,71’dir.

Bütün örnekler 19.yüzyıla aittir.[1] Bu vezin aşağıdaki şairler tarafından kullanılmıştır:

Vâsıf (31), Senîh (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Şarkî-i Beste-nigâr

Bir cefâ-cû nâzlı yâra

Dûş olup yandım bu nâra

Olsa göñlüm var mı çâre

Mübtelâyım var mı çâre

Dilde âteş böyle kalmaz

Sûz-ı ‘aşk artar azalmaz

Söylesem göñlüm söz almaz

Mübtelâyım var mı çâre

Sorma ol vahşî gazâlı

‘Ãşıkıñdan kaçma hâlî

Ben şaşırdım kîl ü kâli

Mübtelâyım var mı çâre

Göz yaşın etrâfa saçmam

Ben Senîh’e râzım açmam

Biñ cefâ görsem de kaçmam

Mübtelâyım var mı çâre[2]

1.1.2. c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fac

Bütün şiirler içinde tek örneği vardır.16.yüzyılda Me’âlî tarafından yazılan tek örnek şiir aşağıdadır:

Bir sanem şevkine düşdi odlara yandı

Bir gözi cellâd elinden kana boyandı

Sevdügin kendüye miskîn yâr ola sandı

Dâr-ı ‘âlemde dil-i bîmâr derdinden

Görmese bir lahza yârı idemez ârâm

Karañu olur gözine hecr ile eyyâm

Eyledi halk arasında ol beni bed-nâm

Dâr-ı ‘âlemde dil-i bî-kâr derdinden

Hak bilür anı ki niçe derde düşmişdür

Yâ firâkile niçe oda tutışmışdur

Gussa vü gam leşkeri başına üşmişdür
Dâr-ı ‘âlemde dil-i bî-’âr derdinden

Hecrile yanmak Me’âlî baña mı kaldı

Nice yanmak kim bu hasret cânumı aldı

Derd ü mihnet oklarıyla bağrumı deldi

Dâr-ı ‘âlemde dil-i gam-hâr derdinden[3]

1.1.3. c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Bütün murabbalar içindeki oranı %29,15, bütün şiirler içindeki oranı %33,38’dir. En fazla 16 ve 18.yüzyıllarda kullanılmıştır. Bütün murabbalar içinde en fazla kullanılan vezindir.[4]

Bu vezin aşağıdaki şairler tarafından kullanılmıştır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (2), Şehdî (1), Necâtî (1), Mesîhî (2), Sa’dî-i Cem (2), Cem Sultan (1), Ca’fer Çelebi (5), Kemâlî (1), Mihrî (4).

16.yüzyılda Misâlî (2), Cenâbî (1), Usûlî (2), Ubeydî (2), Yahyâ Beg (12), Zâtî (16), Zamîrî (1), Za’îfî (2), Za’fî (17), Muhibbî (23), Nazmî (121), Nisâyî (2), Ahmed Sârbân (1), Amrî (2), Ãşık Çelebi (6), Fevrî (5), Fuzûlî (2), Hayâlî (2), Hayretî (14), İshak (1), Lâmi’î (2), Me’âlî (2), Helâkî (2), Aşkî (42), Şâhî (20), Hatâyî (4).

17.yüzyılda Fenâyî (1), Fütûhî (1), Es’ad-ı Bağdâdî (2), Sabrî (1).

18.yüzyılda Nebzî (1), Râşid (3), Hâtif Ali (9), Hanîf (1), Enîs (1), Ãkif (1), Re’fet (1), Nâşid (1), Nedîm (14), Seyyid Vehbî (1), Feyzî (4), Esîf (1), Nâfiz (12), Fennî (2), Mahtûmî (1), Cesârî (1), Neş’et (1), Sâmî (1), Selâmî (1), Esrâr Dede (1), Dürrî (1), Gâlib (5), İzzet Ali Paşa (5), İlhâmî (28), Fâzıl (2), Hâşim Baba (4).

19.yüzyılda Fehîm-i Sânî (2), Fatîn (2), Senîh (1), Nevres (2), Mahmûd Celâleddîn Paşa (6), Vâsıf (20), Türâbî (1), Aczî (3), Şeref Hanım (8), Said (1), Sermed (1), Ahmed Râsim (1), Leylâ Hanım (3).

Örnek şiir aşağıdadır:

Murabba’

Her denîye ey göñül rûh-ı revân virmek neden

Bî-vefâ cânâna ‘ömr-i câvidân virmek neden

Kadrüñi bilmezlere cân u cihân virmek neden

Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden

Akıda gözüñ yaşını dem-be-dem bahr eyleye

Kendü zevk içre ola aşın senüñ zehr eyleye

İllere lutf eyledigince saña kahr eyleye

Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden

Bî-nevâsın gam makâmında karâr it ey göñül

Bârî var ‘uzlet bucağın ihtiyâr it ey göñül

Sabra tâkat kalmadı terk-i diyâr it ey göñül

Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden

Fâriğ ü âzâde yürürken kul olma vâz gel

Her yüze gülen güle gel bülbül olma vâz gel

Ãteş-i hırmân ile yanıp kül olma vâz gel

Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden

Ehl-i irfân kadrin añlar sâhib-i ‘irfân olan

Kanda bilsin gevherin kıymetini nâdân olan

Hod bilürsin güç getürmez kendüye insân olan

Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden

Nâme-i ‘uşşâka nâmuñ senüñ ‘unvân iken

Tab’-ı nakkâduñ bugün ser-defter-i ‘irfân iken

Mülk-i istiğnâda şâhâ başına sultân iken

Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden

Ey Usûlî cânumuñ mir’âtı nûr-ı gaybdur

Çün vücûduñ safhası mecmû’a-i lâraybdur

Hamdülillâh zât-ı pâküñ gevher-i bî-gaybdur

Bir vefâsuz rahmi yok nâ-merde cân virmek neden[5]

1.1.4. c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Murabbalar içindeki oranı %11,75, bütün şiirler içindeki oranı ise %10,82’dir. En çok 16 ve 19.yüzyıllarda kullanılmıştır. Murabbalarda en fazla kullanılan beş vezinden biridir.[6]

Bu vezin aşağıdaki şairler tarafından kullanılmıştır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (3).

16.yüzyılda Yahyâ Beg (1), Za’fî (1), Muhibbî (1), Nazmî (66), Hayretî (3), Lâmi’î (3), Hıtâbî (2), Aşkî (3).

17.yüzyılda Fenâyî (9).

18.yüzyılda Hâtif Ali (1), Hâtem (1), Re’fet (1), Seyyid Vehbî (1), Nâfiz (1), Mahtûmî (6), Cesârî (1), Nazîm Yahyâ (2), Gâlib (1), İlhâmî (2), Fâzıl (3), Hâşim Baba (2).

19.yüzyılda Dâniş Mehmed (1), Fehîm-i Sânî (1), Fatîn (8), Senîh (7), Pertev Paşa (2), Nevres (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa (6), Vâsıf (29), Aczî (5), Şeref Hanım (6), Said (3), Sermed (11), Ahmed Râsim (1), Leylâ Hanım (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Nev-bahâr olsa bu ‘âlem dem-be-dem

Üstüñe gül koklamam ey gonca-fem

Bir tarafdan eylese bülbül sitem

Üstüñe gül koklamam ey gonca-fem

Nergisi çeşmiñe hayrân eyle sen

Zülfüñe âşüfte olsun feslegen

Şöyle tursun bûy-ı sünbül yâsemen

Üstüñe gül koklamam ey gonca-fem

Lâle-ruhsârım nedir böyle edâ

‘Itr-şâhîler kul olmışdur saña

Göñlüme itdi eser bûy-ı safâ

Üstüñe gül koklamam ey gonca-fem

Hâtırım yâr ile Sermed oldı şâd

Öte gitsün ‘andelîb-i nâ-murâd

Eyledim ben nükhet-i vaslıñı yâd

Üstüñe gül koklamam ey gonca-fem[7]

1.1.5. c ilâtün Fâc ilün

Sekiz örneğin tamamı 19.yüzyılda kullanılmış olup Vâsıf tarafından yazılmışlardır.[8] Bütün şiirler içindeki oranı %0,42; murabbalar içindeki oranı %0,47’dir. Örnek şiir aşağıdadır:

Şarkı

Nev-civânıñ hasreti

Yakdı sabr ü tâkati

Her nigâh-ı âfeti

Yakdı sabr ü tâkati

Sünbül-i gîsûları

Turra-i şebbûları

Cünbiş-i ebrûları

Yakdı sabr ü tâkati

‘Ãşıkım ruhsârına

Mâ’ilim güftârına

Yok sözüm reftârına

Yakdı sabr ü tâkati

Dilber-i şîrîn-zebân

Şîve-kâr-ı dil-sitân

Ol büt-i ince miyân

Yakdı sabr ü tâkati[9]

1.1.6. Fâ’ilün Fâ’ilün

Vâsıf’a ait olan tek örnek aşağıya alınmıştır:

Şarkı

Ey büt-i nev-edâ

Olmuşum mübtelâ

‘Ãşıkım ben saña

İltifât it baña

Gördüğümden beri

Olmuşum serserî

Bendeñim ey perî

İltifât it baña

Vaslile eyle şâd

Olayım ber-murâd

Eyleyip gâhi yâd

İltifât it baña

Hâsılı bunca dem

Ben seniñ bendeñem

Gel gel ey gonca-fem

İltifât it baña

Sañadır bu niyâz

Her zamân itme nâz

Gel gel ey ser-firâz

İltifât it baña[10]

1.1.7. c ilün Fâc ilün Fâc ilün Fâc ilün

Rastladığımız iki örnek de 16.yüzyıl şairlerinden Nazmî’ye aittir.

Cem’-i nâdânile gezmese dâyimâ

Hem-dem-i ehl-i dil olsa bir dil-rübâ

Dil-rübâ oldurur ehl-i dilden ola
Cân u dil olsun ol dil-rübâya fedâ

‘Ãşık olmışdurur bu dil ü cân aña

Olayın cânile ben de kurbân aña

Beñzemez hüsnile gayrı hûbân aña

Cân u dil olsun ol dil-rübâya fedâ

Ol güzel dil-rübâ kim güzeldür güzel

Bu güzellikde hîc olmaz aña bedel

Şâh-ı hûbân dimek aña hakkâ mahal

Cân u dil olsun ol dil-rübâya fedâ

Hüsnile buldı çün şöhret ol dil-rübâ

‘Ãşık oldı aña cân u dil Nazmi’yâ

Kendümi eylesem nola teslîm aña

Cân u dil olsun ol dil-rübâya fedâ

Ben anuñ cânile kulı kurbânıyum

Dil virüp sevmişüm ‘abd-i fermânıyum

Devletinde anuñ ‘aşk sultânıyum

Cân u dil olsun ol dil-rübâya fedâ[11]

1.1.8. Fac ûlün Fac ûlün Fac ûlün Fac ûl

Bu vezne ait iki şiir 16.yüzyıl şairlerinden Nazmî’ye aittir.[12]

1.1.9. Fac ûlün Fac ûlün Fac ûlün Fac ûlün

Bu vezne ait 3 örnek de 16.yüzyıl şairlerinden Nazmî tarafından yazılmıştır.

1.1.10. Fe’ilâtün Fe’ilâtün

Bütün şiirler arasında toplam üç adettir.[13] Murabbalar içindeki oranı %0,17; bütün şiirler içindeki oranı ise %0,16’dır.

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır: 18.yüzyılda Mahtûmî (2), Fâzıl (1). Örnek şiir aşağıdadır.

Beni hicrânıña şâyân

Yeter itdiñ yeter itdiñ

Gam-ı zülfüñle perîşân

Yeter itdiñ yeter itdiñ

İdüp ağyâr ile ülfet

Şeb ü rûz eylediñ ‘işret

Yirümi âteş-i hasret

Yeter itdiñ yeter itdiñ

Olalı ‘aşkile şeydâ

Baña rahm eyledi dünyâ

Garaz ger cevr ise cânâ

Yeter itdiñ yeter itdiñ

İdüp âh seher ekser

O mâhı eyleme muğber

Beni Mahtûmî mükedder

Yeter itdiñ yeter itdiñ[14]

1.1.11. Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün

Bu veznin bütün murabbalar içindeki oranı %11,69, bütün şiirler içindeki oranı ise %10,71’dir. Murabbalarda en fazla kullanılan beş vezinden biridir.[15]

Bu vezin aşağıdaki şairler tarafından kullanılmıştır:

15.yüzyılda Selîmî (1), Şehdî (1), Nasîbî (1), Mesîhî (1), Nizâmî (1), Râzî (1), Resmî (1), Seyfî (1), Sa’dî-i Cem (2), Adlî (1), Ahmed Paşa (2), Cem Sultan (1), Ca’fer Çelebi (3), Halîlî (1), Hızrî (1), Hafî (2), İlâhî (1), Kemâlî (1), Sarıca Kemâl (1), Mihrî (1), Melîhî (1).

16.yüzyılda Vasfî (2), Yahyâ Beg (5), Yakînî (1), Yetîm (1), Zâtî (1), Za’îfî (2), Za’fî (1), Muhibbî (3), Özrî (1), Remzî (1), Revânî (1), Sezâyî (1), Sehâyî (1), Nazmî (65), Nihâlî (1), Nev’î (1), Ayânî (1), Atâ (1), Amrî (1), Basîrî (1), Fevrî (1), Fuzûlî (1), Fehmî-i Cânbâz (1), Gedâyî (1), Hüdâyî (1), Hayretî (5), Hıfzî (1), Hevesî (1), Hadîdî (1), İshak (3), Kemâl Paşa-zâde (1), Kâmî (1), Lâmi’î (1), Me’âlî (3), Helâkî (2), Aşkî (2).

17.yüzyılda Fenâyî (1), Şemsî (1).

18.yüzyılda Hâtif Ali (4), Refî’ (1), Ãkif (2), Refî’-i Amidî (1), Re’fet (1), Neyyir (1), Nâşid (2), Nedîm (7), Nâfiz (4), Gâlib (1), İlhâmî (4), Fâzıl (2).

19.yüzyılda Fatîn (1), Senîh (1), Vâsıf (8), Şeref Hanım (4), Said (1), Sermed (2), Hilmî (2).

Örnek şiir aşağıdadır:

Ãh kim Hazret-i Ya’kûb gibi şâm u seher

Eylerin sağa sola hasret-i yâr ile nazar

Râh-ı kûyında yoğ ol Yûsuf-ı sânîden eser

Ağla ey gözlerüm ağla ne gelür var ne gider

Sıdı ‘âşıklarınuñ göñli gibi ‘ahdini yâr

Turmadı kavl ü karârına dirîğâ dildâr

İntizâriyle helâk itdi beni ‘ışk-ı nigâr

Ağla ey gözlerüm ağla ne gelür var ne gider

Yol gibi boynumı burup tururın yolda müdâm

Niçe gündür ki gelüp geçmedi ol şâh-ı be-nâm

Meded eyvây meded gelmek işi oldı tamâm

Ağla ey gözlerüm ağla ne gelür var ne gider

Kanı ol dem ki var idi baña yâruñ nazarı

Karşulardı anı gördükce yaşum katraları

Nâ-bedîd oldı perî gibi görünmez haberi

Ağla ey gözlerüm ağla ne gelür var ne gider

Beni Yahyâ gibi yârâna temâşâ kıldı

Derd-i ‘ışkıyla be-nâm eyledi şeydâ kıldı

Kendüden hâne-i vîrânemi tenhâ kıldı

Ağla ey gözlerüm ağla ne gelür var ne gider[16]

1.1.12. Feilâtün Feilâtün Feilün

Bütün murabbalar içindeki oranı %3,89, bütün şiirler içindeki oranı %3,75’tir.[17]

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:

16.yüzyılda Nazmî (34).

17.yüzyılda Fenâyî (1), Nâ’ilî (2).

18.yüzyılda Fennî (1), Mahtûmî (2), Nazîm Yahyâ (3), Fıtnat (1), Fâzıl (3).

19.yüzyılda Senîh (4), Mahmûd Celâleddîn Paşa (3), Vâsıf (4), Sermed (7).

Örnek şiir aşağıdadır:

Şarkî-i Berây-ı Meh-tâb

Halkdan kıldı o meh-pâre hicâb

Yüzine perçemini kıldı nikâb

Ay gibi meclise itdikde zuhûr

Didiler ismine ‘âlem Meh-tâb

Cigerim ben de saña biryânım

Güzelim bî-bedelim cânânım

Bize de eyle nazar sultânım

Olmışum âteş-i ‘aşkıñla kebâb

Serv-i nâzım buyuruñ seyrâna

Geldi esbâb-ı safâ meydâna

Bâde bir yana kadeh bir yana

Seni biñ cânile gözler ahbâb

Fâzıl-ı zârı helâk eylersin

Sözi hep gamze ile söylersin

Niçün ol zâlime ısmarlarsın

Ne olur dirseñ dilberle cevâb[18]

1.1.13. Fec ilâtün Mefâc ilün Fec ilün

Murabbalar içindeki oranı %1,13, bütün şiirler içindeki oranı ise %1,01’dir.[19]

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).

16.yüzyılda Nazmî (12).

17.yüzyılda Nâ’ilî (2).

18.yüzyılda Hâtem (1), Mahtûmî (1), Nazîm Yahyâ (1), İzzet Ali Paşa (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Şerer-i âh-ı âteşînimden

Sakın ey gonce-i latîf sakın

İnkisâr-ı dil-i hazînimden

Sakın ey gonce-i latîf sakın

Hâr ile ülfet eyleyüp bî-bâk

Nâlemi itme hem-ser-i eflâk

Gül gibi dâmeniñ olur sad-çâk

Sakın ey gonce-i latîf sakın

Ãhımı alup âteşe yanma

İtdüğüñ yanıña kalur sanma

İltifât-ı bahâra aldanma

Sakın ey gonce-i latîf sakın

Ãh-ı Mahtûmî’ye tegâfülden

İhtirâz eyle ‘ibret al gülden

Berk-rîz-i figân-ı bülbülden

Sakın ey gonce-i latîf sakın[20]

1.1.14. Mefc ûlü Fâc ilâtü Mefâc îlü Fâc ilün

Bütün murabbalar içindeki oranı %1,97, bütün şiirler içindeki oranı ise %1,82’dir.[21]

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:

16.yüzyılda Yahyâ Beg (2), Za’fî (1), Nazmî (23), Nev’î (1), Hayretî (1), Helâkî (1), Şâhî (1).

18.yüzyılda Gâlib (2).

19.yüzyılda Şeref Hanım (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Murabba

Ãşüfteyüz cemâline Sultân Mehemmed’üñ

Dil-besteyüz nihâline Sultân Mehemmed’üñ

İrmezse el visâline Sultân Mehemmed’üñ

Var kâni’ ol hayâline Sultân Mehemmed’üñ

Lutf itmeyüp o şâh dilâ ben gedâsına

Fursat düşüp karîn olamazsam likâsına

İtmezse göz ucıyla nazar mübtelâsına

Kurbân olam hilâline Sultân Mehemmed’üñ

Bir ‘adl ü dâd sâhibi Sultân imiş diyü

Dil virdüñ aña derdüñe dermân imiş diyü

Bu kez bakarsa yoluma kurbân olam diyü

Bak lutf-ı bâ-kemâline Sultân Mehemmed’üñ

‘Osmâniyân ki sâhib-i hulk u bihâ olur

Lutf u sehâda şâhlara pâdişâh olur

Hep ehl-i lutf-meşreb ü kân-ı sehâ olur

Bak bir nazar cemâline Sultân Mehemmed’üñ

Meddâh-ı saltanat kılalı Nev’î’yi Hudâ

Şâh-ı edâ benem şu’arâ zümresi gedâ

Gûş eyleyüp dür-i suhanum söylemez baña

Ãlüfteyüz makâline Sultân Mehemmed’üñ[22]

1.1.15. Mefc ûlü Fâc ilâtün Mefc ûlü Fâc ilâtün

Bu veznin bütün murabbalar içindeki oranı % 0,17, bütün şiirler içindeki oranı ise % 0, 16’dır. Bu vezindeki 3 şiirin tamamı 16.yüzyıldadır ve Nazmî’ye aittir. Örnek şiir aşağıdadır:

Murabba’

Ol nâzenîn ider nâz nâzüklikile hakkâ

Ol dil-rübâ dil alur hoş nakşı var dil-ârâ

Nâzile diller almak san andan oldı peydâ

Ol nazenîn ne nâzik ol dil-rübâ ne zîbâ

Nâzile nâzikâne diller alur dem-â-dem

Güftâra geldügi dem can-bahş olur yine hem

Yârab perî midür ol yâ hod melek mi bilmem

Ol nazenîn ne nâzik ol dil-rübâ ne zîbâ

La’li tebessümile câna safâ bagışlar

Tatlu dilile sözi her rûhı râhat eyler

Olsun fedâ aña dil hem dahı cânile ser

Ol nazenîn ne nâzik ol dil-rübâ ne zîbâ

Yaraşdurur be-gâyet kendüzine libâsın

Bir beg güzeldurur ol hakkâ igen celâsın

Göñlüm sever o yüzden anuñ tamâm orasın

Ol nazenîn ne nâzik ol dil-rübâ ne zîbâ

Nazmî görüb ben anı cânile sevdüm ânî

İtdüm revân yolına ‘aşkile nakd-i cânı

Dil almagimiş anuñ ânîden âh şânı

Ol nazenîn ne nâzik ol dil-rübâ ne zîbâ[23]

1.1.16. Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fa’ûlün

Bu veznin bütün murabbalar içindeki oranı % 5,45; bütün şiirler içindeki oranı ise % 5,14’tür.[24]

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:

15.yüzyılda Nizâmî (1), Ahî (1), Cem Sultan (1).

16.yüzyılda Şevkî (1), Yahyâ Beg (2), Zâtî (6), Za’fî (1), Nazmî (17), Ahmed Sârbân (1), Me’âlî (1), Aşkî (2).

17.yüzyılda Fenâyî (1), Nâ’ilî (1), Es’ad-ı Bağdâdî (1).

18.yüzyılda Hâtif Ali (2), Enîs (1), Re’fet (1), Nedîm (2), Seyyid Vehbî (1), Fennî (2), Müştak (1), Esrâr Dede (1), İlhâmî (2).

Örnek şiir aşağıdadır:

Kapuñdan ayırma beni zulm eyleme hanum

Bir merd-i garîbem ne yirüm var ne mekânum

Sabr idemez oldum döyemez cevrüñe cânum

Beg-zâdecigüm begcegizüm tâze cuvânum

Yanuñca alay ile yürür cümle güzeller

Sultânı ile seyre giden beglere beñzer

Sensin bilürüz hüsn iline şâh-ı muzaffer

Beg-zâdecigüm begcegizüm tâze cuvânum

Dilberler esirger bu kara günlü esîri

Yanumda kaçan görmese sen mâh-ı münîri

Sâyirlere muhtâc idüp aglatma fakîri

Beg-zâdecigüm begcegizüm tâze cuvânum

Kapuñda melûl eyleme bu derde devâ kıl

Yâ cevr ile öldür beni yâ mihr ü vefâ kıl

Dünyâda neye lâyık isem anı baña kıl

Beg-zâdecigüm begcegizüm tâze cuvânum

Allâh bilür bir dahi bu şehre gelem mi

Gitdüm sefere ‘âlem-i gurbetde kalam mı

Yahyâ gibi kim bile firâkuñla ölem mi

Beg-zâdecigüm begcegizüm tâze cuvânum[25]

1.1.17. Mef’ûlü Mefâ’îlün

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0, 11, bütün şiirler içindeki oranı % 0,10’dur.

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:

18.yüzyılda Hâşim Baba (1).

19.yüzyılda Vâsıf (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Senden usanayım mı

Va’de inanayım mı

Cevre dayanayım mı

Ben böyle yanayım mı

Kan ile gözüm doldı

Beñzüm sararup soldı

Nolduysa baña oldı

Ben böyle yanayım mı

Ey dilber-i meh-pâre

Rahm it dil-i bîmâre

‘Aşkuñla düşüp nâre

Ben böyle yanayım mı

Agyâr ile her sûda

Zevk eyle leb-i cûda

Kansun meye Göksu’da

Ben böyle yanayım mı

Vâsıf nic’olur hâlüm

Derd ü gama pâmâlüm

Rahm itmez misin zâlim

Ben böyle yanayım mı[26]

1.1.18. Mef’ûlü Mefâ’ilün Fa’ûlün

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,23; bütün şiirler içindeki oranı ise % 0,21’dir.[27]

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:

16.yüzyılda Hatâyî (1).

18.yüzyılda Esrâr Dede (2).

19.yüzyılda Şeref Hanım (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Zann itme tehî bu hây hûyı

Boş sanma piyâleyi sebûyı

‘Aksinde görüp ol mâh-rûyı

Cûş itdi dökildi âb-ı rûyı

Ey şebbû ger hezâr ‘işve

Ahir iderek herâr ‘işve

Olduksa da kâm-kâr ‘işve

Şâyeste midür bu bâde-i kûyî

Lâzım bize dil-berüñ rızâsı

Üzer velâkin budur safâsı

Her ‘âşıka başkadur edâsı

Huzûra yakışdı sürh zûyı

Gör şevketini cenâb-ı ‘aşkuñ

Bil kadrini intisâb-ı ‘aşkuñ

Kim zerre-i âfitâb-ı ‘aşkuñ

Hurşîd-i felek gedâ-yı kûyı[28]

1.1.19. Mef’ûlü Mefâ’îlün Mef’ûlü Mefâ’îlün

Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,11’dir. 16.yüzyılda yazılan mevcut iki şiirin biri Nazmî’ye diğeri ‘Ubeydî’ye aittir. Örnek şiir aşağıdadır:

Murabba’-ı Mütekerrir

..............heves kılmam ey hüsrev ü devrânum

İzüñ tozıdur inci dil ü cânum[29]

Bin ‘izz ü niyâz idegeldüm kapuña hânum

Reddeyleme lutf eyle ben kulunı sultânum

Gayret yüregüm deldi bir rahm iderüm yokdur

Nur-ı seyl eger aglar isem yaşum silerüm yokdur

Dergâhuña yüz tutdum bir gayri yerüm yokdur

Ben bendeñe lutf eyle zulm eyleme sultânum

Bilmezlik ile şâhum hıdmetde olup fâhir

Bî-çâre ‘Ubeydî’den olduysa hatâ sâdır

Dermânı ‘inâyetin dürr-i keremüñ vâfir

Reddeyleme lutf eyle ben kuluñı sultânum[30]

Aynı veznin Nazmî’deki örneği aşağıdadır:

Murabba’

Acıtmagiçün cânum lâyık mı saña cânâ

Bûs-ı lebüñi itmek agyâra ‘atâ cânâ

Cân umariken senden lutfile vefâ cânâ

Her dem niçe bir câna cevrile cefâ cânâ

Cânum lebüñi emmek ümmîd idinür her dem

Kim derdine anuñ oldur evvel olan emsem

Agyâra sunub anı ammâ dimeseñ mâ em

Her dem niçe bir câna cevrile cefâ cânâ

Cânum lebüñe mâyil oldugı budur ekser

Kim andan aña bir hôş zevkile safâ irer

Cânum acıdub anı meclisde öper sâgar

Her dem niçe bir câna cevrile cefâ cânâ

Agyâra tolu üzre karşumda sunarsın leb

Cânâneler içinde andan bu mıdur meşreb

Câna irer ol gamdan tâbü’l-meyile teb

Her dem niçe bir câna cevrile cefâ cânâ

Agyâra leb emdürmek kim ‘âdet idindüñ sen

Saklarsın o kem- ‘adet ammâ anı Nazmî’den

Ol saña anuñçün dir karşuñda idüp şîven
Her dem niçe bir câna cevrile cefâ cânâ
[31]

1.1.20. Mefâ’îlün Fa’ûlün Mefâ’îlün Fa’ûlün

Bütün murabba ve şiirler içindeki oranı % 0, 05’tir. Tek örnek 16.yüzyıl şairi Nazmî’de bulunmaktadır. Şiirin mütekerrir mısraı “İder saña mahabbet iden seni temâşâ” şeklindedir.

1.1.21. Mefâ’ilün Fe’ilâtün Mefâ’ilün Fe’ilün

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,41; bütün şiirler içindeki oranı % 0,37’dir.[32]

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:

15.yüzyılda Nihânî (1).

16.yüzyılda Nazmî (2).

18.yüzyılda Nâfiz (2), İlhâmî (2).

Örnek şiir aşağıdadır:

Nedür bu zevk u safâ meclisüñde bu gulgul

Meğer ki var ola bir hokka-fem lebi mül mül

Açıldı sanki ruhında hemân gonce-i gül

Senüñ gibi o güle ben de ‘âşıkum bülbül

Efendi kalmadı dilde nukûd-ı sabr u sükûn

Saña düşer mi ki itdüñ bu rütbe kalbümi huñ

Bu derdile düşeyüm kûha bârî çün Mecnûn

Senüñ gibi o güle ben de ‘âşıkum bülbül

Güneş tokınmaya yelpâze tut begüm yüzine

Şu’â’-ı şems kuzum girmesün meded gözine

O gül içün hele İlhâmî bakma el sözine

Senüñ gibi o güle ben de ‘âşıkum bülbül[33]

1.1.22. Mefâ’îlün Mefâ’îlün

Bütün murabbalar içindeki oranı % 1,91; bütün şiirler içindeki oranı % 1,87’dir.[34]

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:

17.yüzyılda Nâ’ilî (2).

18.yüzyılda Dâniş Süleymân (1), Mahtûmî (2), Fâzıl (1).

19.yüzyılda Mahmûd Celâleddîn Paşa (2), Vâsıf (13), Şeref Hanım (4), Sermed (7).

Örnek şiir aşağıdadır:

Şarkî

Derûnum dâğ dâğ olsun

Ko ‘aşk içre çerâğ olsun

Hemân ol şûh sağ olsun

Göñül dağ üsti bâğ olsun

Nigâr-ı dil-pesendümsün

Civânsın şeh-levendümsün

Hemân sen gel efendimsin

Güzeller hep ırağ olsun

Seni öpmiş rakîb-i şûm

Yanağından bütün ma’lûm

Amân ol kalmasun mahrûm

El olmazsa ayağ olsun

Göñül ol dilbere mâ’il

Olurken lutfuña kâ’il

Revâ mı şimdicek Fâzıl

Ki senden ol yasağ olsun[35]

1.1.23. Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fa’ûlün

Bütün murabbalar içindeki oranı % 12,11; bütün şiirler içindeki oranı % 11,09’dur. Murabbalarda en fazla kullanılan beş vezinden biridir.[36]

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:

15.yüzyılda Nihânî (1), Ca’fer Çelebi (1), Halîlî (1), Mihrî (1).

16.yüzyılda Muhibbî (3), Nazmî (91), Amrî (2), Ãşık Çelebi (1), Me’âlî (1), Hıtâbî (4), Helâkî (2), Aşkî (5), Hatâyî (1).

17.yüzyılda Fenâyî (16), Şemsî (1), Nâ’ilî (2).

18.yüzyılda Nedîm (1), Esîf (1), Nâfiz (10), Fennî (1), Mahtûmî (3), Nazîm Yahyâ (1), Müştak (1), Fıtnat (1), İlhâmî (3), Fâzıl (1), Hâşim Baba (9).

19.yüzyılda Fatîn (1), Senîh (2), Pertev Paşa (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa (5), Vâsıf (9), Aczî (6), Said (2), Sermed (12), Ahmed Râsim (1), Leylâ Hanım (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Murabba

Benem bir bî-kes ü bî-çâre miskîn

Garîb ü derd-mend ü zâr u gamgîn

Bi-hakkın Meryem ü Tâ-Hâ vü Yâ-Sîn

Eğisnâ yâ gıyâse’l-müstağîsîn

Benem bir mücrim ü ‘âsî siyeh-rû

Esîri nefsüñ olmış boynı baglu

‘Amel yok Hakk’a yarar yek ser-i mû

Eğisnâ yâ gıyâse’l-müstağîsîn

İşüm sehv ü hatâ vü cürm ü ‘ısyân

Harîfüm eşk çeşmüm dil perîşân

Enîsüm rûz u şeb feryâd u figân

Eğisnâ yâ gıyâse’l-müstağîsîn

Gedâyum bî-ser ü bî-dest ü bî-pâ

Göñüldedurur ‘aşkuñ başda sevdâ

Gözümüñ kanlu yaşı oldı deryâ

Eğisnâ yâ gıyâse’l-müstağîsîn

Nihânî gibi yokdur bir güneh-kâr

Güneh-kârdurur ammâ nâlişi var

Mey-i gafletden eyle anı hüşyâr

Eğisnâ yâ gıyâse’l-müstağîsîn[37]

1.1.24. Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün

Bütün murabbalar içindeki oranı % 11,39; bütün şiirler içindeki oranı % 11,46’dır. Murabbalarda en fazla kullanılan beş vezinden biridir.[38]

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:

15.yüzyılda Şeyh (1).

16.yüzyılda Ubeydî (1), Yahyâ Beg (4), Yetîm (1), Zâtî (2), Za’îfî (1), Za’fî (3), Safâyî (1), Nazmî (70), Nev’î (2), Fevrî (2), Fazlî (1), Fuzûlî (2), Hayretî (2), Helâkî (1), Aşkî (5), Şâhî (2).

18.yüzyılda Hâtif Ali (3), Sâlim (1), Neylî (1), Nedîm (9), Feyzî (1), Nâfiz (16), Fennî (3), Sâmî (4), Dürrî (1), Gâlib (1), İlhâmî (18).

19.yüzyılda Mahmûd Celâleddîn Paşa (2), Vâsıf (22), Türâbî (2), Şeref Hanım (1), Sermed (5), Hilmî (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Nedür bu âteş-i hicrân ile bagrumda yanıklar

Nedür bu derd ü bu hasret baña ‘aşk ile ‘âşıklar

Beni ol şems-i tâbândan cüdâ kıldı münâfıklar

Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar

Belâ vü derd ile öldüm meded dermâne çârem yok

Şeb-i hasretde tenhâyam yanumda mâh-pârem yok

Melûlem yalımum halk içre alçakdur sitârem yok

Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar

Nice yıllar geçer ol meh baña bir gün karîb olmaz

Nice nevrûz u ‘ıyd olur dem-i vuslat nasîb olmaz

Garîbüm kendü şehrümde benüm gibi garîb olmaz

Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar

Gam-ı ‘aşk ile Mecnûnam makâmum künc-i vîrâne

Hemîşe ol saçı Leylî gider gayr ile seyrâna

Nice gündür gözüm tuş olmadı ol mâh-ı tâbâna

Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar

Uyumaz halk-ı ‘âlem her gice âh u figânumdan

Yaşum ırmag olup akar dem-â-dem çevre yanumdan

Irag oldum nice günlerdür ol mihr-i cihânumdan

Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar

Cihânı başuma zindân edüp ol Yûsuf-ı sânî

Cemâliyle gelüp kılmaz müşerref beyt-i ahzânı

Nice ay oldı görmedüm ben ol hurşîd-i tâbânı

Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar

Zıyâ kesb eylemez çeşmüm yüzüñsüz şems-i hâverden

Saçı olmasa bûy almaz dimâgum misk-i ‘anberden

Cüdâyam ‘Aşkiyâ şimdi ben ol gün yüzlü dilberden

Ne kara günlere kaldum yazuklar baña yazuklar[39]

1.1.25. Müfte’ilün Fâ’ilün

Murabbalar içindeki oranı % 0,11; bütün şiirler içindeki oranı % 0,10’dur. İki örnek şiir de 19.yüzyıla aittir. Bu şiirlerden biri Vâsıf diğeri Ahmed Râsim tarafından yazılmıştır.

Örnek şiir aşağıdadır:

Derde devâ zikrdür

Câna safâ zikrdür

Kalbe zıyâ zikrdür

Rûha cilâ zikrdür

Zikr iledür her bir iş

Savtile zikre giriş

Dime çalış yaz u kış

‘Ahde vefâ zikrdür

Zikr ile her dem lisân

Râhat ola rûh u cân

Safha-i dilde hemân

Cilve-nümâ zikrdür

Eyleye agyârı dûr

Pür ola kalbinde nûr

İde tecellî zuhûr

Feyze sezâ zikrdür

Hakk’a kul olduñsa kul

İsteriseñ togrı yol

Matleb ise ger vusûl

Râh-ı hüdâ zikrdür

Zikreyle Hakk’ı her gâh[40]

Râsim olagör âgâh

Meclis-i rabb-i ilâh

Cem’ ü likâ zikrdür[41]

1.1.26. Müfte’ilün Mefâ’ilün Müfte’ilün Mefâ’ilün

15.yüzyılda ‘Aynî-i Tirmizî tarafından yazılan 1 şiir vardır.

1.1.27. Müfte’ilün Müfte’ilün Fâ’ilün

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,41; bütün şiirler içindeki oranı % 0,37’dir.[42]

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:

16.yüzyıl Hayretî (1).

17.yüzyıl Nâ’ilî (1).

18.yüzyıl Nazîm Yahyâ (1).

19.yüzyıl Senîh (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa (2), İffet (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Der-Sitâyiş-i Mahbûb ‘Alâ Vechi’l-Hakîka

Göz görüben oldı göñül mübtelâ

Ey sanem-i sîm-ten ü meh-likâ

Hey ne sanem nûr-ı Hudâ’sın Hudâ

Salli ‘ala seyyidinâ Mustafâ

Göz mi bu yâ ‘ayn-ı ‘anâ mı baña

Gamze mi bu tîr-i kazâ mı baña

Kaş mı bu yâ kavs-i belâ mı baña

Salli ‘ala seyyidinâ Mustafâ

‘Ömr-i ebed mi bu ya kâmet midür

Yohsa kıyâmetden ‘alâmet midür

Bu yüriyiş mi ya bir âfet midür

Salli ‘ala seyyidinâ Mustafâ

Yüriyişi bakışı mestânedür

Söyleyişi cünbişi rindânedür

Hey nice üslûb-ı levendânedür

Salli ‘ala seyyidinâ Mustafâ

Hayretî çün gördi yüzüñ ey nigâr

Nûr-ı Hudâ gördi yine âşikâr

Geldi bu söz diline bî-ihtiyâr

Salli ‘ala seyyidinâ Mustafâ[43]

1.1.28. Müstef’ilâtün

Mevcut 4 şiirin tamamı 19.yüzyıla aittir. 3’ü Vâsıf, 1’i Şeref Hanım tarafından yazılmıştır. Örnek şiir aşağıdadır:

Dünyâda kat’â

Yokdur nazîrüñ

Billâhi cânâ

Yokdur nazîrüñ

Cins-i melekde

Zîr-i felekde

Hic kalma şekde

Yokdur nazîrüñ

Mâh-ı edâsın

Mihr-i ‘atâsın

Burc-ı vefâsın

Yokdur nazîrüñ

Bâg-ı İrem’de

Türk ü ‘Acem’de

Hâlâ bu demde

Yokdur nazîrüñ

‘Aşkuñla her gâh

Eyler Şeref âh

Ol sen de âgâh

Yokdur nazîrüñ[44]

1.1.29. Müstef’ilâtün Müstef’ilâtün

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,83; bütün şiirler içindeki oranı % 0,80’dir.[45]

Bu vezin şu şairler tarafından kullanılmıştır:

16.yüzyılda Nazmî (4).

17.yüzyılda Nâ’ilî (1).

18.yüzyılda Re’fet (1).

19.yüzyılda Nevres (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa (4), Vâsıf (2), Said (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Kâr itmez âhım sen gül-’izâre

Onulmaz işler dilde bu yâre

Olsam da geçmem ben pâre pâre

Sevmiş bulundum gayrı ne çâre

Pek bî-vefâsın ey çeşmi şehlâ

Bîhûde oldum ‘aşkıñla rüsvâ

Böyle bileydim sevmezdim ammâ

Sevmiş bulundum gayrı ne çâre

Avâre göñlüm mânend-i bülbül

İñler seniñçün rûz u şeb ey gül

N’itdiñse nâ-çâr itdim tahammül

Sevmiş bulundum gayrı ne çâre

Koy aksun eşkim bi’llâhi silmem

Mecbûruñ oldum terk idebilmem

Kesseñ de başım senden kesilmem

Sevmiş bulundum gayrı ne çâre

Çekmez efendim bu derdi herkes

İster kabûl it ister dilim kes

Çekmezdim ammâ ey şûh-ı Nevres

Sevmiş bulundum gayrı ne çâre[46]

1.1.30. Müstef’ilün Müstef’ilün

Bütün murabbalar içindeki oranı % 2,87; bütün şiirler içindeki oranı % 2,84’tür.[47]

16.yüzyılda Muhibbî (1).

18.yüzyılda Mahtûmî (2), İlhâmî (1), Fâzıl (2), Hâşim Baba (2).

19.yüzyılda Fatîn (1), Senîh (2), Vâsıf (22), Şeref Hanım (8), Said (2), Sermed (2), Ahmed Râsim (3).

Örnek şiir aşağıdadır:

Bu hüsn ile sen dilberâ

Bir bî-bedel cânânesin

Ta’rîfe hâcet ne baña

Bilmez miyüm cânâ nesin

Hâl ü lebüñ fikriyle cân

Çekdi firâkun bir zamân

Mânend-i mürg-ı nâ-tüvan

Devşirdi âb u dânesin

Leyl ü şem i’tirâz idüp

Agyârdan mümtâz idüp

Sahrâya saldı nâz idüp

Mecnûn gibi dîvânesin

Râzî olur her zillete

Söyleñ o şem’-i devlete

Mahtûmî nâr-ı firkate

Tek yakmasun pervânesin[48]

1.1.31. Müstef’ilün Müstef’ilün Müstef’ilün Müstef’ilün

Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,53’tür.[49]

16.yüzyılda Ubeydî (1), Nazmî (1).

18.yüzyılda İlhâmî (7).

Örnek şiir aşağıdadır:

Ey âhû-yı deşt-i hüsn gûş eyleme lâf u güzâf

Kaçırma benden rûyuñı işitdügüñ sözler hilâf

Uyma rakîbüñ kavline söyledügi hep cümle lâf

Kaçırma benden rûyuñı işitdügüñ sözler hilâf

Dimiş ki ol kâfir ‘adû başka anuñ bir yâri var

Anuñ içün her rûz u şeb efgân ü zâr u zârı var

Gül-zâra meyl itmez fakat başka karanfil-zârı var

Kaçırma benden rûyuñı işitdügüñ sözler hilâf

Dimiş nazar-gâhı degül yârın o rûy-ı nâlişi

Agyâr-ı bed-gûnuñ baña hep böyledür dâ’im işi

Sen de dimişsiñ ey perî vardur anuñ gayri eşi

Kaçırma benden rûyuñı işitdügüñ sözler hilâf

Zâlim dimiş bu sözleri İlhâmî hep inkâr ider

Her güzele meyl eyleyüp eş’ârını ızhâr ider

Nev-reste çok dilberleri ol kendüsine yâr ider

Kaçırma benden rûyuñı işitdügüñ sözler hilâf[50]



[1] Bkz. metin 311, 330, 337, 338, 342, 343, 350, 351, 357, 376, 378.

[2] Senîh, s.128.

[3] AMBROS, Edith: The Iyrics of Me’âlî, an Ottoman Poet of the 16th Century, Berlin, 1982, s.183.

[4] Bkz. metin 1, 4, 5, 7, 11, 12, 13, 14, 21, 23, 25, 26, 27, 28, 31, 33, 34, 35, 36, 39, 40, 45, 46, 47, 48, 51, 55, 57, 58, 59, 62, 63, 65, 66, 68, 69, 72, 76, 84, 87, 89, 90, 91, 92, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 116, 117, 119, 122, 124, 126, 127, 128, 130, 131, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 143, 147, 149, 150, 151, 152, 153, 155, 156, 157, 158, 160, 161, 162, 163, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 174, 178, 179, 180, 181, 183, 184, 185, 186, 188, 189, 190, 193, 194, 197, 198, 199, 200, 201, 203, 207, 210, 211, 214, 217, 220, 247, 248, 250, 251, 261, 262, 264, 265, 267, 268, 274, 278, 281, 282, 285, 286, 288, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 297, 298, 299, 307, 308, 321, 322, 347, 352, 353, 354, 355, 374, 386, 394, 404, 405, 407, 427, 429, 431, 435, 451, 453, 454, 457, 461, 468, 471, 472, 475, 485, 489, 490, 509.

[5] İSEN, Mustafa: Usûlî Dîvânı, Akçağ Yay., Ankara, 1990, s.81.

[6] Bkz. metin 29, 30, 32, 50, 71, 73, 79, 81, 83, 125, 176, 177, 204, 230, 240, 245, 269, 272, 284, 305, 344, 348, 349, 360, 361, 365, 368, 380, 381, 382,388, 393, 396, 399, 409, 412, 419, 423, 426, 428, 436, 437, 438, 439, 445, 450, 462, 463, 464, 465, 466, 473, 481, 482, 483, 492, 498, 499, 506.

[7] Sermed, s.147.

[8] Bkz. metin 383.

[9] Vâsıf, s.85.

[10] Vâsıf, s.118.

[11] NM, 69b.

[12] Bkz. metin 80.

[13] Bkz. metin 239.

[14] Mahtûmî: Dîvân, Hafîd Ef., Sül.Ktb., no:478.

[15] Bkz. metin 2, 6, 8, 10, 19, 20, 38, 41, 42, 43, 53, 56, 60, 85, 118, 120, 123, 145, 146, 154, 206, 213, 218, 219, 222, 233, 236, 249, 255, 256, 279, 280, 300, 304, 316, 356, 395, 430, 452, 455, 456, 467, 477, 478.

[16] Yahyâ, s.203.

[17] Bkz. metin 227, 228, 243, 244, 310, 312, 417, 479, 480, 487, 488.

[18] Fâzıl: Dîvân, Bulak Matbaası, Kahire, 1258, s.3.

[19] Bkz. metin 223, 224.

[20] Mahtûmî, 14b.

[21] Bkz. metin 37, 142, 205, 212, 283, 458.

[22] TULUM, Mertol-M.Ali TANYERİ: Nev’î Dîvânı, İstanbul, 1977, s.227.

[23] NM, 65a.

[24] Bkz. metin 3, 52, 64, 173, 191, 216, 231, 252, 254, 263, 270, 276, 319, 323, 324, 328, 329, 362, 367, 370, 385, 391, 398, 400, 401, 403, 441, 470, 474, 476, 491, 493, 495, 502.

[25] Yahyâ, s.207-208.

[26] Vâsıf, s.173.

[27] Bkz. metin 442.

[28] Esrâr Dede: Dîvân, Hâlet Ef., Sül.Ktb., no: 694, 14a.

[29] Mısraın vezni eksiktir.

[30] ÜNLÜ, Şahabettin: Ubeydî , Hayatı, Edebî Kişiliği ve Dîvânının Tenkidli Metni, İstanbul, 1991, s.25.

[31] Nazmî, 27b.

[32] Bkz. metin 148.

[33] İlhâmî: Dîvân, İst.Üni.Ktb.T.5507, 81a.

[34] Bkz. metin 225, 226, 237, 333, 334, 339, 340, 341, 375, 377, 414, 420, 421, 422, 433, 434, 440, 448, 501, 508.

[35] Fâzıl, s.7-8.

[36] Bkz. metin 9, 15, 16, 17, 18, 22, 24, 54, 75, 77, 78, 82, 121, 129, 132, 164, 175, 187, 196, 232, 234, 238, 241, 253, 271, 273, 275, 277, 306, 369, 373, 387, 390, 402, 410, 411, 413, 415, 416, 418, 424, 425, 494, 497, 503, 510, 511.

[37] Nihânî: Dîvân, Ali Emiri Ef.Manzum Eserler, Millet Ktb.no: 4751-b, 2a.

[38] Bkz. metin 44, 49, 61, 67, 70, 86, 88, 93, 94, 107, 144, 159, 182, 192, 202, 208, 209, 215, 221, 235, 246, 257, 258, 259, 260, 287, 289, 296, 302, 303, 315, 317, 318, 320, 325, 326, 327, 363, 364, 371, 406, 408, 432, 500, 504.

[39]Aşkî, s.118-119.

[40] Mısraın vezni bozuktur.

[41] Ahmed Râsim: Dîvân, Hacı Halil Taş Destgâhı, İstanbul, 1272/1856, s.40.

[42] Bkz. metin 242, 397, 507.

[43] Hayretî, s.114.

[44] Şeref, s.91.

[45] Bkz. metin 74, 229, 359, 379, 392, 486, 496, 505.

[46] Nevres: Dîvân, Matbaa-i Ãmire, İstanbul, 1290, s.99.

[47] Bkz. metin 115, 313, 314, 331, 335, 336, 345, 346, 358, 366, 372, 384, 389, 443, 444, 446, 447, 449, 459, 460, 469, 484.

[48] Mahtûmî, 10b.

[49] Bkz. metin 301.

[50] İlhâmî, 72a.

Hiç yorum yok: