1 Ağustos 2007 Çarşamba

4.3. Bend Sayıları

Yüzyıllara göre murabbaların bend sayıları tablosu aşağıdadır:

15.

yy

16.

yy

17.

yy

18.

yy

19.

yy

Top-lam

Oran

2 bend

0

1

2

0

1

4

0,23

3 bend

0

4

6

33

31

74

4,43

4 bend

2

7

4

171

166

350

21

5 bend

11

683

19

74

195

982

58,90

6 bend

6

28

1

10

5

50

3

7 bend

19

80

9

7

4

119

7,13

8 bend

7

13

3

2

1

26

1,55

9 bend

5

10

1

2

1

19

1,13

10 bend

3

4

1

3

2

13

0,77

11 bend

1

5

0

0

0

6

0,35

12 bend

2

2

1

0

2

7

0,41

13 bend

1

2

0

0

1

4

0,23

14 bend

0

2

0

0

0

2

0,11

15 bend

1

2

0

0

0

3

0,17

16 bend

0

0

0

0

1

1

0,05

17 bend

0

1

0

0

0

1

0,05

18 bend

0

1

0

0

0

1

0,05

19 bend

0

0

0

1

0

1

0,05

21 bend

0

1

0

0

0

1

0,05

24 bend

0

1

0

0

0

1

0,05

25 bend

1

0

0

0

0

1

0,05

27 bend

0

0

0

1

0

1

0,05

Toplam

59

847

47

304

410

1667

Tablo C 15-19.yüzyıl murabbalarına ait "bend sayısı" tablosu

Tablodan yola çıkarak şunları söyleyebiliriz: İncelemiş olduğumuz murabbalarda en fazla 5 bend (% 59) ve 4 bend (% 21) kullanılmıştır ki toplamı bütün murabbalar içinde % 80 yapmaktadır. Bu oran Türk edebiyatında murabba nazım şeklinin asıl bend sayısı için bir veri kabul edilebilir. Murabba nazım şeklinin en fazla kullanıldığı XVI. yüzyılda ise yazılmış olan şiirlerin önemli bir kısmı 5 bendlidir. Yoğunlaşma 4 ve 5 bendli murabbalarda olmakla birlikte 2 ilâ 27 bend arasında değişen sayılarda bend sayılarıyla karşılaşmak da mümkündür. Ancak bunlar toplam murabbaların % 20’sine tekabül ettiği gibi bazıları için elimizdeki örnek sayısı biri geçmez. Bu grup bend sayıları içinde 3, 6 ve 7 bend sayılı murabbalar kayda değer sayıdadır.

1.1.1. Tek Bendliler

İncelediğimiz şiirler içinde kafiye düzeni çoğunlukla a a x a şeklinde karşımıza çıkan tek bendli murabba başlıklı şiirlere de rastladık. Kafiye örgüsü bazen değişmektedir. x a x a veya a a a a şeklindeki kafiye örgülerini görmek de mümkündür. İstatistikî incelemeye dahil etmediğimiz bu şiirlere değişik şairlere ait dîvânların sonlarında rastlamak mümkündür. Özellikle Bahtî “Murabba’ât” başlığı altında tek dörtlüklü murabbalara fazlasıyla yer vermiştir. Tek bendli murabba yazan bazı şairler şunlardır: Sûzî, Bahtî, Hâmî-i Âmidî. Örnek şiirler aşağıdadır:

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Kûh-ı hasret içre kaldum dôstlar çâre baña

Deşt-i mihnet içre kaldum dôstlar çâre baña

Bahtî’nün bu derd-i firkat ile hâli nic’olur

Derd-i firkat içre kaldum dôstlar çâre baña[1]

Bu şiirde ikinci mısra dördüncü mısra olarak bir kelime hariç tekrarlanmıştır. Bu özellik tek bendli diğer murabbalar için istisna teşkil etmektedir. Yani tek bendli murabbalarda mükerrer mısra yoktur. Bahtî’den diger örnekler aşağıdadır:

1.

Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün

Göñül nâr-ı gama sûzân olubdur

Anuñçün yüregüm biryân olubdur

Seni görmeyeli ey mihr-bânum

Gözüm giryân u dil nâlân olubdur[2]

2.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Çünki yârüm bî-vefâdur ey göñül sabr eyle gel

‘Ãşıka kârı cefâdur ey göñül sabr eyle gel

Her ne deñlü Bahtî’ye cevr itse ol meh gam yime

Ol da bir özge safâdur ey göñül sabr eyle gel[3]

3.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Kimseler derde giriftâr olmasun

İñleyüb bülbül gibi zâr olmasun

‘Aşka düşüb zâr u gam-hvâr olmasun

Sevdügi agyâr ile yâr olmasun[4]

Diğer şairlerden örnekler:

1.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Gerçi kim mazlûm-nümâdur gerdişi âhestedür

Çeşm-i mestinden sakın zâlimdür ammâ hastedür

Göreli ey gonca-fem çeşm ü dehânuñ şermden

Nergisüñ başı aşaga gonçeler dem-bestedür[5]

2.

Cânân cânumda imiş bi’llâh

Dermân derdümde imiş bi’llâh

Aradum bunca yıl gamz u işâret

Bürhân sırrumda imiş bi’llâh[6]

3.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Cânuma cânân gerekdür gayrı yok

Sevdigim sensin cihânda gayrı yok

Herkesiñ var sevdigi ‘âlemde çok

Dü-cihânda benim senden gayrı yok[7]

4.

Yâ Rab beni nâdân kuluña muhtâc itme

Kendi kapuñdan gayrıya muhtâc itme

Hvân-ı fazluñ ile beni tok eyle

Nâ-merde degül bir ferde muhtâc itme[8]

5.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Sûzî yârân isteme gel yâri bul

Cürmüñi ‘afv eyleyen Gaffâr’ı bul

Terk kıl ‘aybuñ gözeden halkı sen

Sırrını setr eyleyen Settâr’ı bul[9]

Tek bendli bu murabbalar ile Türk musikisinde beste formunun karşılığı olarak da kullanılabilen murabba arasında bir bağlantı olup olmadığını kesin olarak söylemek mümkün değildir. Ancak tanınmış bazı şairlere ait şiirlerin seçilen mısralarıyla oluşturulan bazı tek bendli şiirlere murabba dendiği görülmektedir. Bu şekildeki şiirlerin beste karşılığı olan murabba şeklinde kabul edilmesi gerektiğini söylemek yanlış olmaz. Bu konuyla ilgili örnek aşağıdadır:

Murabba’

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Hem kadeh hem bâde hem bir şûh sâkîdür göñül

Hayli demdür ki esîr-i iştiyâkıdur göñül

Bir nefes dîdâr içün biñ cânı fedâ kılsam n’ola

Hâsılı ehl-i ‘aşkuñ sâhib-mezâkıdur göñül[10]

Bu şiirin en ilgi çekici özelliği Nef’î’ye ait olan bir gazelin[11] seçilen dört mısraıyla meydana getirilmiş olmasıdır. Mısraların bazı kelimelerinde ve yerlerinde değişiklik de yapılmıştır. Gazel olduğunu bildiğimiz bir şiir dört mısra şeklinde karşımıza çıktığında, başlığında kullanılan murabba kelimesinin beste anlamına geleceği âşikârdır. Aynı yazmada bu örneğe benzeyen başka şiirler de bulunmaktadır.

Tek bendli murabbaların rubailerle ve tuyuğlarla da bir ilgisi olduğu düşünülebilir. Vezin olarak bu murabbalarda Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün kalıbının çokça kullanılması ve kafiye örgüsünün benzerliği bu ilişkiye işaret sayılabilir.

Aşağıya aktaracağımız iki örnek ise tek bendli murabbaların ilgi çekici şekillerindendir. Bu şiirler büyük ihtimalle İran şiiri tesirinde yazılmış olmalıdır:[12]

1.1.2. 2 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,23; bütün şiirler içindeki oranı ise % 0,48’dir.

16.yüzyıl (1).

17.yüzyıl Nâ’ilî (1), Es’ad-ı Bağdâdî (1).

19.yüzyıl Mahmûd Celâleddîn Paşa (1).

Örnek şiirler aşağıdadır:

1.

Fec ilâtün Mefâc ilün Fec ilün

Düşdi dil bir büt-i sitemkâra

Yine geldük diyâr-ı hicrâna

Veh ki olduk vatandan âvâre

Yine geldük diyâr-ı hicrâna

Bizi itdüñ garîb-i dâr u diyâr

Komaduñ cân u dilde sabr u karâr

Müjde ey rûzgâr-ı kîne-güzâr
Yine geldük diyâr-ı hicrâna[13]

2.

Mefc ûlü Mefâc îlü Mefâc îlü Fac ûlün

Zannım bu ki cânâ beni kurbân ideceksin

Virdim saña cân işte ne fermân ideceksin

Derdim büyüdi dilde ne dermân ideceksin

Virdim saña cân işte ne fermân ideceksin

Hicr âteşine sînemi yakmaz diyü sandım

Va’d eyledigiñ vuslata gerçek diyü kandım

Artık baña rahm eyle firâkıñdan usandım

Virdim saña cân işte ne fermân ideceksin[14]

1.1.3. 3 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 4,43; bütün şiirler içindeki oranı % 4,50’dir.[15]

Üç bendli murabbalar şu şairler tarafından yazılmıştır:

16.yüzyıl Ubeydî (4).

17.yüzyıl Fenâyî (1), Nâ’ilî (5).

18.yüzyıl Râşid (1), Hâtif Ali (1), Enîs (2), Nedîm (6), Seyyid Vehbî (2), Nâfiz (4), Fennî (4), Mahtûmî (2), Sâmî (1), İzzet Ali Paşa (1), İlhâmî (8), Fâzıl (1).

19.yüzyıl Fatîn (2), Mahmûd Celâleddîn Paşa (25), Şeref Hanım (3), Said (1).

Örnekleri aşağıdadır:

1.

Der-makâm-ı Dügâh

Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün

Görelden hâl-i ‘anber-bâruñ ey yâr-ı cefâ-kârum

Perîşân-hâl olup sevdâya düşmişdür dil-i zârum

Müdâm aglatma merdüm sen gözin çeşm-i güher-bârum

Benüm beñlicegüm mâh-ı münîrüm lâle-ruhsârum

Her üslûbuñ levendâne ‘aceb gerçek dil-âversin

‘Alî-sîretlü bir şâhin bakışlu şâh-ı kişversin

Kara gözlü güzelsin şâh-bâz-ı nâz-perversin

Benüm beñlicegüm mâh-ı münîrüm lâle-ruhsârum

Kılıcıyla yürür hûnî güzeldür çeşm-i fettânuñ

Siyeh tek takınur bir Rum ili mahbûbıdur hâlüñ

‘Ubeydî’nüñ dilin al ile almışdur ruh-ı âlüñ

Benüm beñlicegüm mâh-ı münîrüm lâle-ruhsârum[16]

2.

Müstefc ilün Müstefc ilün

Sahbâyı toldur sâkıyâ

Peymâneden peymâneye

Devr eylesün câm-ı safâ

Mestâneden mestâneye

Sevdâ-yı zülfüñ ey melek

Mecnûn’dan tâ baña dek

Peyvestedür zencîr-tek

Dîvâneden dîvâneye

Zülfinden olup münfasıl

Baglandı hatt-ı yâra bil

Mahtûmî mîrâs oldı dil

Cânâneden cânâneye[17]

1.1.4. 4 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 21; bütün şiirler içindeki oranı ise % 26,20’dir. Murabbalarda en fazla kullanılan ikinci bend sayısıdır.[18]

Dört bendli şiirler şu şairler tarafından yazılmıştır:

15.yüzyılda Selîmî (1), Sa’dî-i Cem (1).

16.yüzyılda Şevkî (1), Nazmî (1), Atâ (1), Ahmed Sârbân (1), Me’âlî (1), Aşkî (1).

17.yüzyılda Fenâyî (1), Nâ’ilî (1), Es’ad-ı Bağdâdî (1), Sabrî (1).

18.yüzyılda Râşid (1), Hâtif Ali (17), Hâtem (2), Ãkif (1), Neyyir (1), Nâşid (2), Neylî (1), Nedîm (7), Seyyid Vehbî (1), Feyzî (3), Esîf (1), Nâfiz (32), Fennî (5), Mahtûmî (17), Cesârî (1), Sâmî (2), Esrâr Dede (1), Dürrî (2), Fıtnat (2), Gâlib (4), İzzet Ali Paşa (2), İlhâmî (53), Fâzıl (12), Hâşim Baba (1).

19.yüzyılda Dâniş Mehmed (1), Fehîm-i Sânî (3), Fatîn (12), Senîh (17), Pertev Paşa (3), Nevres (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa (9), Vâsıf (42), Aczî (6), Şeref Hanım (11), Said (10), Sermed (43), Ahmed Râsim (1), Hilmî (1), İffet (1), Leylâ Hanım (5).

Örnekler aşağıdadır:

1.

Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün

Alây-ı ‘işvesi tertîb idüb ol şâh-ı hûbânum

Salât-ı cum’ayı gelmiş edâya varsa cânânum

Su’âl itmiş beni ba’de’s-salât ol nâ-mihrbânum

Ben ise hayli müddetdür esîr-i künc-i hicrânum

Görince reh-güzârında o şeh üftâdeler turmış

Göñüller yâresine merhem-i mihr ü vefâ urmış

Terahhum eyleyüb bu ‘âşık-ı bî-çâresin sormış

Ben ise hayli müddetdür esîr-i künc-i hicrânum

O meh kim rûz u şeb bilmez hemân zevk u safâ eyler

Hele bir yerde cem’iyyet ola cânuñ fedâ eyler

Ser-i bâlînüme gelmeklige ammâ hayâ eyler

Ben ise hayli müddetdür esîr-i künc-i hicrânum

Bu hâletle seni cânâ görüb sabr itme kâbil mi

Ya hod cânuñ fedâ itmek ise bir kâr-ı müşkil mi

Beni yâr ile zevk eyler sanurmış ‘âlem ey Hilmî

Ben ise hayli müddetdür esîr-i künc-i hicrânum[19]

1.1.5. 5 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 58,90; bütün şiirler içindeki oranı % 54;39’dur. Murabbalarda en fazla kullanılan bend sayısıdır.[20]

Beş bendli şiirler şu şairler tarafından yazılmıştır:

15.yüzyılda Şehdî (1), Nizâmî (1), Nihânî (1), Sa’dî-i Cem (1), Ahî (1), Ca’fer Çelebi (1), Halîlî (1), Hızrî (1), İlâhî (1), Kemâlî (2).

16.yüzyılda Misâlî (1), Cenâbî (1), Ubeydî (1), Yahyâ Beg (18), Zâtî (12), Zamîrî (1), Za’îfî (2), Za’fî (24), Muhibbî (9), Remzî (1), Nazmî (512), Nev’î (3), Ahmed Sârbân (1), Amrî (4), Ãşık Çelebi (4), Fevrî (6), Fuzûlî (1), Gedâyî (1), Hayâlî (2), Hayretî (13), Hıfzî (1), Hevesî (1), Hadîdî (1), İshak (2), Kemâl Paşa-zâde (1), Kâmî (1), Me’âlî (4), Hıtâbî (4), Helâkî (3), Aşkî (34), Şâhî (13), Hatâyî (2).

17.yüzyılda Fenâyî (13), Şemsî (1), Nâ’ilî (4), Es’ad-ı Bağdâdî (1).

18.yüzyılda Dâniş Süleymân (1), Nebzî (1), Râşid (1), Hâtif Ali (1), Hanîf (1), Sâlim (1), Ãkif (2), Re’fet (3), Nâşid (1), Nedîm (19), Feyzî (2), Esîf (1), Nâfiz (8), Nazîm Yahyâ (7), Neş’et (1), Sâmî (2), Müştak (1), Esrâr Dede (2), Gâlib (6), İzzet Ali Paşa (1), İlhâmî (4), Fâzıl (2), Hâşim Baba (6).

19.yüzyılda Senîh (1), Nevres (4), Mahmûd Celâleddîn Paşa (1), Vâsıf (150), Türâbî (2), Aczî (5), Şeref Hanım (21), Said (1), Sermed (2), Ahmed Râsim (2), Hilmî (2), Leylâ Hanım (4).

Örnekler aşağıdadır:

1.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Kuhl-ı insâf it ‘atâ dil çeşmini aç eyleme

Cânı tîr-i mihnet-i nâdâna âmâc eyleme

Mülk-i ‘ırzı ‘asker-i zilletle târâc eyleme

Yâ ilâhî ‘Ãşık’ı nâ-merde muhtâc eyleme

Seng-i gam fazl ehlinüñ dest-i cefâsından baña

Yeg gelür nâdân olanuñ merhabâsından baña

Behre ihsân it kanâ’at kimyâsından baña

Yâ ilâhî ‘Ãşık’ı nâ-merde muhtâc eyleme

Lütfuñı Hızr it kanâ’at çeşme-i hayvânına

Aşinâ eyle tevekkül lücce-i ‘ummânına

Her denînün dökme yüzüm suyını dâmânına

Yâ ilâhî ‘Ãşık’ı nâ-merde muhtâc eyleme

Himmetüm şâhâne it sûretde dervîşâne kıl

Merd-i meydân-ı tevekkül olmada merdâne kıl

Genc-i istignâya dil ma’mûresin vîrâne kıl

Yâ ilâhî ‘Ãşık’ı nâ-merde muhtâc eyleme

3.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

El-amân üftâdegâna eyle lutfuñ râygân

Kıl meded bî-çâreyim yâ hazret-i Sünbül Sinân

Dergehiñden kesb-i feyz itsün gürûh-ı ‘âşıkân

Kıl meded bî-çâreyim yâ hazret-i Sünbül Sinân

Pek perîşân oldı ahvâlim dil-i gümrâh ile

Geçmesün bîhûde ‘ömrüm bu figân u âh ile

Halka-i tevhîde ilhâk eyle zikr’ullâh ile

Kıl meded bî-çâreyim yâ hazret-i Sünbül Sinân

Dergehiñde hâlini züvvâr takrîr eylesün

Himmetüñ şâh-ı dil-i vîrânı ta’mîr eylesün

Bûy-ı enfâsıñ dimâg-ı cânı ta’tîr eylesün

Kıl meded bî-çâreyim yâ hazret-i Sünbül Sinân

Hâk-pây-ı mevlevîyim gelmişim dergâhıña

Eylerim Monlâ Celâl’iñ ‘aşkına lutfuñ recâ

İltimâsım itme redd ey sünbül-i bâg-ı vefâ

Kıl meded bî-çâreyim yâ hazret-i Sünbül Sinân

Mazhar itmek lutfuña bir iş mi ‘abd-i ahkarı

Himmetüñ ihyâ ider Leylâ gibi pek kemteri

Sünbül-i bâg-ı hakîkat Halvetîler serveri

Kıl meded bî-çâreyim yâ hazret-i Sünbül Sinân[21]

1.1.6. 6 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 3; bütün şiirler içindeki oranı % 2,84’tür.[22]

Altı bendli murabbalar şu şairler tarafından yazılmıştır:

15.yüzyılda Mesîhî (1), Nihânî (1), Resmî (1), Seyfî (1), Ahmed Paşa (1), Mihrî (1).

16.yüzyılda Misâlî (1), Vasfî (1), Yahyâ Beg (1), Zâtî (2), Muhibbî (5), Özrî (1), Nazmî (2), Nihâlî (1), Amrî (1), Ãşık Çelebi (1), Hayretî (2), Helâkî (2), Aşkî (7), Hatâyî (1).

17.yüzyılda Fenâyî (1).

18.yüzyılda Refî’ (1), Refî’-i Amidî (1), Nedîm (1), Nâfiz (1), Cesârî (1), Selâmî (1), İzzet Ali Paşa (2), Hâşim Baba (2).

19.yüzyılda Nevres (1), Vâsıf (1), Aczî (2), Ahmed Râsim (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Bizden olduñsa rakîbüñ sözile bîzâr hey

Gücile gökçeklik olmaz neyleyelüm var hey

Eksük olmaz bu cihândur ‘âşıka bir yar hey

Ben de senden vâz geldüm vâz geldüm var hey

Bulınur hey bu cihânda tâze tâze hûblar

Nâzenînler hûblar u mahbûblar u mergûblar

Rûy-ı ‘âlemde hemân kat’ olmadı mergûblar

Ben de senden vâz geldüm vâz geldüm var hey

Bî-vefâ mahbûblara rîş-hande ‘âşıklar gerek

Sâdıku’l-kavl olana yâr-ı muvâfıklar gerek

Gerçegi terk it yüri saña münâfıklar gerek

Ben de senden vâz geldüm vâz geldüm var hey

Mısr-ı dilde Yûsuf-ı cândan ‘azîz itdüm seni

Cevr ile pîr eyledüñ âhir Züleyhâ-veş beni

Yâr idinmek yogimiş bildüm ki her cilf oglanı

Ben de senden vâz geldüm vâz geldüm var hey

Yüzüñi görmege gerçi kim virürem cânı ben

Sen dahı hûblarda bir ‘âşık-perest idüñ igen

Gördügüñce beni ‘igmâz idüp ayruklama sen

Ben de senden vâz geldüm vâz geldüm var hey

Gerçi ‘aşkuñ nârına düşelden itdüm hayli âh

Dûd-ı âhum âhir itdi gün cemâlüñi siyâh

Sen gedâ-yı hûb olduñ Mihrî ‘aşka pâdişâh
Ben de senden vâz geldüm vâz geldüm var hey[23]

1.1.7. 7 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 7,13; bütün şiirler içindeki oranı % 6,59’dur.[24]

Yedi bendli murabba yazan şairler şunlardır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (2), Şehdî (1), Şeyh (1), Mesîhî (1), Sa’dî-i Cem (1), Adlî (1), Cem Sultan (3), Ca’fer Çelebi (5), Halîlî (1), Sarıca Kemâl (1), Mihrî (2).

16.yüzyılda Vasfî (1), Usûlî (1), Yahyâ Beg (7), Yakînî (1), Zâtî (8), Za’îfî (3), Muhibbî (9), Revânî (1), Sezâyî (1), Sehâyî (1), Safâyî (1), Nazmî (4), Nev’î (1), Ayânî (1), Ãşık Çelebi (1), Basîrî (1), Fevrî (2), Fuzûlî (4), Hayretî (8), İshak (2), Lâmi’î (2), Me’âlî (1), Hıtâbî (2), Helâkî (2), Aşkî (8), Şâhî (6), Hatâyî (1).

17.yüzyılda Fenâyî (1), Şemsî (1).

18.yüzyılda Re’fet (2), Nazîm Yahyâ (1), Esrâr Dede (1), Hâşim Baba (3).

19.yüzyılda Nevres (1), Türâbî (1), Aczî (1), Said (1).

Örnek aşağıdadır:

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Olalıdan gül yüzüñ ey dôst çeşmümden nihân

Subhadek bülbül gibi ben eylerüm zâr u figân

Hâlüme rahm eyler oldı cümle-i halk-ı cihân

Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân

La’l-i nâbuû hasretinden beni mahzûn eyledüñ

Firkatüñle dilberâ hâlüm diger-gûn eyledüñ

Leylî-zülfüñ bendine dil düşdi mecnûn eyledüñ

Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân

Gün yüzüñi göreliden olmışum dîvâne ben

Şem’-i ruhsâruña karşu yanmışum pervâne ben

Çâre bulmazsam dirîgâ derdile hicrâne ben

Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân

Hasret-i derdüñle cânâ iñlerüm ben zâr ü zâr

Gözlerüm yaşı akar turmaz oluban âşikâr

Dil çeker tâa subhadek her şeb yoluñda intizâr

Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân

Ol hilâl-ebrûñ görelden baş açuk dîvâneyem

Derd ü mihnet kıssasından cün yine efsâneyem

Ateş-i ‘aşkına yâruñ cân virür pervâneyem

Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân

Mihnet-i hicrüñ nigârâ haddi vü pâyânı yok

Ne belâyimiş cihânda ugradum oranı yok

Bir devâsuz derddür kim dôstum dermânı yok

Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân

‘Ãşık u dil-hasteñi sen yañılup yâd itmedüñ

Derd-i hicrüñden anı bir lahza âzâd itmedüñ

Şâhî-yi üftâdeñi vasluñ ile şâd itmedüñ

Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân[25]

1.1.8. 8 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 1,55; bütün şiirler içindeki oranı % 1,39’dur.[26]

Sekiz bendli şiirleri aşağıdaki şairler yazmışlardır:

15.yüzyılda Necâtî (1), Nizâmî (1), Ca’fer Çelebi (2), Hafî (2), Mihrî (1).

16.yüzyılda Usûlî (1), Muhibbî (6), Fehmî-i Cânbâz (1), Helâkî (2), Aşkî (2), Şâhî (1).

17.yüzyılda Fenâyî (2), Fütûhî (1).

18.yüzyılda Müştak (1), İlhâmî (1).

19.yüzyılda Sermed (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Murabba

Gel kim açıldı çiçekler seyr-i gülşen hûbdur

Durdugıyla her agac bir sîm-ten mahbûbdur

Bâd ferrâş oldı servüñ sâyesi cârûbdur

Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur

‘Aleme nev-rûz sultân oldı istiklâl ile

Kendüyi gülşen tonattı kırmızıyla al ile

Sebzeler her dem saña dirler zebân-ı hâl ile

Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur

Subh-ı devlet irdi göñlüñ gözini uyarıgör

Mekteb-i ‘aşk oldı gülşen tur oturma varıgör

‘Arif ol her safha-i gülde cemâl-i yârı gör

Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur

Kimseye itmez vefâ bilürsin eyyâm-ı dü-reng

Bî-vefâ dünyâ içün lutf eyle kardaş itme ceng

Her agac dibinde saldı sâyeler nat’-ı peleng

Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur

‘Alem içinde senüñ ‘irfâna meylüñ var ise

Gitme yabana eger kendüñe ‘akluñ yâr ise

Ger garaz seyr-i behişt-i sohbet-i dîdâr ise

Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur

‘Alemi toldurdı kuşlar nâle vü feryâd ile

Gel berü dir el salar serv-i sehî şimşâd ile

Her kişiye bülbül ü kumrî çagırur ad ile

Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur

Sen şarâb iç karşuña bülbül ser-âgâz eylesin

Gâh nev-rûz u hicâz u gâh şehnâz eylesin

Gonca gülsin serv salınsın semen nâz eylesin

Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur

Hurrem ol kim sebzede zevk u safâlar idesin

Mest olup ‘âşıklara mihr ü vefâlar idesin

Vakt ola miskîn Necâtî’ye du’âlar idesin

Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur[27]

1.1.9. 9 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 1,13; bütün şiirler içindeki oranı % 1,01’dir.[28]

Dokuz bendli murabbaları aşağıdaki şairler yazmıştır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1), Nasîbî (1), Ahmed Paşa (1), Mihrî (1), Melîhî (1).

16.yüzyılda Yetîm (2), Zâtî (2), Muhibbî (1), Nisâyî (1), Hüdâyî (1), Aşkî (2), Şâhî (1).

17.yüzyılda Fenâyî (1).

18.yüzyılda İlhâmî (1).

19.yüzyılda Ahmed Râsim (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Yüz urup gice gündüz yalvarurken yüce dergâha

Neşât-ı sermedîyile irişdük ‘izzet ü câha

Yürekde dahı bir gûşe gerekmez âhile vâha

Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a

O demler gitdi âhile diridüñ gelmedi mektûb

Seni araya almışdı belâ vü mihnet ü âşûb

Gözüñ aydın münevver itdi çeşmüñ çihre-i matlûb

Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a

Yel esdükçe gözün yaşı temevvüc eyleyüp dirdüñ

‘Acebdür bâde ahvâli nedür yâ Rab gamın yirdüñ

Bi-hamdillah ki dermâna irişdi ‘âkıbet derdüñ

Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a

Karañuluk gidüp geldi yirine rûşenâlıklar

Gamı bîgâne idüp itdi ‘işret âşinâlıklar

Kavuşduñ hasrete cümle düş oldı ol cüdâlıklar

Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a

Selâmetle gelüp sıhhatde buldı cümle evlâdın

Husûsâ seyr idüp gördi Hüseyn’üñ kadd-i şimşâdın

Hüdâ ta haşre dek muhkem idüp yıkmaya bünyâdın

Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a

Sa’âdetlerle ‘ömr-i nâzenîni ber-mezîd olsun

Şeb ü rûz-ı cihân-efrûzı dâyim Kadr ü ‘îd olsun

Dem-i zevk u safâlarla göñülden gam ba’îd olsun

Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a

Yine her cânibe ‘aşkile müşg ü merhabâ geldi

Dil-i mahzûn-ı yârâna meserretle safâ geldi

Gam u endûhı bîgâne idüñ ol âşinâ geldi

Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a

Sühandan ehli diller mecma’ı yine olup memlû

Gehi şatranc u eş’âr u gehi lâgile güft ü gû

Neşât irdi kudûminden tagıldı gussa vü kaygu

Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a

Kulak tut bu Yetîm-i müstemendüñ pendini gûş it

İrişdi gam-güsâruñ göñlüñi şimden girü hôş it

Çü irdüñ der-i maksûda yüri deryâ gibi cûş it

Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a[29]

1.1.10. 10 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,77; bütün şiirler içindeki oranı % 0,75’tir.[30]

On bendli murabba yazan şairler aşağıdadır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1), Râzî (1), Sa’dî-i Cem (1).

16.yüzyılda Nisâyî (2), Aşkî (3).

17.yüzyılda Fenâyî (1).

18.yüzyılda Hâşim Baba (3).

19.yüzyılda Senîh (1), Ahmed Râsim (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Bulalı şer’-i şerîfüñle bu ‘âlem intizâm

Pür-sadâdur penc nevbetden ‘Irak u Mısr u Şâm

Cürmüne sen şâhdan umar şefâ’at hâs u ‘âm

Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm

‘Aşk-ı pâk ile olup deryâ-yı Zât’a âşinâ

Gün gibi şer’üñle virdüñ ‘âleme nûr u ziyâ

Ehl-i ‘irfâna cemâlüñ oldı mir’ât-ı Hudâ

Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm

Eyledüñ şakku’l-kamer bürc-i nübüvvet mâhısın

Devr-i âhirde zuhûr itmiş nebîler şâhısın

Rûz-ı mahşer her günehkâruñ şefâ’at-hvâhısın

Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm

Cilve-gâhuñdur fezâ-yı ‘arş ey çâbük-süvâr

Gerd-i na’lînüñden eylerler felekler iftihâr

Küntü kenz’üñ sırrı sen gevherden oldı âşikâr

Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm

Nâr-ı dûzahdan bizi lutfuñla bî-bâk eyledüñ

Kalbümüz şer’-i şerîfüñle ferah-nâk eyledüñ

Kadrimüz ümmetler içre fark-ı eflâk eyledüñ

Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm

Hâk-i râhuñ ehl-i îmâna sa’âdet tâcıdur

Ka’be-i kûyuñda nûruñ gördi ol kim hâcıdur

Ümmet-i ‘İsâ vü Mûsâ ümmetüñ muhtâcıdur

Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm

Şer’ ile her mü’minüñ pür-nûr kılduñ sînesin

Ümmete her haftanuñ ‘ıyd eyledüñ âzînesin

‘Ãşıka dîdâr Hakk’a nûrdan âyînesin

Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm

Kimisin şer’üñle halkuñ ehl-i ‘irfân eyledüñ

Kimini taht-ı ‘adâlet üzre sultân eyledüñ

Da’vet-i dîn itmek içün ‘âlî dîvân eyledüñ

Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm

Hüsrev-i kevneynsüñ ervâh haylüñdür senüñ

Her zelîle dest-gîr-i ‘afv zeylüñdür senüñ

On sekiz biñ ‘âlemüñ varı tufeylüñdür senüñ

Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm

Mihrüñi ‘arz it dile gaflet sehâbın ref’ kıl

Cân yüzinden şâhid-i vahdet nikâbın ref’ kıl

Feyzüñ ile çeşm-i ‘Aşkî’nüñ hicâbın ref’ kıl

Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm[31]

1.1.11. 11 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,35; bütün şiirler içindeki oranı % 0,42’dir.[32]

Yazan şairler şunlardır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).

16.yüzyılda Zâtî (1), Fazlî (1), Lâmi’î (1), Aşkî (2).

Örnek şiir aşağıdadır:

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

‘Aşk-ı yârile olub şeydâ göñül

Eylemezsin kimseden pervâ göñül

Nideyin uslanmaduñ aslâ göñül

Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül

Çıkarub dilden cihân endîşesin

San’at idindüñ melâmet pîşesin

Yire çalduñ nâm u nengüm şîşesin

Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül

Oduñı kim ölçerür bilsem senüñ

Kim eritdüñ şem’-veş cân u tenüñ

Hâsılı heb yile virdüñ hırmenüñ

Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül

Bilmezem baña ne efsûn eyledüñ

‘Akıliken deng ü mecnûn eyledüñ

Bagrumı bu derdile hûn eyledüñ

Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül

Cümle yüzden bir temâşâdur işüñ

Lâyı koduñ şimdi illâdur işüñ

Gâh nevha geh telâlâdur işüñ

Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül

Zâhidüñ almış için havf-ı tamu

Eylemez ‘âşık cinândan da umu

Dâyimâ biz mest-hûyuz mest-hû

Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül

Bilmezem başuñda bu sevdâ nedür

Her sözüñ âşüfte vü mestânedür

Kim görürse dir seni dîvânedür

Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül

Mülk-i ‘âlem çöpçe gelmez gözüme

Medh ü zemmi bir bu halkuñ yüzüñe

Hîc eser itmez nasîhat özüñe

Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül

Fânî .......nakş-ı bendîden utan

Bende iseñ mîr efendiden utan

Soñra itmez assı şimdiden utan

Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül

Ol ki itmişdür ‘azîmet birle kâl

İtmedin çagum pûtesinde câyı kal

Saña dir mi ruhsat-ı şi’rile kal

Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül

Ac gözüñ al her varakdan bir sebak

Cümle hakdur cümle hakdur cümle hak

Lâmi’î gibi nedür dün gün kalak

Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül[33]

1.1.12. 12 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,41; bütün şiirler içindeki oranı % 0,42’dir.[34]

Şu şairler tarafından yazılmıştır:

15.yüzyılda Mesîhî (1), Ca’fer Çelebi (1).

16.yüzyılda Hayretî (1), Me’âlî (1).

17.yüzyılda Fenâyî (1).

19.yüzyılda Vâsıf (1), Sermed (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün

N’itdi ol tal’ati bedr aya görüñ hây sakal

Hâşa vü ‘âma gülünc itdi bu bed-rây sakal

Bozdı perdâhtını eyledi rüsvây sakal

Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal

Hattuñı gör ki ne yüz karalıgın itdi begüm

Sebze-zâr içre lebüñ hâtemini eyledi güm

Kanı yoluña senüñ cânı fedâ eyledügüm

Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal

Hasret ü derd ü belâ eyleyicek cânuma kâr

Geşt iderdi ruhı bâgın dil-i bî-çâre vü zâr

Buhl idüb aña hatı çekdi dikenden dîvâr

Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal

Taze gülzârdı har u has ile toldı dirîg

İtdügi cevr ü cefânuñ ‘ivazın buldı dirîg

Hiç yaraşmazdı sakal aña dirîg oldı dirîg

Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal

Kanı ol dem ki hayâl-i lebüñ ile dil ü cân

Şeb-i zülfüñde yüzüñ gizleme oynardı revân

Şimdi dir vaz gelüben koñ sakalı bitdi hemân

Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal

Eyleyüb ol kara yüzlü hatı tevzîr ü fesâd

Sıdı bâzârın anuñ kıldı metâ’ını kesâd

Kimse bir akçe dimez her gün ider gerçi mezâd

Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal

Hattı vâlî olalı ruhlarınuñ milketine

Muttali’ oldı rakîb ile anuñ töhmetine

Şehri gezdürmek içün sürdi kara sûretine

Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal

Pula bozdı sakalı biteli ol sîm-beden

Kıldı her zâg u zagan cennet-i bagında vatan

Kanı ol dem ki kuş uçmaz idi ol dâ’ireden

Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal

Bir gün idi ki bu her ‘âşıka yüz açmaz idi

Gayret iderdi gelüb katumuza geçmez idi

Sakalı gelmese kimseyle yimez içmez idi

Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal

Vusla-ı vaslına isterdi bahâ cân ile ser

İndürüb narhına hat hâlini bildürdi meger

Ki peşîmân oluban şimdi sakalını yolar

Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal

Kuyrugından kanı ol dem ki kıl aldurmaz idi

Degme bir kimse içün götini kaldurmaz idi

Sakalı gelmese ol kendüzin oldurmaz idi

Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal

Kanı geh geh görüben görmeze urdugı beni

Yâ tekebbürlenüben turmaduguñ baña kanı

Sakalı geldise Ca’fer nice yaturdı anı

Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal[35]

1.1.13. 13 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,23; bütün şiirler içindeki oranı % 0,26’dır.[36]

Şu şairler yazmıştır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).

16.yüzyılda Hayretî (1). 19.yüzyılda Ahmed Râsim (1).

Örnek şiir aşağıdadır:

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Ehl-i halüz sanma ey zahid bizi halilerüz

Bende-i makbul-i dergah olmış ikbalilerüz

Göñlümüz alçakdur ammâ himmeti ‘âlîlerüz

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz

Virmedük bu pîre-zen dünyâya dil merdâneyüz

Rûbeh-i dehrüñ zebûnı olmaduk şîrâneyüz

Durmada oturmada cünbişde dervîşâneyüz

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz

Bu yalancı dehre baş egdürmedük gerçeklerüz

Kahbe zen dehrüñ zebûnı olmaduk erkeklerüz

Dönmezüz şâhum belimüzde kuşagı peklerüz

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz

Gûşe-i humhâne-i şâhîde lâ-ya’killerüz

İçmişüz vahdet şarâbı cür’asın kanzillerüz

Sûretâ kem katrayuz ammâ ki deryâ-dillerüz

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz

Biz fedâyî cânlaruz yokdur ölümden bîmümüz

Cân ile vardur erenler yolına teslîmümüz

Kimümüz meydânda baş virür baş alur kimümüz

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz

Yir olur kuluz yir olur ercmend-i ‘âlemüz

Yir olur pestüz yir olur ser-bülünd-i ‘âlemüz

Kimseye baş egmezüz şâhum levend-i ‘âlemüz

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz

‘Alemüñ biz de gözi kanlu yarar şehbâzıyuz

‘Işk ile cân oynaruz bu ‘arsanuñ cân-bâzıyuz

Kimimüz geçdi şehîd oldı kimimüz gazîyüz

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz

Her birimüz rûz-ı meydânda birer şemşîr olur

Ceng içinde agzı kanlu bir atılmış tîr olur

Azı çogı ehl-i küfrüñ yanumuzda bir olur

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz

Murg-ı can alur birer şehbâzdur her tîrümüz

Ehl-i küfrüñ su koyar ocagına şemşîrümüz

Yüzümüz döndürmezüz düşman biñ olsa birimüz

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz

Gâh olur biz nûş-ı sâfî gâh nîş-i kâtilüz

Gâh âteş gibi ser-keş geh su gibi mâyilüz

Ok gibi togrı kılıç gibi bugün sâfî-dilüz

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz

Gerçek erler işiginde yüzümüz cârûbdur

Dönmezüz meydânlarından başumuz bir tobdur

‘Arifüz eglencemüz her dem mey ü mahbûbdur

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz

Tutmazuz bir yerde mesken lâ-mekânîlerdenüz

Bu güni yarına komaz der-miyânîlerdenüz

Biz mevâlî pâk-meşreb hânedânîlerdenüz

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz

Hayretî esrâr-ı ‘aşkuñ vâlih ü hayrânıyuz

Ehl-i dil ‘âşıklaruñ abdâlıyuz ‘uryânıyuz

Hâsılı sâhib-kemâlüñ kulıyuz kurbânıyuz

Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz[37]

1.1.14. 14 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,11; bütün şiirler içindeki oranı % 0,10’dur. Örnekler 14.yüzyılda Nesîmî ve 16.yüzyılda Muhibbî ile Lâmi’î tarafından yazılmıştır.[38] Örnek şiir aşağıdadır:

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Şevkuñ odına salub ten yanayın

Sen cemâlüñ ‘arz kıl ben yanayın

Yâriçün bir ragm-ı düşmen yanayın

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

Yanmayınca ‘âşık olmaz hoş-nefes

‘Uda yanmakdan bulur dil-keş nefes

Yandı micmer oldı ‘anber-veş nefes

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

‘Aşk odıyla ‘akl evi pür-nûr olur

Pertevinden cân yüzi mesrûr olur

Ten yanınca mülk-i dil ma’mûr olur

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

Câyiz olmaz gerçi yanmak her oda

Lâyık olmaz gerçi her cevher oda

Hâlis olmaz girmeyince zer oda

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

Yandugıyçün şekkerîn-dem oldı ney

Boşalub gamdan ferahlar toldı ney

Sûzile cân mülkine yol buldı ney

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

‘Aşk odıyle tutışub merdâne-vâr

Ayaguña baş koyub mestâne-vâr

Bâl u per terkin urub pervâne-vâr

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

‘Aşkile cevlân urub tâvûs-veş

Gam odunların yıgam Koknus-veş

Yüregümden her nefes fânûs-veş

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

Ateş-i âhum kılub başda ‘alem

Göz yaşına gark olam ser-tâ-kadem

Bir ayag üzre turub bî-derd ü gam

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

Bagrumı hûn eyleyüb sâgar gibi

Salayın cânum oda ‘anber gibi

Meclisüñde her gice micmer gibi

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

‘Arz idüb ‘uşşâka dâgın sînemüñ

Eridüb derdile yagın sînemüñ

Pür-fetîl idüb çerâgın sînemüñ

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

Yakdı mihrüñ çünki cânum içre nâr

Tutdı dil ser-riştesi turmaz yanar

Karşuña ber-dâr olub kandile var

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

Düşdi hüsnüñden göñül şehrine od

Dûd-ı âhumdan felek oldı kebûd

Hâk olınca ‘ûd-veş küllî vücûd

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

‘Aşka yanan kişi müşgîn dûd olur

Rûşen ü tâbende vü mahmûd olur

Tursa âhen bir dem odda od olur

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın

Vasluña çün cân u dil râgıbdurur

Lâmi’î yanmak saña vâcibdurur

Çünki yanmak ‘âdet-i tâlibdurur

Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın[39]

1.1.15. 15 Bendliler

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,17; bütün şiirler içindeki oranı % 0,16’dır.

Şu şairler tarafından yazılmıştır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).

16.yüzyılda Lâmi’î (2).

Örnek şiir aşağıdadır:

Murabba’

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Tapuñı âfet yaratmış berk-ı hüsnüñ hâlikı

Oda yakan subh-veş mihrüñdurur ben ‘âşıkı

Tutışub şâm u seher virdüm budur Tañrı hakı

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Yüzüñ ay alnuñ güneş zâtuñ musavver nûrdur

Rûy-ı zerle gün gibi ‘âşıklaruñ meşhûrdur

Her der ü dîvârda hallile bu mestûrdur

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Ey lebi sâfî şarâb vü ruhları gül-berg-i âl

Eyleyelden ben harâmı çeşmüñe kanam halâl

Ser-te-ser her bezm içinde şimdi budur kîl ü kâl

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Bagrumı gamzeñ hadengidür iden derdile kan

Yaykara içün ne hâcet kaşlaruñ kurmak kemân

Baş çatub bir birine söyler bunı her iki cân

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Leblerüñ devrinde kimdür mest ü bed-nâm olmayan

Kangı ser-keşdür kadüñ servin görüb râm olmayan

Bilmeyen bilsün işitsün ehl-i peygâm olmayan

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Dem gelür kim göz yaşından kûyuñı kan eyleyem

Gül gibi sen serviçün çâk-i girîbân eyleyem

Turuban yollar başında böyle efgân eyleyem

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

‘Alemüñ efsânesi ey çeşm-i fettân şimdi bu

Nây u deff ü ‘ûd u çeng cümle elhân şimdi bu

Söylenen illerde vü dillerde destân şimdi bu

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Şimdi bu hoş nagmeyile raks urur peymâneler

Çâr mısra’ çagırur feryâd idüb mestâneler

Aya karsar mihr ü meh güm güm öter mey-hâneler

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Ey yüri gül ‘âşıkuñdan fikr-i agrâz eyleme

Bülbül-i şûrîdenem nâlemden i’râz eyleme

İşidürken bu sözi nâzile igmâz eyleme

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Gül gibi yâr olmasañ ben bülbül-i dem-sâzile

Salınımazsam eger sen kadd-i serv-i nâzile

Çagıram dîvâruñ ardından bülend âvâzile

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Hak yaratmış pür-belâ hüsn içre hây âfet seni

Gice gündüz ‘âşıkuñile mübtelâ itmiş beni

Terk idüb nâmûs u ‘ârı söylerüm şimdi bunı

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Vasl olub bir kez senüñle ba’dezân olsam dirüm

Yanuban ‘aşk odına yoluñda hâk olsam dirüm

Şöyle ser-mestem lebüñden her kimi bulsam dirüm

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Eyleseñ biñ pâre her pârem revân olub diye

La’lüñ alsa cânumı kanum revân olub diye

Kabrüm üzre biten otlar heb revaân olub diye

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Hışm idüb ben bülbül-i şûrîdeñi ey şâh-ı gül

Eyleseñ yakub cefâ nârında ser-tâ-pây kül

Yine bir Koknus olam bu zâri içün şek degül

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı

Çalınub sûr-ı kıyâmet kabrden turub diyem

Baş açık yalıñ ayak mahşerde raks urub diyem

Makdem-i peygambere biñ kez yüzüm sürüb diyem

Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı[40]

1.1.16. 16 Bendliler

Bütün murabbalar ve bütün şiirler içindeki oranı % 0,05’tir. Tek örnek 19.yüzyılda Sermed tarafından yazılmıştır. Örnek şiir aşağıdadır.

Letâ’if-gûne Vâsıf-ı merhûma nazîre-i murabba’ olarak bir kadının ağzından kızına nasîhat verdiğidir:

Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün

Acırım ben seniñ elbette geçen genç yaşıña

Düzgün olmazsa siyeh rasdıkı gel çek kaşıña

Ben saña ‘ibret olub sen dahı kız kardaşıña

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

Bu boya bir dahi ben getüremem böyle sizi

Ne kumaş oldugumuz añladı her komşı bizi

Gör ne derdler çekiyor vardı da sandalcı kızı

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

Kilid altında tokuz yıl neler itdi gör sen

Beni bir yerlere koyvirmedi genc yâken

Babañ olan pezevenk öldü de kurtuldum ben

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

Yaz u kış eviñ içi idi benim seyrânım

Her zamân yüzine bakdıkça kururdı kanım

Sünügi depreşmesin andan hele yandı canım

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

Böyle basdukca sıcaklar hele evden kaçılır

Kırlara cümle güzeller sere serpe saçılır

İşte yaz geldi seyir yerleri gayrı açılır

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

İçi canfesli ne renk kesdirelim ferâce

Şâlvar entâri bir o renk yapalım a’lâca

Yürüyüp gezmelidir zevk didigiñ............

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

İnsan alacası içinde bilinmez aslâ

Seni bir râbıtasız âdem alursa farazâ

Tek tururken başuña takılı püskülli belâ

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

Otura otura bilmem seni ev mi sıkdı

Yoksa senden birimizden birimiz mi bıkdı

Ne dimek gayrı başıñda bacadan mı çıkdı

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

Ya tiz elden kalacaksıñ ala bir dâne gebe

Dokuz ay tekmil olunca gelecek saña a be

Kopacakdır başına böyle büyük bir ‘ukbe

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

Doğacak kız mıdır oglan mı tutulsun nefesi

Olacak her ne ise haspa dilensün niyesi

Şamatayla ev içinde koca bir ninni sesi

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

Rukiyye Hanım gibi a bu âteşe sen yanma

Herkesiñ evde sakın râhatı vardır sanma

Kocañ olsun da yere geçsin ugursuz anma

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

Sohbet itdim süd anañ ile biri var ne çiçek

Haftada bir kere mutlak bize gelip gidecek

Bulurum çarçabuk ben sana bir eğlenecek

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

Boş yeredir bu mesârifle ceyizler gel düz

Erkegi bilmez iken görmüş olursun sen yüz

Kalksın ayrılmaga da her kişi söyler bir söz

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

İstemem çekdiğini çehresiz âdemden emek

Olmasın baglı ayagın çogı da derdim tek

A zavallı sana degil mi var neler örnek

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

Bulmadım rahatı vardım varalı bir gün bil

Hem çamaşır yıka hem tahtaları her gün sil

Postalım çıkdı kapusında babanıñ nice yıl

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña

Düşünülse bu dahi doğrusu müşkül bir derd

Saña ben söyleyecekdim çıkıp ‘aklımdan ebed

Dün geçerken bu sözü ben de işittim Sermed

Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña[41]

1.1.17. 17 Bendliler

Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir.

Tek örnek Ãşık Çelebi tarafından 16.yüzyılda yazılmış olup aşağıdaki şiirdir:

Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün

Sa’âdet rahşı sür meydân senüñdür

Şecâ’at topın ur çevgân senüñdür

Bu gün âyin ile erkân senüñdür

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Sunuldı destiñe mühr-i Süleymân
Mutî’-i emrüñ oldı ins ile cân

Melekler kaldı k’ola bende fermân

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Çün itdüñ taht-ı şâhîye cülûsı

Önüñde itdi şehler câbelûsı

Kapuñda kıldı ‘âlem hâk-bûsı

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Nişâne irişüp tîri du’ânuñ

Kemânı elde yasıldı kemânuñ

Oturdı yirine cânı cihânuñ

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Münevver şem’-i eyvân-ı şerefsin

Dürr-i pâkîze-i âlî sadefsin

Selefden hak bu kim hayrü’l-halefsin

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Bu gün nakd-i Süleyman-ı zamansın

Nerîmân yâdigârı Kahramân’sın

Ferîd-i dehrsin sâhib-kırânsın

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Melekler hizmetüñe varıcıdur

Hüdâ yardımcı tâ’li’ yarıcıdur

Saña inkâr idenler hâricîdür

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Gelüp insâfa devrân geçdi becden

Niçe Bagdâd yâ gülşen döndi Bec’den

Didi gadr ile kul kapusı geçden

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Bir elde câm tut bir elde şemşîr

İdüp seyrân-ı ‘âlem ol cihangîr

Muvâfık oldı tedbîr ile takdîr

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Çü sensin şâh-ı merdân şâh-ı Yezdân

Degil rûbeh yanuñda genc arslan

Kaşanur heybetüñden şîr-i nerkân

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Elünde tîg zer mey câm-ı Cem kıl

Senündür Rum âheng-i ‘Acem kıl

Kızıl başuñ vücûdını ‘adem kıl

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Dedeñ oklı şikârîdür kızıl baş

Babañ bend urdı ‘âlem didi sâbâş

Hakkuñdur sen idersen küşte biñ baş

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Çün evvel kâr-ı kirdâruñ gazâdur

Mukarrer rehberüñ lutf-ı Hüdâ’dur

Libâs-ı şâhi teşrîf-i gazâdur

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Çü sensin zıll-ı Hak dâdâr-ı dâver

Vücûduñ oldı halka sâye-güster

Nola gölgeñde hoş geçsek gedâlar

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Nigîn-i tâc u tahtı Hak tebârek

Vücûd-ı pâküñe ide mübârek

Gubâruñ ola çarha tâc-ı târek

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Kapuñda ‘Ãşık ser-sebz gûyâ

Olur medhüñle bir tûtî-i gûyâ

Anı en’âmuñ ile kıl şeker-hâ

O gün Sultân Selim devrân senüñdür

Silahdâruñ agası oldı mirrîh

İde a’dañı tâ tîgiyle tevbîh

Cülûs-ı tahta ‘Ãşık didi târîh

O gün Sultân Selim devrân senüñdür[42]

Zıll-ı ilâh bâdâ

974/ 1566-1567

1.1.18. 18 Bendliler

Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir.

Tek örneği 16.yüzyılda Hatâyî tarafından yazılmış olup aşağıdadır:

Mefc ûlü Mefâc ilün Fac ûlün

Şah iki cihanın efdalidir

Allah’ın eli anın elidir

Ol söz ki zamâne heykelidir

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Olmak dilesen işin mülâyim

Olgıl Ali’nin işine kaim

Kim ehl-i Hak’ın dilinde dâ’im

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Ger diler isen olasın âdem

Halk içre ola sözün mükerrem

Yâd it ki du’â-yı ism-i a’zam

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Ol sırr-ı velâyet ü kerâmet

Hem sâhib hüner ü hem şecâ’at

Hakk’ı sevene kıla himâyet

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Evrâd-ı cemâd ü vird-i hayvan

Der rûy-ı zemîn çerh-i giyvan

Tesbîh-i melek du’â-yı insan

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Sahrâda zebân-ı her giyâhî

Deryâda hemîşe zikr-i mâhî

Hâcet dileyende yâ İlâhî

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Mûr u mekes ü tuyûr u zenbûr

Hüşyâr u dîvâne mest ü mahmûr

Her şâm u seher dilinde mezkûr

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Her şey ki yarattı der dü ‘âlem

Adem demine be devr-i hâtem

Zikrinde hemen sabâh ü ahşam

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

İkbâl ü heme kemâl-i tâ’at

Envâr-ı hüdâ çerâg-ı rahmet

Miftâh-ı kilîd-i bâb-ı cennet

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Yazıldı velîler adı üzre

Cibrîl-i Emîn kanâdı üzre

Zülfekar’ının fulâdı üzre

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Kalkan-ı kazâ zamân-ı mühlet

Tîr-i kerem ü kemân-ı nusret

Ümmîd-i cihan şefi’-i ümmet

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Her mu’tekifin göñlünde fikri

Sofîlerinn her zamanda şükrü

Gazilerin her gazâda zikri

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Mü’minlerin oldu gamgüsârı

İsyan kışının güzü bahârı

Arşın direği yerin karârı

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Feth-i şeref-i nüfûs-ı eyyâm

Zikr ü heves-i havâs ile ‘âm

Nakş u alem-i Düvazde imam

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Ya’kub’u gamile agladan zâr

Yûsuf’a veren cemâl-i ruhsâr

Hem od’u kılan Halîl’e gülzâr

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Mü’mine nihâd-ı asl-ı îman

Hem def’-i belâ-yı şerr-i şeytan

Hak’dan sebeb-i nüzûl-ı fürkan

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Mazmûn-ı ibâdet-i şerîat

Matlûb-ı irâdet-i tarîkat

Maksûd-ı hakayık-ı hakîkat

Allah ü Muhammed ü Ali’dir

Kamu kulunun ümidgâhı

Dünyâ ile ukbâ pâdişâhı

Bî-çâre Hatâyî’nin penâhı

Allah ü Muhammed ü Ali’dir[43]

1.1.19. 19 Bendliler

Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir. Tek örnek 18.yüzyılda Hâşim Baba’ya aittir.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Sen ki fahru’l-mürselînsin nûr-ı erbâb-ı yakîn

Şânıña tenzîl ile ta’zîm iden rûhu’l-emîn

Vasfıña nâzil degil mi rahmeten li’l-’âlemîn

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Çünki Rabbü’l-’âlemîn itmiş cenabıña ‘atâ

Hubb-ı zâtından ‘aceb virmiş mahabbet ıstıfâ

Mustafâ vü müctebâ vü muktedâ vü müntehâ

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Cümle ervâh u melâ’ik enbiyâ vü evliyâ

‘İlm-i tahkîkine itdi her birisi iktidâ

Zât-ı pâkiñ enbiyâ vü mürselîne muktedâ

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Evvelîn ü âhirîne zât-ı pâkiñdir delîl

Nûr-ı zâtından seni halk eylemişdir ol Celîl

Rahm-ı sulbiñden mutahhar cedd-i pâkiñdir halîl

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Gelmedi aslâ sefâhdan nûruñ ey hayru’l-beşer

Hep nigâhdan oldı zâhir nûr-ı pâkiñ mu’teber

Bûy-ı işrâkden masûn ecdâd-ı cedd-i müşteher

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Vâlideyn-i ekremîniñ şânları a’lâü’l-’alâ

Dürr-i zâtıña sadefdir her birisi nevemâ

Pâk rahmden pâk sulbden geldiñ ey nûr-ı Hüdâ

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Ãl-i ashâbıñdan itdi nice kudretler zuhûr

Mu’ciziñle nutka geldi taş u eşcâr hem tuyûr

Vâlideyniñ eylemek ihyâ ‘aceb mi fi’l-kubûr

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Mu’cizâtıñ sırrını derk idemez ‘akl-ı ‘alîl

Nakzile bürhâne netîce hem kıyâs olmaz delîl

Dîn-i şer’iñde anuñçün mantıkı oldı zelîl

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Münkirândır ekseri emriñile itmezler ‘amel

İ’tibâr itmez hadîsiñ hükmine ekser mahal

Dînile ahkâmları olmış feleklerle hamel

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Bir biriniñ kavlini ahkâma iderler redîf

Her birisi za’mile hükminde olmışdır hanîf

Hükm-i âyât u hadîse i’tibâr itmez harîf

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Ümmetiñden zann olur çok kimse hôd-bîn oldılar

Ehl-i beytiñe ihânet birle rüsvây oldılar

.............. ta’nı darb içün hem dest hem pây oldılar

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Hamdülillah bu zamanda ehl-i beytiñ hâli hôş

Havfile her bir münâfık idemez ta’na hurûş

Ger tecellî bîşe itmiş ekserisi dîn-fürûş

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Kudretiñdir ey şefî’ü’l-müznibîn her kim sever

Hânedânıñ râh-ı Hak’da her biri buldı zafer

Ravza-i rıdvânıñ ile bunlara lutf it makarr

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Ümmetiñdir ehl-i beytiñ râhına cânın fedâ

Eyleyenler ey Celîlü’l-kadr-i mir’ât-ı Hüdâ

Her kıranda ehl-i beytiñdir imâm-ı muktedâ

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Ehl-i beytiñ zümresine eyleyen cevr ü cefâ

Nesl-i merdânıdurur heb düşmen-i âl-i ‘abâ

Ümmetiñden ‘add olınmaz bu gürûh-ı eşkıyâ

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Her kelâmım kavl-i pâkiñle müdellel ey nebî

Bu haber mazmûn-ı kavliñ vasf iden sensin seni

‘İlm ü kudret heb seniñdir söyleyen sensin seni

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Bu garîbiñ sırr-ı sulbından gelen tâlibleri

Genc-i ‘irfânıña bir bir mazhar eyle anları

Her vecihden zâtıña mir’ât ola bâtınları

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Hâşimî’dir hânedân-ı ehl-i beytiñe halef

Cedd-i ecdâd-ı ‘azâmıdır aña viren şeref

Dest-gîr-i bedr-i şehîdü’l-Kerbelâ şâh-ı Necef

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak

Hânedâna mülhak itdim nice cânı nîk-nâm

Râh-ı silk-i hânedânda ideler bir bir kıyâm

Ahlafûnî emrine bu vechile virdim nizâm

Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak[44]

1.1.20. 21 Bendliler

Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir. Tek örnek olan Me’âlî’nin şiiri aşağıdadır:

Mersiye-i Gürbe

Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün

Çıkduñ elden nidelüm añsuzın eyvâh pisi

Yanduñ ölüm odına derdile nâ-gâh pisi

Hasretâ şîr-i ecel buldı saña râh pisi

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Kanı ol bebr bakışlu kanı ol şîr-i zemân

Kanı ol virmeyen aslanile kaplana emân

Kanı ol oldugı evde komıyan hîç sıçan

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Katı lâg-bâzidi gâyetde iyü kişiyidi

Gökde uçan kuşı avlamag anuñ işiyidi

Yidügi çörekidi dibleyidi pişiyidi

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Serçe dutar gibi dutardı tavukla kazı

Gendü akrânı gibi şîrile iderdi bâzî

Niçe kâfir sıçan öldürmişidi ol gâzî

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Gâh tesbîh geçürürdi gehî bañlaridi

Ahiret korkusını bilüridi añlaridi

Bû ‘Alî görse zekâsını anuñ tañlaridi

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Aglamakdan aña gözsüz sepel oldı a’mâ
Kıldı maymûn tenini kanlu yaşı kızıl ala

Kurd u dilkü taga düşdiler oluban şeydâ

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Şîr-i merdidi bahâdurdı yavuz gürbeyidi

Yaşlu sanmañ anı gencidi katı körpeyidi

Bıyıgı kıllarınuñ hir biri bir harbeyidi

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Cengde basaridi kasd idicek şîr-i neri

Pençesile tutar ataridi evranı beri

Hîç kaçırmazdı yetişüp tutaidi keleri

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Hûb âvâzile ol şâm ü seher mavlaridi

Sañsarı hîç mecâl itmezidi avlaridi

Aña öykünmezidi şîr ‘abes gavlaridi

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Görse bogardı baragı kovaridi çakalı

Yolaridi eline girse keçinüñ sakalı

Her ögünde yiridi keklikile bozbakalı

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Derisi kakum u semmûr u vaşakdan yigidi

Rastidi hüsni gibi hulkı dahi gökçegidi

Kedi sanmañ anı ol bir ala gözlü begidi

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Her seher kalkar elini yüzini yuridi ol

Katı pâkidi ve her vechile ma’mûridi ol

Kimse bilmezdi anuñ kadrini bir nûridi ol

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Degme gûyendede yogidi anuñ âvâzı

Zühre işitse sadâsın bıragurdı sâzı

Hîç sevmezdi ne sûfîyi vü ne gammâzı

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Rûhı şâd ola ki incitmezidi kimseneyi

Ne gönindeki biti ne kulagında keneyi

Pâça ile başı hôş idi severdi teneyi

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Añrasa heybetile iñleridi kevn ü mekân

Mavlasa sît ü sadâsile tolaridi cihân

Defterin dürdi anuñ hayf bu devrân-ı zemân

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Katı nuhsindidi dilkü gibi çok yaşluidi

Kurdile hasmidi kaplanile savaşluidi

Servkaddidi ala gözlü kara kaşluidi

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Severidüm ben anı cânile mahbûb gibi

Her gice koyaridüm koynuma bir hûb gibi

Pâk iderdi ev için kuyrugı cârûb gibi

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Kurtarırdı yılan agzına düşen kurbagayı

Yuvalardı sıçan oynar gibi kablumbagayı

Taşagı kılına saymazidi diz-dâr agayı

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Kâmilidi hem edeblüidi hem usluidi

‘Akilidi iyü soyidi kişi asluidi

Receb ayidi vefât itdügi güz faslıidi

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Ey Me’âlî anuñ öldügine kim aglamaya

Acıyub hasretile cânını kim daglamaya

Cûş idüb kanlu yaşı seyl oluban caglamaya

Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi

Şimdidengerü sıçan duta bütün dünyâyı

Gemüre hegbeyi çuvâlı dele torvayı

İñlede yohsulı ve yohsul ide hem bayı
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi[45]

1.1.21. 24 Bendliler

Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir. Tek örneği 16.yüzyıla ait olup şairi tespit edilememiştir.

1.1.22. 25 Bendliler

Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir. Tek örneği Mihrî’ye ait olup aşağıya alınmıştır.

Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün

Kulakdan olmışidük gerçi ‘âşık

Bi-hamdi’llah ki hoş gösterdi Hâlik

Ne söz söylendise hakkında sâdık

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Yeşil dîbâyı giymişler çemenler

Yakarlar sîm-kandîl yâsemenler

Her etrâfı gül ü serv ü semenler

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Kenârı sâfî cûy ergavânlar

Akar her yañada âb-ı revânlar

Dimâga bû bagışlar câna cânlar

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Hevâsı mu’tedildür suyı Kevser

Dırahtı nârvenle serv ü ‘ar’ar

Otı reyhân u sünbül hâki ‘anber

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Biter deryâsı içre nîlûferler

Ruh-ı zerdi virür ‘aşkdan haberler

Gül-istânlar teferrüc-gâh yerler

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Yapılmış bir serîr-i ‘âlî eyvân
Yeşil yapraklar olmış aña seyvân

İçindedür anuñ ol şâh-ı devrân

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Çü şâhuñ beytini ma’mûr gördüm

İçinde berk urur ol nûrı gördüm

Aña saf baglamışlar hûrı gördüm

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Ki bir hûrşîd meh-tal’at cebîndür

Hadin kim görse dir kim yâsemîndür

Tarâf-ı kûyı san huld-ı berîndür

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Lebi yâdına olmış germ lâle

Turur yek-pâ tutar elde piyâle

Kurardı üstine hayme-i vâle

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Pür olmışdı gül ile sahn-ı gülşen

Kabagı toldurup dutmışdı sûsen

Çemen sultânı güldür vech-i ahsen

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Düzetmiş tûtî kumrî çengine çeng

Nevâda sâza tutmış kuşlar âheng

Eline bâde almış lâle gül-reng

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Terennümler kılurdı anda bülbül

Safâsından didi handân olup gül

Sürâhî mül demidür ne tahammül

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Kamu eşcâr cem’ olmış bu câya

Ferahdan her biri karsardı aya

Melek salmış meger üstine sâye

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Güle nergis turup süzmiş gözini

Açılmış gonceler düzmiş yüzini

Budur firdevs bâgınuñ güzîni

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Çiçekler vecde gelmiş eylemiş cûş

Kimi ser-hôş olmış kimi hâmûş

Bular hoş ‘aşk ayagın eylemiş nûş

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Emîr-i ‘âşıkân gel Yûsuf-ı karanfil

Biter anda benefşe nergis ü gül

Güle karşu ider efgân bülbül

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Eger ‘akluñ varise togru dut râh

Varıver elmalı bagçeye her gâh

Agaçlar sâye salmış sanma hargâh

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Ne dil ile kılayum takrîr anı

Dinilmez haşre dek anuñ beyânı

Bulınmaz ser-te-ser gezseñ cihânı

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Yapılmış anda bir şâhâne hammâm

Yeni hammâm dirlermiş aña nâm

Hem olmış ay u güneş sakfına câm

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Suyı cüllâba beñzer havzı vardur

Mâl-â-mâl olmış içi âb-ı güldür

Diyâr-ı Rûm içinde şimdi birdür

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

İyü çekdük bu devrânuñ cefâsın

Görelüm bârî bir kerre vefâsın

Sürelüm imdi zevkile safâsın

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Zehî vakt u zehî zevk u zehî dem

Ferahlar geldi gitti gussa vü gam

Diyeyin cân ile ben dahi her dem

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Zehî ferhunde tâli’ bunda her gâh

Mukîm olur bu câya sâl ü ya mâh

Ki geçmiş ‘ömrümüz hayfâ hezâr âh

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Du’âlar eyle Mihrî şehr-i yâra

K’anuñ lutfından irdüñ bu diyâra

Ki gördüñ gizlü genci âşikâra

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık

Kerem kânıdur ol şehler emîri

Ki topraktan götürdi her fakîri

Hudâ olsun ilâhî dest-gîri

Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık[46]

1.1.23. 27 Bendliler

Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir. Tek örnek 18.yüzyılda Hâşim Baba’ya aittir.



[1] Bahtî, 62.

[2] Bahtî, s.64.

[3] Bahtî, s.67.

[4] Bahtî, s.68.

[5] Hâmî-i Ãmidî: Dîvân, Cerîde-i Havâdis Matbaası, İstanbul, 1272, s.137. Bu şiir, “Murabba’ât-ı Merhûm ‘Aleyhü’r-rahme” başlığıyla yazılmış olup, diğer şiirlerden öğrendiğimize göre Zağarcıbaşı Hüseyin Ağa için yazılan üç murabbadan biridir.

[6] Sûzî: Dîvân, Mustafa Efendi Matbaası, İstanbul, 1230, s.167.

[7] Sûzî: Dîvân, s.169.

[8] Sûzî: Dîvân, s.168.

[9] Sûzî: Dîvân, s.175.

[10] TDK Yz.A/390. Yazmanın varak numaraları mevcut değildir.

[11] KARAHAN, Abdülkadir: Nef’î Dîvânı’ndan Seçmeler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1985, s.184.

[12] BİRAY, Nergis: Cemîlî Dîvânı, Bil.Uz.Tezi, Ankara 1988, s.534.

[13] Na’ilî, s.336.

[14] Mahmûd Celâleddin Paşa: Girid Vilayeti Vali Vekili Devletlü Mahmud Celaleddin Paşa Hazretlerinin Ãsâr-ı Manzumesidir, Girid 1311, Girid Vilayeti Matbaası, s.109.

[15] Bkz. metin 226, 227, 229, 230, 231, 241, 248, 255, 256, 261, 262, 263, 267, 269, 270, 288, 295, 300, 305, 443, 444, 468, 471, 486, 487, 488, 489, 494, 495, 497, 498, 499, 500, 501, 502, 503, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 511.

[16] ‘Ubeydî: Dîvân, 78a.

[17] Mahtûmî, 16b.

[18] 161, 216, 228, 232, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 242, 243, 244, 245, 246, 247, 258, 266, 268, 271, 272, 273, 274, 276, 277, 279, 280, 283, 284, 285, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 296, 297, 298, 299, 301, 302, 303, 304, 306, 307, 308, 310, 311, 312, 313, 318, 320, 321, 324, 325, 326, 327, 329, 332, 336, 337, 341, 359, 360, 361, 367, 371, 373, 377, 383, 387, 388, 390, 391, 392, 393, 394, 395, 397, 400, 401, 402, 403, 405, 406, 408, 409, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 416, 417, 418, 419, 420, 421, 422, 423, 424, 425, 426, 427, 428, 430, 431, 433, 439, 440, 441, 445, 447, 448, 449, 450, 462, 463, 464, 465, 466, 467, 469, 470, 474, 479, 480, 481, 482, 483, 485, 490, 491, 492, 493, 496, 504.

[19] Hilmî: Dîvân, Tabhâne-i Amire, İstanbul 1274, s.53.

[20] Bkz. metin 3, 15, 17, 18, 21, 23, 24, 25, 26, 30, 35, 36, 37, 39, 40, 42, 44, 46, 47, 50, 51, 52, 53, 55, 57, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 66, 67, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 85, 89, 90, 92, 94, 96, 97, 98, 99, 100, 102, 105, 106, 109, 112, 121, 122, 124, 127, 131, 134, 137, 138, 139, 141, 142, 143, 145, 151, 154, 156, 166, 168, 170, 172, 173, 174, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 191, 192, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 212, 213, 214, 219, 220, 223, 224, 225, 234, 249, 250, 252, 253, 254, 257, 259, 260, 265, 275, 278, 281, 282, 286, 287, 309, 314, 315, 316, 317, 319, 322, 323, 328, 330, 331, 333, 334, 335, 338, 339, 340, 342, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 362, 363, 364, 365, 366, 368, 369, 370, 372, 374, 375, 376, 378, 379, 380, 381, 382, 384, 385, 386, 396, 398, 399, 404, 407, 429, 434, 435, 436, 437, 438, 442, 446, 451, 452, 453, 454, 455, 456, 457, 458, 459, 460, 461, 477, 478, 484.

[21] Leylâ Hanım, s.53.

[22] Bkz. metin 20, 22, 48, 113, 117, 119, 133, 144, 149, 158, 164, 167, 175, 190, 194, 221, 251, 264, 475.

[23] Mihrî, s.591.

[24] Bkz. metin 5, 7, 8, 9, 11, 12, 14, 16, 19, 27, 29, 31, 32, 33, 34, 38, 43, 45, 56, 65, 68, 84, 86, 87, 88, 91, 95, 103, 104, 110, 116, 118, 120, 125, 130, 132, 135, 136, 140, 146, 147, 155, 159, 162, 165, 171, 193, 202, 211, 215, 217, 218, 222, 233, 389, 472.

[25] Şâhî, 78b-79a .

[26] Bkz. metin 2, 6, 10, 13, 28, 58, 108, 111, 114, 123, 126, 128, 129, 157, 169.

[27] TARLAN, A.Nihad: Necâtî Beg Dîvânı, Akçağ Yay., Ankara, 1992, s.128-130.

[28] Bkz. metin 4, 101, 150, 160.

[29] Yetîm, 97b-98a.

[30] Bkz. metin 148, 152, 153.

[31]Aşkî, s.12-14.

[32] Bkz. metin 107.

[33] Lâmi’î, 71b-72a.

[34] Bkz. metin 41, 54.

[35] Ca’fer, s.323-325..

[36] Bkz. metin 49.

[37] Hayretî, s.88-91.

[38] Bkz. metin 1, 115.

[39] Lâmi’î, 68a-69a.

[40] Lâmi’î, 66b-67a.

[41] Sermed, s.53-56.

[42] Ãşık, s.252-255.

[43] Hatâyî, s.184-186.

[44] Hâşim, s.60-62.

[45] Me’âlî, s.175-180.

[46] Mihrî, 51a-52b.

Hiç yorum yok: