Yüzyıllara göre murabbaların bend sayıları tablosu aşağıdadır:
| | 15. yy | 16. yy | 17. yy | 18. yy | 19. yy | Top-lam | Oran |
| 2 bend | 0 | 1 | 2 | 0 | 1 | 4 | 0,23 |
| 3 bend | 0 | 4 | 6 | 33 | 31 | 74 | 4,43 |
| 4 bend | 2 | 7 | 4 | 171 | 166 | 350 | 21 |
| 5 bend | 11 | 683 | 19 | 74 | 195 | 982 | 58,90 |
| 6 bend | 6 | 28 | 1 | 10 | 5 | 50 | 3 |
| 7 bend | 19 | 80 | 9 | 7 | 4 | 119 | 7,13 |
| 8 bend | 7 | 13 | 3 | 2 | 1 | 26 | 1,55 |
| 9 bend | 5 | 10 | 1 | 2 | 1 | 19 | 1,13 |
| 10 bend | 3 | 4 | 1 | 3 | 2 | 13 | 0,77 |
| 11 bend | 1 | 5 | 0 | 0 | 0 | 6 | 0,35 |
| 12 bend | 2 | 2 | 1 | 0 | 2 | 7 | 0,41 |
| 13 bend | 1 | 2 | 0 | 0 | 1 | 4 | 0,23 |
| 14 bend | 0 | 2 | 0 | 0 | 0 | 2 | 0,11 |
| 15 bend | 1 | 2 | 0 | 0 | 0 | 3 | 0,17 |
| 16 bend | 0 | 0 | 0 | 0 | 1 | 1 | 0,05 |
| 17 bend | 0 | 1 | 0 | 0 | 0 | 1 | 0,05 |
| 18 bend | 0 | 1 | 0 | 0 | 0 | 1 | 0,05 |
| 19 bend | 0 | 0 | 0 | 1 | 0 | 1 | 0,05 |
| 21 bend | 0 | 1 | 0 | 0 | 0 | 1 | 0,05 |
| 24 bend | 0 | 1 | 0 | 0 | 0 | 1 | 0,05 |
| 25 bend | 1 | 0 | 0 | 0 | 0 | 1 | 0,05 |
| 27 bend | 0 | 0 | 0 | 1 | 0 | 1 | 0,05 |
| Toplam | 59 | 847 | 47 | 304 | 410 | 1667 | |
Tablo C 15-19.yüzyıl murabbalarına ait "bend sayısı" tablosu
Tablodan yola çıkarak şunları söyleyebiliriz: İncelemiş olduğumuz murabbalarda en fazla 5 bend (% 59) ve 4 bend (% 21) kullanılmıştır ki toplamı bütün murabbalar içinde % 80 yapmaktadır. Bu oran Türk edebiyatında murabba nazım şeklinin asıl bend sayısı için bir veri kabul edilebilir. Murabba nazım şeklinin en fazla kullanıldığı XVI. yüzyılda ise yazılmış olan şiirlerin önemli bir kısmı 5 bendlidir. Yoğunlaşma 4 ve 5 bendli murabbalarda olmakla birlikte 2 ilâ 27 bend arasında değişen sayılarda bend sayılarıyla karşılaşmak da mümkündür. Ancak bunlar toplam murabbaların % 20’sine tekabül ettiği gibi bazıları için elimizdeki örnek sayısı biri geçmez. Bu grup bend sayıları içinde 3, 6 ve 7 bend sayılı murabbalar kayda değer sayıdadır.
1.1.1. Tek Bendliler
İncelediğimiz şiirler içinde kafiye düzeni çoğunlukla a a x a şeklinde karşımıza çıkan tek bendli murabba başlıklı şiirlere de rastladık. Kafiye örgüsü bazen değişmektedir. x a x a veya a a a a şeklindeki kafiye örgülerini görmek de mümkündür. İstatistikî incelemeye dahil etmediğimiz bu şiirlere değişik şairlere ait dîvânların sonlarında rastlamak mümkündür. Özellikle Bahtî “Murabba’ât” başlığı altında tek dörtlüklü murabbalara fazlasıyla yer vermiştir. Tek bendli murabba yazan bazı şairler şunlardır: Sûzî, Bahtî, Hâmî-i Âmidî. Örnek şiirler aşağıdadır:
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Kûh-ı hasret içre kaldum dôstlar çâre baña
Deşt-i mihnet içre kaldum dôstlar çâre baña
Bahtî’nün bu derd-i firkat ile hâli nic’olur
Derd-i firkat içre kaldum dôstlar çâre baña[1]
Bu şiirde ikinci mısra dördüncü mısra olarak bir kelime hariç tekrarlanmıştır. Bu özellik tek bendli diğer murabbalar için istisna teşkil etmektedir. Yani tek bendli murabbalarda mükerrer mısra yoktur. Bahtî’den diger örnekler aşağıdadır:
1.
Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün
Göñül nâr-ı gama sûzân olubdur
Anuñçün yüregüm biryân olubdur
Seni görmeyeli ey mihr-bânum
Gözüm giryân u dil nâlân olubdur[2]
2.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Çünki yârüm bî-vefâdur ey göñül sabr eyle gel
‘Ãşıka kârı cefâdur ey göñül sabr eyle gel
Her ne deñlü Bahtî’ye cevr itse ol meh gam yime
Ol da bir özge safâdur ey göñül sabr eyle gel[3]
3.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Kimseler derde giriftâr olmasun
İñleyüb bülbül gibi zâr olmasun
‘Aşka düşüb zâr u gam-hvâr olmasun
Sevdügi agyâr ile yâr olmasun[4]
Diğer şairlerden örnekler:
1.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Gerçi kim mazlûm-nümâdur gerdişi âhestedür
Çeşm-i mestinden sakın zâlimdür ammâ hastedür
Göreli ey gonca-fem çeşm ü dehânuñ şermden
Nergisüñ başı aşaga gonçeler dem-bestedür[5]
2.
Cânân cânumda imiş bi’llâh
Dermân derdümde imiş bi’llâh
Aradum bunca yıl gamz u işâret
Bürhân sırrumda imiş bi’llâh[6]
3.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Cânuma cânân gerekdür gayrı yok
Sevdigim sensin cihânda gayrı yok
Herkesiñ var sevdigi ‘âlemde çok
Dü-cihânda benim senden gayrı yok[7]
4.
Yâ Rab beni nâdân kuluña muhtâc itme
Kendi kapuñdan gayrıya muhtâc itme
Hvân-ı fazluñ ile beni tok eyle
Nâ-merde degül bir ferde muhtâc itme[8]
5.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Sûzî yârân isteme gel yâri bul
Cürmüñi ‘afv eyleyen Gaffâr’ı bul
Terk kıl ‘aybuñ gözeden halkı sen
Sırrını setr eyleyen Settâr’ı bul[9]
Tek bendli bu murabbalar ile Türk musikisinde beste formunun karşılığı olarak da kullanılabilen murabba arasında bir bağlantı olup olmadığını kesin olarak söylemek mümkün değildir. Ancak tanınmış bazı şairlere ait şiirlerin seçilen mısralarıyla oluşturulan bazı tek bendli şiirlere murabba dendiği görülmektedir. Bu şekildeki şiirlerin beste karşılığı olan murabba şeklinde kabul edilmesi gerektiğini söylemek yanlış olmaz. Bu konuyla ilgili örnek aşağıdadır:
Murabba’
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Hem kadeh hem bâde hem bir şûh sâkîdür göñül
Hayli demdür ki esîr-i iştiyâkıdur göñül
Bir nefes dîdâr içün biñ cânı fedâ kılsam n’ola
Hâsılı ehl-i ‘aşkuñ sâhib-mezâkıdur göñül[10]
Bu şiirin en ilgi çekici özelliği Nef’î’ye ait olan bir gazelin[11] seçilen dört mısraıyla meydana getirilmiş olmasıdır. Mısraların bazı kelimelerinde ve yerlerinde değişiklik de yapılmıştır. Gazel olduğunu bildiğimiz bir şiir dört mısra şeklinde karşımıza çıktığında, başlığında kullanılan murabba kelimesinin beste anlamına geleceği âşikârdır. Aynı yazmada bu örneğe benzeyen başka şiirler de bulunmaktadır.
Tek bendli murabbaların rubailerle ve tuyuğlarla da bir ilgisi olduğu düşünülebilir. Vezin olarak bu murabbalarda Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün kalıbının çokça kullanılması ve kafiye örgüsünün benzerliği bu ilişkiye işaret sayılabilir.
Aşağıya aktaracağımız iki örnek ise tek bendli murabbaların ilgi çekici şekillerindendir. Bu şiirler büyük ihtimalle İran şiiri tesirinde yazılmış olmalıdır:[12]


1.1.2. 2 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,23; bütün şiirler içindeki oranı ise % 0,48’dir.
16.yüzyıl (1).
17.yüzyıl Nâ’ilî (1), Es’ad-ı Bağdâdî (1).
19.yüzyıl Mahmûd Celâleddîn Paşa (1).
Örnek şiirler aşağıdadır:
1.
Fec ilâtün Mefâc ilün Fec ilün
Düşdi dil bir büt-i sitemkâra
Yine geldük diyâr-ı hicrâna
Veh ki olduk vatandan âvâre
Yine geldük diyâr-ı hicrâna
Bizi itdüñ garîb-i dâr u diyâr
Komaduñ cân u dilde sabr u karâr
Müjde ey rûzgâr-ı kîne-güzâr
Yine geldük diyâr-ı hicrâna[13]
2.
Mefc ûlü Mefâc îlü Mefâc îlü Fac ûlün
Zannım bu ki cânâ beni kurbân ideceksin
Virdim saña cân işte ne fermân ideceksin
Derdim büyüdi dilde ne dermân ideceksin
Virdim saña cân işte ne fermân ideceksin
Hicr âteşine sînemi yakmaz diyü sandım
Va’d eyledigiñ vuslata gerçek diyü kandım
Artık baña rahm eyle firâkıñdan usandım
Virdim saña cân işte ne fermân ideceksin[14]
1.1.3. 3 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 4,43; bütün şiirler içindeki oranı % 4,50’dir.[15]
Üç bendli murabbalar şu şairler tarafından yazılmıştır:
16.yüzyıl Ubeydî (4).
17.yüzyıl Fenâyî (1), Nâ’ilî (5).
18.yüzyıl Râşid (1), Hâtif Ali (1), Enîs (2), Nedîm (6), Seyyid Vehbî (2), Nâfiz (4), Fennî (4), Mahtûmî (2), Sâmî (1), İzzet Ali Paşa (1), İlhâmî (8), Fâzıl (1).
19.yüzyıl Fatîn (2), Mahmûd Celâleddîn Paşa (25), Şeref Hanım (3), Said (1).
Örnekleri aşağıdadır:
1.
Der-makâm-ı Dügâh
Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün
Görelden hâl-i ‘anber-bâruñ ey yâr-ı cefâ-kârum
Perîşân-hâl olup sevdâya düşmişdür dil-i zârum
Müdâm aglatma merdüm sen gözin çeşm-i güher-bârum
Benüm beñlicegüm mâh-ı münîrüm lâle-ruhsârum
Her üslûbuñ levendâne ‘aceb gerçek dil-âversin
‘Alî-sîretlü bir şâhin bakışlu şâh-ı kişversin
Kara gözlü güzelsin şâh-bâz-ı nâz-perversin
Benüm beñlicegüm mâh-ı münîrüm lâle-ruhsârum
Kılıcıyla yürür hûnî güzeldür çeşm-i fettânuñ
Siyeh tek takınur bir Rum ili mahbûbıdur hâlüñ
‘Ubeydî’nüñ dilin al ile almışdur ruh-ı âlüñ
Benüm beñlicegüm mâh-ı münîrüm lâle-ruhsârum[16]
2.
Müstefc ilün Müstefc ilün
Sahbâyı toldur sâkıyâ
Peymâneden peymâneye
Devr eylesün câm-ı safâ
Mestâneden mestâneye
Sevdâ-yı zülfüñ ey melek
Mecnûn’dan tâ baña dek
Peyvestedür zencîr-tek
Dîvâneden dîvâneye
Zülfinden olup münfasıl
Baglandı hatt-ı yâra bil
Mahtûmî mîrâs oldı dil
Cânâneden cânâneye[17]
1.1.4. 4 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 21; bütün şiirler içindeki oranı ise % 26,20’dir. Murabbalarda en fazla kullanılan ikinci bend sayısıdır.[18]
Dört bendli şiirler şu şairler tarafından yazılmıştır:
15.yüzyılda Selîmî (1), Sa’dî-i Cem (1).
16.yüzyılda Şevkî (1), Nazmî (1), Atâ (1), Ahmed Sârbân (1), Me’âlî (1), Aşkî (1).
17.yüzyılda Fenâyî (1), Nâ’ilî (1), Es’ad-ı Bağdâdî (1), Sabrî (1).
18.yüzyılda Râşid (1), Hâtif Ali (17), Hâtem (2), Ãkif (1), Neyyir (1), Nâşid (2), Neylî (1), Nedîm (7), Seyyid Vehbî (1), Feyzî (3), Esîf (1), Nâfiz (32), Fennî (5), Mahtûmî (17), Cesârî (1), Sâmî (2), Esrâr Dede (1), Dürrî (2), Fıtnat (2), Gâlib (4), İzzet Ali Paşa (2), İlhâmî (53), Fâzıl (12), Hâşim Baba (1).
19.yüzyılda Dâniş Mehmed (1), Fehîm-i Sânî (3), Fatîn (12), Senîh (17), Pertev Paşa (3), Nevres (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa (9), Vâsıf (42), Aczî (6), Şeref Hanım (11), Said (10), Sermed (43), Ahmed Râsim (1), Hilmî (1), İffet (1), Leylâ Hanım (5).
Örnekler aşağıdadır:
1.
Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün
Alây-ı ‘işvesi tertîb idüb ol şâh-ı hûbânum
Salât-ı cum’ayı gelmiş edâya varsa cânânum
Su’âl itmiş beni ba’de’s-salât ol nâ-mihrbânum
Ben ise hayli müddetdür esîr-i künc-i hicrânum
Görince reh-güzârında o şeh üftâdeler turmış
Göñüller yâresine merhem-i mihr ü vefâ urmış
Terahhum eyleyüb bu ‘âşık-ı bî-çâresin sormış
Ben ise hayli müddetdür esîr-i künc-i hicrânum
O meh kim rûz u şeb bilmez hemân zevk u safâ eyler
Hele bir yerde cem’iyyet ola cânuñ fedâ eyler
Ser-i bâlînüme gelmeklige ammâ hayâ eyler
Ben ise hayli müddetdür esîr-i künc-i hicrânum
Bu hâletle seni cânâ görüb sabr itme kâbil mi
Ya hod cânuñ fedâ itmek ise bir kâr-ı müşkil mi
Beni yâr ile zevk eyler sanurmış ‘âlem ey Hilmî
Ben ise hayli müddetdür esîr-i künc-i hicrânum[19]
1.1.5. 5 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 58,90; bütün şiirler içindeki oranı % 54;39’dur. Murabbalarda en fazla kullanılan bend sayısıdır.[20]
Beş bendli şiirler şu şairler tarafından yazılmıştır:
15.yüzyılda Şehdî (1), Nizâmî (1), Nihânî (1), Sa’dî-i Cem (1), Ahî (1), Ca’fer Çelebi (1), Halîlî (1), Hızrî (1), İlâhî (1), Kemâlî (2).
16.yüzyılda Misâlî (1), Cenâbî (1), Ubeydî (1), Yahyâ Beg (18), Zâtî (12), Zamîrî (1), Za’îfî (2), Za’fî (24), Muhibbî (9), Remzî (1), Nazmî (512), Nev’î (3), Ahmed Sârbân (1), Amrî (4), Ãşık Çelebi (4), Fevrî (6), Fuzûlî (1), Gedâyî (1), Hayâlî (2), Hayretî (13), Hıfzî (1), Hevesî (1), Hadîdî (1), İshak (2), Kemâl Paşa-zâde (1), Kâmî (1), Me’âlî (4), Hıtâbî (4), Helâkî (3), Aşkî (34), Şâhî (13), Hatâyî (2).
17.yüzyılda Fenâyî (13), Şemsî (1), Nâ’ilî (4), Es’ad-ı Bağdâdî (1).
18.yüzyılda Dâniş Süleymân (1), Nebzî (1), Râşid (1), Hâtif Ali (1), Hanîf (1), Sâlim (1), Ãkif (2), Re’fet (3), Nâşid (1), Nedîm (19), Feyzî (2), Esîf (1), Nâfiz (8), Nazîm Yahyâ (7), Neş’et (1), Sâmî (2), Müştak (1), Esrâr Dede (2), Gâlib (6), İzzet Ali Paşa (1), İlhâmî (4), Fâzıl (2), Hâşim Baba (6).
19.yüzyılda Senîh (1), Nevres (4), Mahmûd Celâleddîn Paşa (1), Vâsıf (150), Türâbî (2), Aczî (5), Şeref Hanım (21), Said (1), Sermed (2), Ahmed Râsim (2), Hilmî (2), Leylâ Hanım (4).
Örnekler aşağıdadır:
1.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Kuhl-ı insâf it ‘atâ dil çeşmini aç eyleme
Cânı tîr-i mihnet-i nâdâna âmâc eyleme
Mülk-i ‘ırzı ‘asker-i zilletle târâc eyleme
Yâ ilâhî ‘Ãşık’ı nâ-merde muhtâc eyleme
Seng-i gam fazl ehlinüñ dest-i cefâsından baña
Yeg gelür nâdân olanuñ merhabâsından baña
Behre ihsân it kanâ’at kimyâsından baña
Yâ ilâhî ‘Ãşık’ı nâ-merde muhtâc eyleme
Lütfuñı Hızr it kanâ’at çeşme-i hayvânına
Aşinâ eyle tevekkül lücce-i ‘ummânına
Her denînün dökme yüzüm suyını dâmânına
Yâ ilâhî ‘Ãşık’ı nâ-merde muhtâc eyleme
Himmetüm şâhâne it sûretde dervîşâne kıl
Merd-i meydân-ı tevekkül olmada merdâne kıl
Genc-i istignâya dil ma’mûresin vîrâne kıl
Yâ ilâhî ‘Ãşık’ı nâ-merde muhtâc eyleme
3.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
El-amân üftâdegâna eyle lutfuñ râygân
Kıl meded bî-çâreyim yâ hazret-i Sünbül Sinân
Dergehiñden kesb-i feyz itsün gürûh-ı ‘âşıkân
Kıl meded bî-çâreyim yâ hazret-i Sünbül Sinân
Pek perîşân oldı ahvâlim dil-i gümrâh ile
Geçmesün bîhûde ‘ömrüm bu figân u âh ile
Halka-i tevhîde ilhâk eyle zikr’ullâh ile
Kıl meded bî-çâreyim yâ hazret-i Sünbül Sinân
Dergehiñde hâlini züvvâr takrîr eylesün
Himmetüñ şâh-ı dil-i vîrânı ta’mîr eylesün
Bûy-ı enfâsıñ dimâg-ı cânı ta’tîr eylesün
Kıl meded bî-çâreyim yâ hazret-i Sünbül Sinân
Hâk-pây-ı mevlevîyim gelmişim dergâhıña
Eylerim Monlâ Celâl’iñ ‘aşkına lutfuñ recâ
İltimâsım itme redd ey sünbül-i bâg-ı vefâ
Kıl meded bî-çâreyim yâ hazret-i Sünbül Sinân
Mazhar itmek lutfuña bir iş mi ‘abd-i ahkarı
Himmetüñ ihyâ ider Leylâ gibi pek kemteri
Sünbül-i bâg-ı hakîkat Halvetîler serveri
Kıl meded bî-çâreyim yâ hazret-i Sünbül Sinân[21]
1.1.6. 6 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 3; bütün şiirler içindeki oranı % 2,84’tür.[22]
Altı bendli murabbalar şu şairler tarafından yazılmıştır:
15.yüzyılda Mesîhî (1), Nihânî (1), Resmî (1), Seyfî (1), Ahmed Paşa (1), Mihrî (1).
16.yüzyılda Misâlî (1), Vasfî (1), Yahyâ Beg (1), Zâtî (2), Muhibbî (5), Özrî (1), Nazmî (2), Nihâlî (1), Amrî (1), Ãşık Çelebi (1), Hayretî (2), Helâkî (2), Aşkî (7), Hatâyî (1).
17.yüzyılda Fenâyî (1).
18.yüzyılda Refî’ (1), Refî’-i Amidî (1), Nedîm (1), Nâfiz (1), Cesârî (1), Selâmî (1), İzzet Ali Paşa (2), Hâşim Baba (2).
19.yüzyılda Nevres (1), Vâsıf (1), Aczî (2), Ahmed Râsim (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Bizden olduñsa rakîbüñ sözile bîzâr hey
Gücile gökçeklik olmaz neyleyelüm var hey
Eksük olmaz bu cihândur ‘âşıka bir yar hey
Ben de senden vâz geldüm vâz geldüm var hey
Bulınur hey bu cihânda tâze tâze hûblar
Nâzenînler hûblar u mahbûblar u mergûblar
Rûy-ı ‘âlemde hemân kat’ olmadı mergûblar
Ben de senden vâz geldüm vâz geldüm var hey
Bî-vefâ mahbûblara rîş-hande ‘âşıklar gerek
Sâdıku’l-kavl olana yâr-ı muvâfıklar gerek
Gerçegi terk it yüri saña münâfıklar gerek
Ben de senden vâz geldüm vâz geldüm var hey
Mısr-ı dilde Yûsuf-ı cândan ‘azîz itdüm seni
Cevr ile pîr eyledüñ âhir Züleyhâ-veş beni
Yâr idinmek yogimiş bildüm ki her cilf oglanı
Ben de senden vâz geldüm vâz geldüm var hey
Yüzüñi görmege gerçi kim virürem cânı ben
Sen dahı hûblarda bir ‘âşık-perest idüñ igen
Gördügüñce beni ‘igmâz idüp ayruklama sen
Ben de senden vâz geldüm vâz geldüm var hey
Gerçi ‘aşkuñ nârına düşelden itdüm hayli âh
Dûd-ı âhum âhir itdi gün cemâlüñi siyâh
Sen gedâ-yı hûb olduñ Mihrî ‘aşka pâdişâh
Ben de senden vâz geldüm vâz geldüm var hey[23]
1.1.7. 7 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 7,13; bütün şiirler içindeki oranı % 6,59’dur.[24]
Yedi bendli murabba yazan şairler şunlardır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (2), Şehdî (1), Şeyh (1), Mesîhî (1), Sa’dî-i Cem (1), Adlî (1), Cem Sultan (3), Ca’fer Çelebi (5), Halîlî (1), Sarıca Kemâl (1), Mihrî (2).
16.yüzyılda Vasfî (1), Usûlî (1), Yahyâ Beg (7), Yakînî (1), Zâtî (8), Za’îfî (3), Muhibbî (9), Revânî (1), Sezâyî (1), Sehâyî (1), Safâyî (1), Nazmî (4), Nev’î (1), Ayânî (1), Ãşık Çelebi (1), Basîrî (1), Fevrî (2), Fuzûlî (4), Hayretî (8), İshak (2), Lâmi’î (2), Me’âlî (1), Hıtâbî (2), Helâkî (2), Aşkî (8), Şâhî (6), Hatâyî (1).
17.yüzyılda Fenâyî (1), Şemsî (1).
18.yüzyılda Re’fet (2), Nazîm Yahyâ (1), Esrâr Dede (1), Hâşim Baba (3).
19.yüzyılda Nevres (1), Türâbî (1), Aczî (1), Said (1).
Örnek aşağıdadır:
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Olalıdan gül yüzüñ ey dôst çeşmümden nihân
Subhadek bülbül gibi ben eylerüm zâr u figân
Hâlüme rahm eyler oldı cümle-i halk-ı cihân
Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân
La’l-i nâbuû hasretinden beni mahzûn eyledüñ
Firkatüñle dilberâ hâlüm diger-gûn eyledüñ
Leylî-zülfüñ bendine dil düşdi mecnûn eyledüñ
Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân
Gün yüzüñi göreliden olmışum dîvâne ben
Şem’-i ruhsâruña karşu yanmışum pervâne ben
Çâre bulmazsam dirîgâ derdile hicrâne ben
Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân
Hasret-i derdüñle cânâ iñlerüm ben zâr ü zâr
Gözlerüm yaşı akar turmaz oluban âşikâr
Dil çeker tâa subhadek her şeb yoluñda intizâr
Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân
Ol hilâl-ebrûñ görelden baş açuk dîvâneyem
Derd ü mihnet kıssasından cün yine efsâneyem
Ateş-i ‘aşkına yâruñ cân virür pervâneyem
Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân
Mihnet-i hicrüñ nigârâ haddi vü pâyânı yok
Ne belâyimiş cihânda ugradum oranı yok
Bir devâsuz derddür kim dôstum dermânı yok
Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân
‘Ãşık u dil-hasteñi sen yañılup yâd itmedüñ
Derd-i hicrüñden anı bir lahza âzâd itmedüñ
Şâhî-yi üftâdeñi vasluñ ile şâd itmedüñ
Göñlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân[25]
1.1.8. 8 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 1,55; bütün şiirler içindeki oranı % 1,39’dur.[26]
Sekiz bendli şiirleri aşağıdaki şairler yazmışlardır:
15.yüzyılda Necâtî (1), Nizâmî (1), Ca’fer Çelebi (2), Hafî (2), Mihrî (1).
16.yüzyılda Usûlî (1), Muhibbî (6), Fehmî-i Cânbâz (1), Helâkî (2), Aşkî (2), Şâhî (1).
17.yüzyılda Fenâyî (2), Fütûhî (1).
18.yüzyılda Müştak (1), İlhâmî (1).
19.yüzyılda Sermed (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Murabba
Gel kim açıldı çiçekler seyr-i gülşen hûbdur
Durdugıyla her agac bir sîm-ten mahbûbdur
Bâd ferrâş oldı servüñ sâyesi cârûbdur
Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur
‘Aleme nev-rûz sultân oldı istiklâl ile
Kendüyi gülşen tonattı kırmızıyla al ile
Sebzeler her dem saña dirler zebân-ı hâl ile
Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur
Subh-ı devlet irdi göñlüñ gözini uyarıgör
Mekteb-i ‘aşk oldı gülşen tur oturma varıgör
‘Arif ol her safha-i gülde cemâl-i yârı gör
Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur
Kimseye itmez vefâ bilürsin eyyâm-ı dü-reng
Bî-vefâ dünyâ içün lutf eyle kardaş itme ceng
Her agac dibinde saldı sâyeler nat’-ı peleng
Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur
‘Alem içinde senüñ ‘irfâna meylüñ var ise
Gitme yabana eger kendüñe ‘akluñ yâr ise
Ger garaz seyr-i behişt-i sohbet-i dîdâr ise
Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur
‘Alemi toldurdı kuşlar nâle vü feryâd ile
Gel berü dir el salar serv-i sehî şimşâd ile
Her kişiye bülbül ü kumrî çagırur ad ile
Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur
Sen şarâb iç karşuña bülbül ser-âgâz eylesin
Gâh nev-rûz u hicâz u gâh şehnâz eylesin
Gonca gülsin serv salınsın semen nâz eylesin
Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur
Hurrem ol kim sebzede zevk u safâlar idesin
Mest olup ‘âşıklara mihr ü vefâlar idesin
Vakt ola miskîn Necâtî’ye du’âlar idesin
Bâga gel kim tarf-ı gülşen hûbdur mergûbdur[27]
1.1.9. 9 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 1,13; bütün şiirler içindeki oranı % 1,01’dir.[28]
Dokuz bendli murabbaları aşağıdaki şairler yazmıştır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1), Nasîbî (1), Ahmed Paşa (1), Mihrî (1), Melîhî (1).
16.yüzyılda Yetîm (2), Zâtî (2), Muhibbî (1), Nisâyî (1), Hüdâyî (1), Aşkî (2), Şâhî (1).
17.yüzyılda Fenâyî (1).
18.yüzyılda İlhâmî (1).
19.yüzyılda Ahmed Râsim (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Yüz urup gice gündüz yalvarurken yüce dergâha
Neşât-ı sermedîyile irişdük ‘izzet ü câha
Yürekde dahı bir gûşe gerekmez âhile vâha
Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a
O demler gitdi âhile diridüñ gelmedi mektûb
Seni araya almışdı belâ vü mihnet ü âşûb
Gözüñ aydın münevver itdi çeşmüñ çihre-i matlûb
Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a
Yel esdükçe gözün yaşı temevvüc eyleyüp dirdüñ
‘Acebdür bâde ahvâli nedür yâ Rab gamın yirdüñ
Bi-hamdillah ki dermâna irişdi ‘âkıbet derdüñ
Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a
Karañuluk gidüp geldi yirine rûşenâlıklar
Gamı bîgâne idüp itdi ‘işret âşinâlıklar
Kavuşduñ hasrete cümle düş oldı ol cüdâlıklar
Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a
Selâmetle gelüp sıhhatde buldı cümle evlâdın
Husûsâ seyr idüp gördi Hüseyn’üñ kadd-i şimşâdın
Hüdâ ta haşre dek muhkem idüp yıkmaya bünyâdın
Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a
Sa’âdetlerle ‘ömr-i nâzenîni ber-mezîd olsun
Şeb ü rûz-ı cihân-efrûzı dâyim Kadr ü ‘îd olsun
Dem-i zevk u safâlarla göñülden gam ba’îd olsun
Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a
Yine her cânibe ‘aşkile müşg ü merhabâ geldi
Dil-i mahzûn-ı yârâna meserretle safâ geldi
Gam u endûhı bîgâne idüñ ol âşinâ geldi
Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a
Sühandan ehli diller mecma’ı yine olup memlû
Gehi şatranc u eş’âr u gehi lâgile güft ü gû
Neşât irdi kudûminden tagıldı gussa vü kaygu
Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a
Kulak tut bu Yetîm-i müstemendüñ pendini gûş it
İrişdi gam-güsâruñ göñlüñi şimden girü hôş it
Çü irdüñ der-i maksûda yüri deryâ gibi cûş it
Ciger-gûşeñ yüzin gördüñ hezârân minnet Allâh’a[29]
1.1.10. 10 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,77; bütün şiirler içindeki oranı % 0,75’tir.[30]
On bendli murabba yazan şairler aşağıdadır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1), Râzî (1), Sa’dî-i Cem (1).
16.yüzyılda Nisâyî (2), Aşkî (3).
17.yüzyılda Fenâyî (1).
18.yüzyılda Hâşim Baba (3).
19.yüzyılda Senîh (1), Ahmed Râsim (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Bulalı şer’-i şerîfüñle bu ‘âlem intizâm
Pür-sadâdur penc nevbetden ‘Irak u Mısr u Şâm
Cürmüne sen şâhdan umar şefâ’at hâs u ‘âm
Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm
‘Aşk-ı pâk ile olup deryâ-yı Zât’a âşinâ
Gün gibi şer’üñle virdüñ ‘âleme nûr u ziyâ
Ehl-i ‘irfâna cemâlüñ oldı mir’ât-ı Hudâ
Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm
Eyledüñ şakku’l-kamer bürc-i nübüvvet mâhısın
Devr-i âhirde zuhûr itmiş nebîler şâhısın
Rûz-ı mahşer her günehkâruñ şefâ’at-hvâhısın
Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm
Cilve-gâhuñdur fezâ-yı ‘arş ey çâbük-süvâr
Gerd-i na’lînüñden eylerler felekler iftihâr
Küntü kenz’üñ sırrı sen gevherden oldı âşikâr
Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm
Nâr-ı dûzahdan bizi lutfuñla bî-bâk eyledüñ
Kalbümüz şer’-i şerîfüñle ferah-nâk eyledüñ
Kadrimüz ümmetler içre fark-ı eflâk eyledüñ
Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm
Hâk-i râhuñ ehl-i îmâna sa’âdet tâcıdur
Ka’be-i kûyuñda nûruñ gördi ol kim hâcıdur
Ümmet-i ‘İsâ vü Mûsâ ümmetüñ muhtâcıdur
Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm
Şer’ ile her mü’minüñ pür-nûr kılduñ sînesin
Ümmete her haftanuñ ‘ıyd eyledüñ âzînesin
‘Ãşıka dîdâr Hakk’a nûrdan âyînesin
Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm
Kimisin şer’üñle halkuñ ehl-i ‘irfân eyledüñ
Kimini taht-ı ‘adâlet üzre sultân eyledüñ
Da’vet-i dîn itmek içün ‘âlî dîvân eyledüñ
Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm
Hüsrev-i kevneynsüñ ervâh haylüñdür senüñ
Her zelîle dest-gîr-i ‘afv zeylüñdür senüñ
On sekiz biñ ‘âlemüñ varı tufeylüñdür senüñ
Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm
Mihrüñi ‘arz it dile gaflet sehâbın ref’ kıl
Cân yüzinden şâhid-i vahdet nikâbın ref’ kıl
Feyzüñ ile çeşm-i ‘Aşkî’nüñ hicâbın ref’ kıl
Es-selâm ey gevher-i kân-ı nübüvvet es-selâm[31]
1.1.11. 11 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,35; bütün şiirler içindeki oranı % 0,42’dir.[32]
Yazan şairler şunlardır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).
16.yüzyılda Zâtî (1), Fazlî (1), Lâmi’î (1), Aşkî (2).
Örnek şiir aşağıdadır:
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
‘Aşk-ı yârile olub şeydâ göñül
Eylemezsin kimseden pervâ göñül
Nideyin uslanmaduñ aslâ göñül
Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül
Çıkarub dilden cihân endîşesin
San’at idindüñ melâmet pîşesin
Yire çalduñ nâm u nengüm şîşesin
Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül
Oduñı kim ölçerür bilsem senüñ
Kim eritdüñ şem’-veş cân u tenüñ
Hâsılı heb yile virdüñ hırmenüñ
Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül
Bilmezem baña ne efsûn eyledüñ
‘Akıliken deng ü mecnûn eyledüñ
Bagrumı bu derdile hûn eyledüñ
Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül
Cümle yüzden bir temâşâdur işüñ
Lâyı koduñ şimdi illâdur işüñ
Gâh nevha geh telâlâdur işüñ
Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül
Zâhidüñ almış için havf-ı tamu
Eylemez ‘âşık cinândan da umu
Dâyimâ biz mest-hûyuz mest-hû
Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül
Bilmezem başuñda bu sevdâ nedür
Her sözüñ âşüfte vü mestânedür
Kim görürse dir seni dîvânedür
Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül
Mülk-i ‘âlem çöpçe gelmez gözüme
Medh ü zemmi bir bu halkuñ yüzüñe
Hîc eser itmez nasîhat özüñe
Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül
Fânî .......nakş-ı bendîden utan
Bende iseñ mîr efendiden utan
Soñra itmez assı şimdiden utan
Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül
Ol ki itmişdür ‘azîmet birle kâl
İtmedin çagum pûtesinde câyı kal
Saña dir mi ruhsat-ı şi’rile kal
Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül
Ac gözüñ al her varakdan bir sebak
Cümle hakdur cümle hakdur cümle hak
Lâmi’î gibi nedür dün gün kalak
Ey göñül rüsvâ göñül şeydâ göñül[33]
1.1.12. 12 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,41; bütün şiirler içindeki oranı % 0,42’dir.[34]
Şu şairler tarafından yazılmıştır:
15.yüzyılda Mesîhî (1), Ca’fer Çelebi (1).
16.yüzyılda Hayretî (1), Me’âlî (1).
17.yüzyılda Fenâyî (1).
19.yüzyılda Vâsıf (1), Sermed (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün
N’itdi ol tal’ati bedr aya görüñ hây sakal
Hâşa vü ‘âma gülünc itdi bu bed-rây sakal
Bozdı perdâhtını eyledi rüsvây sakal
Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal
Hattuñı gör ki ne yüz karalıgın itdi begüm
Sebze-zâr içre lebüñ hâtemini eyledi güm
Kanı yoluña senüñ cânı fedâ eyledügüm
Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal
Hasret ü derd ü belâ eyleyicek cânuma kâr
Geşt iderdi ruhı bâgın dil-i bî-çâre vü zâr
Buhl idüb aña hatı çekdi dikenden dîvâr
Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal
Taze gülzârdı har u has ile toldı dirîg
İtdügi cevr ü cefânuñ ‘ivazın buldı dirîg
Hiç yaraşmazdı sakal aña dirîg oldı dirîg
Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal
Kanı ol dem ki hayâl-i lebüñ ile dil ü cân
Şeb-i zülfüñde yüzüñ gizleme oynardı revân
Şimdi dir vaz gelüben koñ sakalı bitdi hemân
Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal
Eyleyüb ol kara yüzlü hatı tevzîr ü fesâd
Sıdı bâzârın anuñ kıldı metâ’ını kesâd
Kimse bir akçe dimez her gün ider gerçi mezâd
Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal
Hattı vâlî olalı ruhlarınuñ milketine
Muttali’ oldı rakîb ile anuñ töhmetine
Şehri gezdürmek içün sürdi kara sûretine
Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal
Pula bozdı sakalı biteli ol sîm-beden
Kıldı her zâg u zagan cennet-i bagında vatan
Kanı ol dem ki kuş uçmaz idi ol dâ’ireden
Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal
Bir gün idi ki bu her ‘âşıka yüz açmaz idi
Gayret iderdi gelüb katumuza geçmez idi
Sakalı gelmese kimseyle yimez içmez idi
Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal
Vusla-ı vaslına isterdi bahâ cân ile ser
İndürüb narhına hat hâlini bildürdi meger
Ki peşîmân oluban şimdi sakalını yolar
Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal
Kuyrugından kanı ol dem ki kıl aldurmaz idi
Degme bir kimse içün götini kaldurmaz idi
Sakalı gelmese ol kendüzin oldurmaz idi
Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal
Kanı geh geh görüben görmeze urdugı beni
Yâ tekebbürlenüben turmaduguñ baña kanı
Sakalı geldise Ca’fer nice yaturdı anı
Sakal ey vây sakal vây sakal ey vay sakal[35]
1.1.13. 13 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,23; bütün şiirler içindeki oranı % 0,26’dır.[36]
Şu şairler yazmıştır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).
16.yüzyılda Hayretî (1). 19.yüzyılda Ahmed Râsim (1).
Örnek şiir aşağıdadır:
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Ehl-i halüz sanma ey zahid bizi halilerüz
Bende-i makbul-i dergah olmış ikbalilerüz
Göñlümüz alçakdur ammâ himmeti ‘âlîlerüz
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz
Virmedük bu pîre-zen dünyâya dil merdâneyüz
Rûbeh-i dehrüñ zebûnı olmaduk şîrâneyüz
Durmada oturmada cünbişde dervîşâneyüz
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz
Bu yalancı dehre baş egdürmedük gerçeklerüz
Kahbe zen dehrüñ zebûnı olmaduk erkeklerüz
Dönmezüz şâhum belimüzde kuşagı peklerüz
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz
Gûşe-i humhâne-i şâhîde lâ-ya’killerüz
İçmişüz vahdet şarâbı cür’asın kanzillerüz
Sûretâ kem katrayuz ammâ ki deryâ-dillerüz
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz
Biz fedâyî cânlaruz yokdur ölümden bîmümüz
Cân ile vardur erenler yolına teslîmümüz
Kimümüz meydânda baş virür baş alur kimümüz
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz
Yir olur kuluz yir olur ercmend-i ‘âlemüz
Yir olur pestüz yir olur ser-bülünd-i ‘âlemüz
Kimseye baş egmezüz şâhum levend-i ‘âlemüz
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz
‘Alemüñ biz de gözi kanlu yarar şehbâzıyuz
‘Işk ile cân oynaruz bu ‘arsanuñ cân-bâzıyuz
Kimimüz geçdi şehîd oldı kimimüz gazîyüz
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz
Her birimüz rûz-ı meydânda birer şemşîr olur
Ceng içinde agzı kanlu bir atılmış tîr olur
Azı çogı ehl-i küfrüñ yanumuzda bir olur
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz
Murg-ı can alur birer şehbâzdur her tîrümüz
Ehl-i küfrüñ su koyar ocagına şemşîrümüz
Yüzümüz döndürmezüz düşman biñ olsa birimüz
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz
Gâh olur biz nûş-ı sâfî gâh nîş-i kâtilüz
Gâh âteş gibi ser-keş geh su gibi mâyilüz
Ok gibi togrı kılıç gibi bugün sâfî-dilüz
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz
Gerçek erler işiginde yüzümüz cârûbdur
Dönmezüz meydânlarından başumuz bir tobdur
‘Arifüz eglencemüz her dem mey ü mahbûbdur
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz
Tutmazuz bir yerde mesken lâ-mekânîlerdenüz
Bu güni yarına komaz der-miyânîlerdenüz
Biz mevâlî pâk-meşreb hânedânîlerdenüz
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz
Hayretî esrâr-ı ‘aşkuñ vâlih ü hayrânıyuz
Ehl-i dil ‘âşıklaruñ abdâlıyuz ‘uryânıyuz
Hâsılı sâhib-kemâlüñ kulıyuz kurbânıyuz
Câna başa kalmazuz ‘âlemde Yahyâlılaruz[37]
1.1.14. 14 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,11; bütün şiirler içindeki oranı % 0,10’dur. Örnekler 14.yüzyılda Nesîmî ve 16.yüzyılda Muhibbî ile Lâmi’î tarafından yazılmıştır.[38] Örnek şiir aşağıdadır:
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Şevkuñ odına salub ten yanayın
Sen cemâlüñ ‘arz kıl ben yanayın
Yâriçün bir ragm-ı düşmen yanayın
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
Yanmayınca ‘âşık olmaz hoş-nefes
‘Uda yanmakdan bulur dil-keş nefes
Yandı micmer oldı ‘anber-veş nefes
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
‘Aşk odıyla ‘akl evi pür-nûr olur
Pertevinden cân yüzi mesrûr olur
Ten yanınca mülk-i dil ma’mûr olur
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
Câyiz olmaz gerçi yanmak her oda
Lâyık olmaz gerçi her cevher oda
Hâlis olmaz girmeyince zer oda
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
Yandugıyçün şekkerîn-dem oldı ney
Boşalub gamdan ferahlar toldı ney
Sûzile cân mülkine yol buldı ney
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
‘Aşk odıyle tutışub merdâne-vâr
Ayaguña baş koyub mestâne-vâr
Bâl u per terkin urub pervâne-vâr
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
‘Aşkile cevlân urub tâvûs-veş
Gam odunların yıgam Koknus-veş
Yüregümden her nefes fânûs-veş
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
Ateş-i âhum kılub başda ‘alem
Göz yaşına gark olam ser-tâ-kadem
Bir ayag üzre turub bî-derd ü gam
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
Bagrumı hûn eyleyüb sâgar gibi
Salayın cânum oda ‘anber gibi
Meclisüñde her gice micmer gibi
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
‘Arz idüb ‘uşşâka dâgın sînemüñ
Eridüb derdile yagın sînemüñ
Pür-fetîl idüb çerâgın sînemüñ
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
Yakdı mihrüñ çünki cânum içre nâr
Tutdı dil ser-riştesi turmaz yanar
Karşuña ber-dâr olub kandile var
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
Düşdi hüsnüñden göñül şehrine od
Dûd-ı âhumdan felek oldı kebûd
Hâk olınca ‘ûd-veş küllî vücûd
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
‘Aşka yanan kişi müşgîn dûd olur
Rûşen ü tâbende vü mahmûd olur
Tursa âhen bir dem odda od olur
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın
Vasluña çün cân u dil râgıbdurur
Lâmi’î yanmak saña vâcibdurur
Çünki yanmak ‘âdet-i tâlibdurur
Yanayın ey şem’-i rûşen yanayın[39]
1.1.15. 15 Bendliler
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,17; bütün şiirler içindeki oranı % 0,16’dır.
Şu şairler tarafından yazılmıştır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).
16.yüzyılda Lâmi’î (2).
Örnek şiir aşağıdadır:
Murabba’
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Tapuñı âfet yaratmış berk-ı hüsnüñ hâlikı
Oda yakan subh-veş mihrüñdurur ben ‘âşıkı
Tutışub şâm u seher virdüm budur Tañrı hakı
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Yüzüñ ay alnuñ güneş zâtuñ musavver nûrdur
Rûy-ı zerle gün gibi ‘âşıklaruñ meşhûrdur
Her der ü dîvârda hallile bu mestûrdur
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Ey lebi sâfî şarâb vü ruhları gül-berg-i âl
Eyleyelden ben harâmı çeşmüñe kanam halâl
Ser-te-ser her bezm içinde şimdi budur kîl ü kâl
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Bagrumı gamzeñ hadengidür iden derdile kan
Yaykara içün ne hâcet kaşlaruñ kurmak kemân
Baş çatub bir birine söyler bunı her iki cân
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Leblerüñ devrinde kimdür mest ü bed-nâm olmayan
Kangı ser-keşdür kadüñ servin görüb râm olmayan
Bilmeyen bilsün işitsün ehl-i peygâm olmayan
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Dem gelür kim göz yaşından kûyuñı kan eyleyem
Gül gibi sen serviçün çâk-i girîbân eyleyem
Turuban yollar başında böyle efgân eyleyem
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
‘Alemüñ efsânesi ey çeşm-i fettân şimdi bu
Nây u deff ü ‘ûd u çeng cümle elhân şimdi bu
Söylenen illerde vü dillerde destân şimdi bu
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Şimdi bu hoş nagmeyile raks urur peymâneler
Çâr mısra’ çagırur feryâd idüb mestâneler
Aya karsar mihr ü meh güm güm öter mey-hâneler
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Ey yüri gül ‘âşıkuñdan fikr-i agrâz eyleme
Bülbül-i şûrîdenem nâlemden i’râz eyleme
İşidürken bu sözi nâzile igmâz eyleme
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Gül gibi yâr olmasañ ben bülbül-i dem-sâzile
Salınımazsam eger sen kadd-i serv-i nâzile
Çagıram dîvâruñ ardından bülend âvâzile
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Hak yaratmış pür-belâ hüsn içre hây âfet seni
Gice gündüz ‘âşıkuñile mübtelâ itmiş beni
Terk idüb nâmûs u ‘ârı söylerüm şimdi bunı
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Vasl olub bir kez senüñle ba’dezân olsam dirüm
Yanuban ‘aşk odına yoluñda hâk olsam dirüm
Şöyle ser-mestem lebüñden her kimi bulsam dirüm
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Eyleseñ biñ pâre her pârem revân olub diye
La’lüñ alsa cânumı kanum revân olub diye
Kabrüm üzre biten otlar heb revaân olub diye
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Hışm idüb ben bülbül-i şûrîdeñi ey şâh-ı gül
Eyleseñ yakub cefâ nârında ser-tâ-pây kül
Yine bir Koknus olam bu zâri içün şek degül
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı
Çalınub sûr-ı kıyâmet kabrden turub diyem
Baş açık yalıñ ayak mahşerde raks urub diyem
Makdem-i peygambere biñ kez yüzüm sürüb diyem
Şâh-ı hûbân dilber Ahmed Lâmi’î’dür ‘âşıkı[40]
1.1.16. 16 Bendliler
Bütün murabbalar ve bütün şiirler içindeki oranı % 0,05’tir. Tek örnek 19.yüzyılda Sermed tarafından yazılmıştır. Örnek şiir aşağıdadır.
Letâ’if-gûne Vâsıf-ı merhûma nazîre-i murabba’ olarak bir kadının ağzından kızına nasîhat verdiğidir:
Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün
Acırım ben seniñ elbette geçen genç yaşıña
Düzgün olmazsa siyeh rasdıkı gel çek kaşıña
Ben saña ‘ibret olub sen dahı kız kardaşıña
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
Bu boya bir dahi ben getüremem böyle sizi
Ne kumaş oldugumuz añladı her komşı bizi
Gör ne derdler çekiyor vardı da sandalcı kızı
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
Kilid altında tokuz yıl neler itdi gör sen
Beni bir yerlere koyvirmedi genc yâken
Babañ olan pezevenk öldü de kurtuldum ben
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
Yaz u kış eviñ içi idi benim seyrânım
Her zamân yüzine bakdıkça kururdı kanım
Sünügi depreşmesin andan hele yandı canım
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
Böyle basdukca sıcaklar hele evden kaçılır
Kırlara cümle güzeller sere serpe saçılır
İşte yaz geldi seyir yerleri gayrı açılır
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
İçi canfesli ne renk kesdirelim ferâce
Şâlvar entâri bir o renk yapalım a’lâca
Yürüyüp gezmelidir zevk didigiñ............
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
İnsan alacası içinde bilinmez aslâ
Seni bir râbıtasız âdem alursa farazâ
Tek tururken başuña takılı püskülli belâ
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
Otura otura bilmem seni ev mi sıkdı
Yoksa senden birimizden birimiz mi bıkdı
Ne dimek gayrı başıñda bacadan mı çıkdı
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
Ya tiz elden kalacaksıñ ala bir dâne gebe
Dokuz ay tekmil olunca gelecek saña a be
Kopacakdır başına böyle büyük bir ‘ukbe
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
Doğacak kız mıdır oglan mı tutulsun nefesi
Olacak her ne ise haspa dilensün niyesi
Şamatayla ev içinde koca bir ninni sesi
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
Rukiyye Hanım gibi a bu âteşe sen yanma
Herkesiñ evde sakın râhatı vardır sanma
Kocañ olsun da yere geçsin ugursuz anma
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
Sohbet itdim süd anañ ile biri var ne çiçek
Haftada bir kere mutlak bize gelip gidecek
Bulurum çarçabuk ben sana bir eğlenecek
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
Boş yeredir bu mesârifle ceyizler gel düz
Erkegi bilmez iken görmüş olursun sen yüz
Kalksın ayrılmaga da her kişi söyler bir söz
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
İstemem çekdiğini çehresiz âdemden emek
Olmasın baglı ayagın çogı da derdim tek
A zavallı sana degil mi var neler örnek
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
Bulmadım rahatı vardım varalı bir gün bil
Hem çamaşır yıka hem tahtaları her gün sil
Postalım çıkdı kapusında babanıñ nice yıl
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña
Düşünülse bu dahi doğrusu müşkül bir derd
Saña ben söyleyecekdim çıkıp ‘aklımdan ebed
Dün geçerken bu sözü ben de işittim Sermed
Neñe lâzım kocaya varma kızım taş başıña[41]
1.1.17. 17 Bendliler
Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir.
Tek örnek Ãşık Çelebi tarafından 16.yüzyılda yazılmış olup aşağıdaki şiirdir:
Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün
Sa’âdet rahşı sür meydân senüñdür
Şecâ’at topın ur çevgân senüñdür
Bu gün âyin ile erkân senüñdür
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Sunuldı destiñe mühr-i Süleymân
Mutî’-i emrüñ oldı ins ile cân
Melekler kaldı k’ola bende fermân
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Çün itdüñ taht-ı şâhîye cülûsı
Önüñde itdi şehler câbelûsı
Kapuñda kıldı ‘âlem hâk-bûsı
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Nişâne irişüp tîri du’ânuñ
Kemânı elde yasıldı kemânuñ
Oturdı yirine cânı cihânuñ
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Münevver şem’-i eyvân-ı şerefsin
Dürr-i pâkîze-i âlî sadefsin
Selefden hak bu kim hayrü’l-halefsin
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Bu gün nakd-i Süleyman-ı zamansın
Nerîmân yâdigârı Kahramân’sın
Ferîd-i dehrsin sâhib-kırânsın
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Melekler hizmetüñe varıcıdur
Hüdâ yardımcı tâ’li’ yarıcıdur
Saña inkâr idenler hâricîdür
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Gelüp insâfa devrân geçdi becden
Niçe Bagdâd yâ gülşen döndi Bec’den
Didi gadr ile kul kapusı geçden
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Bir elde câm tut bir elde şemşîr
İdüp seyrân-ı ‘âlem ol cihangîr
Muvâfık oldı tedbîr ile takdîr
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Çü sensin şâh-ı merdân şâh-ı Yezdân
Degil rûbeh yanuñda genc arslan
Kaşanur heybetüñden şîr-i nerkân
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Elünde tîg zer mey câm-ı Cem kıl
Senündür Rum âheng-i ‘Acem kıl
Kızıl başuñ vücûdını ‘adem kıl
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Dedeñ oklı şikârîdür kızıl baş
Babañ bend urdı ‘âlem didi sâbâş
Hakkuñdur sen idersen küşte biñ baş
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Çün evvel kâr-ı kirdâruñ gazâdur
Mukarrer rehberüñ lutf-ı Hüdâ’dur
Libâs-ı şâhi teşrîf-i gazâdur
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Çü sensin zıll-ı Hak dâdâr-ı dâver
Vücûduñ oldı halka sâye-güster
Nola gölgeñde hoş geçsek gedâlar
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Nigîn-i tâc u tahtı Hak tebârek
Vücûd-ı pâküñe ide mübârek
Gubâruñ ola çarha tâc-ı târek
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Kapuñda ‘Ãşık ser-sebz gûyâ
Olur medhüñle bir tûtî-i gûyâ
Anı en’âmuñ ile kıl şeker-hâ
O gün Sultân Selim devrân senüñdür
Silahdâruñ agası oldı mirrîh
İde a’dañı tâ tîgiyle tevbîh
Cülûs-ı tahta ‘Ãşık didi târîh
O gün Sultân Selim devrân senüñdür[42]
Zıll-ı ilâh bâdâ
974/ 1566-1567
1.1.18. 18 Bendliler
Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir.
Tek örneği 16.yüzyılda Hatâyî tarafından yazılmış olup aşağıdadır:
Mefc ûlü Mefâc ilün Fac ûlün
Şah iki cihanın efdalidir
Allah’ın eli anın elidir
Ol söz ki zamâne heykelidir
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Olmak dilesen işin mülâyim
Olgıl Ali’nin işine kaim
Kim ehl-i Hak’ın dilinde dâ’im
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Ger diler isen olasın âdem
Halk içre ola sözün mükerrem
Yâd it ki du’â-yı ism-i a’zam
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Ol sırr-ı velâyet ü kerâmet
Hem sâhib hüner ü hem şecâ’at
Hakk’ı sevene kıla himâyet
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Evrâd-ı cemâd ü vird-i hayvan
Der rûy-ı zemîn çerh-i giyvan
Tesbîh-i melek du’â-yı insan
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Sahrâda zebân-ı her giyâhî
Deryâda hemîşe zikr-i mâhî
Hâcet dileyende yâ İlâhî
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Mûr u mekes ü tuyûr u zenbûr
Hüşyâr u dîvâne mest ü mahmûr
Her şâm u seher dilinde mezkûr
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Her şey ki yarattı der dü ‘âlem
Adem demine be devr-i hâtem
Zikrinde hemen sabâh ü ahşam
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
İkbâl ü heme kemâl-i tâ’at
Envâr-ı hüdâ çerâg-ı rahmet
Miftâh-ı kilîd-i bâb-ı cennet
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Yazıldı velîler adı üzre
Cibrîl-i Emîn kanâdı üzre
Zülfekar’ının fulâdı üzre
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Kalkan-ı kazâ zamân-ı mühlet
Tîr-i kerem ü kemân-ı nusret
Ümmîd-i cihan şefi’-i ümmet
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Her mu’tekifin göñlünde fikri
Sofîlerinn her zamanda şükrü
Gazilerin her gazâda zikri
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Mü’minlerin oldu gamgüsârı
İsyan kışının güzü bahârı
Arşın direği yerin karârı
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Feth-i şeref-i nüfûs-ı eyyâm
Zikr ü heves-i havâs ile ‘âm
Nakş u alem-i Düvazde imam
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Ya’kub’u gamile agladan zâr
Yûsuf’a veren cemâl-i ruhsâr
Hem od’u kılan Halîl’e gülzâr
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Mü’mine nihâd-ı asl-ı îman
Hem def’-i belâ-yı şerr-i şeytan
Hak’dan sebeb-i nüzûl-ı fürkan
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Mazmûn-ı ibâdet-i şerîat
Matlûb-ı irâdet-i tarîkat
Maksûd-ı hakayık-ı hakîkat
Allah ü Muhammed ü Ali’dir
Kamu kulunun ümidgâhı
Dünyâ ile ukbâ pâdişâhı
Bî-çâre Hatâyî’nin penâhı
Allah ü Muhammed ü Ali’dir[43]
1.1.19. 19 Bendliler
Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir. Tek örnek 18.yüzyılda Hâşim Baba’ya aittir.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Sen ki fahru’l-mürselînsin nûr-ı erbâb-ı yakîn
Şânıña tenzîl ile ta’zîm iden rûhu’l-emîn
Vasfıña nâzil degil mi rahmeten li’l-’âlemîn
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Çünki Rabbü’l-’âlemîn itmiş cenabıña ‘atâ
Hubb-ı zâtından ‘aceb virmiş mahabbet ıstıfâ
Mustafâ vü müctebâ vü muktedâ vü müntehâ
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Cümle ervâh u melâ’ik enbiyâ vü evliyâ
‘İlm-i tahkîkine itdi her birisi iktidâ
Zât-ı pâkiñ enbiyâ vü mürselîne muktedâ
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Evvelîn ü âhirîne zât-ı pâkiñdir delîl
Nûr-ı zâtından seni halk eylemişdir ol Celîl
Rahm-ı sulbiñden mutahhar cedd-i pâkiñdir halîl
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Gelmedi aslâ sefâhdan nûruñ ey hayru’l-beşer
Hep nigâhdan oldı zâhir nûr-ı pâkiñ mu’teber
Bûy-ı işrâkden masûn ecdâd-ı cedd-i müşteher
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Vâlideyn-i ekremîniñ şânları a’lâü’l-’alâ
Dürr-i zâtıña sadefdir her birisi nevemâ
Pâk rahmden pâk sulbden geldiñ ey nûr-ı Hüdâ
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Ãl-i ashâbıñdan itdi nice kudretler zuhûr
Mu’ciziñle nutka geldi taş u eşcâr hem tuyûr
Vâlideyniñ eylemek ihyâ ‘aceb mi fi’l-kubûr
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Mu’cizâtıñ sırrını derk idemez ‘akl-ı ‘alîl
Nakzile bürhâne netîce hem kıyâs olmaz delîl
Dîn-i şer’iñde anuñçün mantıkı oldı zelîl
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Münkirândır ekseri emriñile itmezler ‘amel
İ’tibâr itmez hadîsiñ hükmine ekser mahal
Dînile ahkâmları olmış feleklerle hamel
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Bir biriniñ kavlini ahkâma iderler redîf
Her birisi za’mile hükminde olmışdır hanîf
Hükm-i âyât u hadîse i’tibâr itmez harîf
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Ümmetiñden zann olur çok kimse hôd-bîn oldılar
Ehl-i beytiñe ihânet birle rüsvây oldılar
.............. ta’nı darb içün hem dest hem pây oldılar
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Hamdülillah bu zamanda ehl-i beytiñ hâli hôş
Havfile her bir münâfık idemez ta’na hurûş
Ger tecellî bîşe itmiş ekserisi dîn-fürûş
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Kudretiñdir ey şefî’ü’l-müznibîn her kim sever
Hânedânıñ râh-ı Hak’da her biri buldı zafer
Ravza-i rıdvânıñ ile bunlara lutf it makarr
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Ümmetiñdir ehl-i beytiñ râhına cânın fedâ
Eyleyenler ey Celîlü’l-kadr-i mir’ât-ı Hüdâ
Her kıranda ehl-i beytiñdir imâm-ı muktedâ
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Ehl-i beytiñ zümresine eyleyen cevr ü cefâ
Nesl-i merdânıdurur heb düşmen-i âl-i ‘abâ
Ümmetiñden ‘add olınmaz bu gürûh-ı eşkıyâ
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Her kelâmım kavl-i pâkiñle müdellel ey nebî
Bu haber mazmûn-ı kavliñ vasf iden sensin seni
‘İlm ü kudret heb seniñdir söyleyen sensin seni
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Bu garîbiñ sırr-ı sulbından gelen tâlibleri
Genc-i ‘irfânıña bir bir mazhar eyle anları
Her vecihden zâtıña mir’ât ola bâtınları
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Hâşimî’dir hânedân-ı ehl-i beytiñe halef
Cedd-i ecdâd-ı ‘azâmıdır aña viren şeref
Dest-gîr-i bedr-i şehîdü’l-Kerbelâ şâh-ı Necef
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak
Hânedâna mülhak itdim nice cânı nîk-nâm
Râh-ı silk-i hânedânda ideler bir bir kıyâm
Ahlafûnî emrine bu vechile virdim nizâm
Yâ resûl’allah meded senden kerem ey vech-i Hak[44]
1.1.20. 21 Bendliler
Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir. Tek örnek olan Me’âlî’nin şiiri aşağıdadır:
Mersiye-i Gürbe
Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün
Çıkduñ elden nidelüm añsuzın eyvâh pisi
Yanduñ ölüm odına derdile nâ-gâh pisi
Hasretâ şîr-i ecel buldı saña râh pisi
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Kanı ol bebr bakışlu kanı ol şîr-i zemân
Kanı ol virmeyen aslanile kaplana emân
Kanı ol oldugı evde komıyan hîç sıçan
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Katı lâg-bâzidi gâyetde iyü kişiyidi
Gökde uçan kuşı avlamag anuñ işiyidi
Yidügi çörekidi dibleyidi pişiyidi
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Serçe dutar gibi dutardı tavukla kazı
Gendü akrânı gibi şîrile iderdi bâzî
Niçe kâfir sıçan öldürmişidi ol gâzî
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Gâh tesbîh geçürürdi gehî bañlaridi
Ahiret korkusını bilüridi añlaridi
Bû ‘Alî görse zekâsını anuñ tañlaridi
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Aglamakdan aña gözsüz sepel oldı a’mâ
Kıldı maymûn tenini kanlu yaşı kızıl ala
Kurd u dilkü taga düşdiler oluban şeydâ
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Şîr-i merdidi bahâdurdı yavuz gürbeyidi
Yaşlu sanmañ anı gencidi katı körpeyidi
Bıyıgı kıllarınuñ hir biri bir harbeyidi
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Cengde basaridi kasd idicek şîr-i neri
Pençesile tutar ataridi evranı beri
Hîç kaçırmazdı yetişüp tutaidi keleri
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Hûb âvâzile ol şâm ü seher mavlaridi
Sañsarı hîç mecâl itmezidi avlaridi
Aña öykünmezidi şîr ‘abes gavlaridi
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Görse bogardı baragı kovaridi çakalı
Yolaridi eline girse keçinüñ sakalı
Her ögünde yiridi keklikile bozbakalı
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Derisi kakum u semmûr u vaşakdan yigidi
Rastidi hüsni gibi hulkı dahi gökçegidi
Kedi sanmañ anı ol bir ala gözlü begidi
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Her seher kalkar elini yüzini yuridi ol
Katı pâkidi ve her vechile ma’mûridi ol
Kimse bilmezdi anuñ kadrini bir nûridi ol
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Degme gûyendede yogidi anuñ âvâzı
Zühre işitse sadâsın bıragurdı sâzı
Hîç sevmezdi ne sûfîyi vü ne gammâzı
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Rûhı şâd ola ki incitmezidi kimseneyi
Ne gönindeki biti ne kulagında keneyi
Pâça ile başı hôş idi severdi teneyi
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Añrasa heybetile iñleridi kevn ü mekân
Mavlasa sît ü sadâsile tolaridi cihân
Defterin dürdi anuñ hayf bu devrân-ı zemân
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Katı nuhsindidi dilkü gibi çok yaşluidi
Kurdile hasmidi kaplanile savaşluidi
Servkaddidi ala gözlü kara kaşluidi
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Severidüm ben anı cânile mahbûb gibi
Her gice koyaridüm koynuma bir hûb gibi
Pâk iderdi ev için kuyrugı cârûb gibi
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Kurtarırdı yılan agzına düşen kurbagayı
Yuvalardı sıçan oynar gibi kablumbagayı
Taşagı kılına saymazidi diz-dâr agayı
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Kâmilidi hem edeblüidi hem usluidi
‘Akilidi iyü soyidi kişi asluidi
Receb ayidi vefât itdügi güz faslıidi
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Ey Me’âlî anuñ öldügine kim aglamaya
Acıyub hasretile cânını kim daglamaya
Cûş idüb kanlu yaşı seyl oluban caglamaya
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi
Şimdidengerü sıçan duta bütün dünyâyı
Gemüre hegbeyi çuvâlı dele torvayı
İñlede yohsulı ve yohsul ide hem bayı
Nidelüm âh pisi neyleyelüm vâh pisi[45]
1.1.21. 24 Bendliler
Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir. Tek örneği 16.yüzyıla ait olup şairi tespit edilememiştir.
1.1.22. 25 Bendliler
Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir. Tek örneği Mihrî’ye ait olup aşağıya alınmıştır.
Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün
Kulakdan olmışidük gerçi ‘âşık
Bi-hamdi’llah ki hoş gösterdi Hâlik
Ne söz söylendise hakkında sâdık
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Yeşil dîbâyı giymişler çemenler
Yakarlar sîm-kandîl yâsemenler
Her etrâfı gül ü serv ü semenler
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Kenârı sâfî cûy ergavânlar
Akar her yañada âb-ı revânlar
Dimâga bû bagışlar câna cânlar
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Hevâsı mu’tedildür suyı Kevser
Dırahtı nârvenle serv ü ‘ar’ar
Otı reyhân u sünbül hâki ‘anber
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Biter deryâsı içre nîlûferler
Ruh-ı zerdi virür ‘aşkdan haberler
Gül-istânlar teferrüc-gâh yerler
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Yapılmış bir serîr-i ‘âlî eyvân
Yeşil yapraklar olmış aña seyvân
İçindedür anuñ ol şâh-ı devrân
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Çü şâhuñ beytini ma’mûr gördüm
İçinde berk urur ol nûrı gördüm
Aña saf baglamışlar hûrı gördüm
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Ki bir hûrşîd meh-tal’at cebîndür
Hadin kim görse dir kim yâsemîndür
Tarâf-ı kûyı san huld-ı berîndür
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Lebi yâdına olmış germ lâle
Turur yek-pâ tutar elde piyâle
Kurardı üstine hayme-i vâle
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Pür olmışdı gül ile sahn-ı gülşen
Kabagı toldurup dutmışdı sûsen
Çemen sultânı güldür vech-i ahsen
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Düzetmiş tûtî kumrî çengine çeng
Nevâda sâza tutmış kuşlar âheng
Eline bâde almış lâle gül-reng
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Terennümler kılurdı anda bülbül
Safâsından didi handân olup gül
Sürâhî mül demidür ne tahammül
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Kamu eşcâr cem’ olmış bu câya
Ferahdan her biri karsardı aya
Melek salmış meger üstine sâye
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Güle nergis turup süzmiş gözini
Açılmış gonceler düzmiş yüzini
Budur firdevs bâgınuñ güzîni
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Çiçekler vecde gelmiş eylemiş cûş
Kimi ser-hôş olmış kimi hâmûş
Bular hoş ‘aşk ayagın eylemiş nûş
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Emîr-i ‘âşıkân gel Yûsuf-ı karanfil
Biter anda benefşe nergis ü gül
Güle karşu ider efgân bülbül
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Eger ‘akluñ varise togru dut râh
Varıver elmalı bagçeye her gâh
Agaçlar sâye salmış sanma hargâh
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Ne dil ile kılayum takrîr anı
Dinilmez haşre dek anuñ beyânı
Bulınmaz ser-te-ser gezseñ cihânı
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Yapılmış anda bir şâhâne hammâm
Yeni hammâm dirlermiş aña nâm
Hem olmış ay u güneş sakfına câm
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Suyı cüllâba beñzer havzı vardur
Mâl-â-mâl olmış içi âb-ı güldür
Diyâr-ı Rûm içinde şimdi birdür
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
İyü çekdük bu devrânuñ cefâsın
Görelüm bârî bir kerre vefâsın
Sürelüm imdi zevkile safâsın
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Zehî vakt u zehî zevk u zehî dem
Ferahlar geldi gitti gussa vü gam
Diyeyin cân ile ben dahi her dem
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Zehî ferhunde tâli’ bunda her gâh
Mukîm olur bu câya sâl ü ya mâh
Ki geçmiş ‘ömrümüz hayfâ hezâr âh
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Du’âlar eyle Mihrî şehr-i yâra
K’anuñ lutfından irdüñ bu diyâra
Ki gördüñ gizlü genci âşikâra
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık
Kerem kânıdur ol şehler emîri
Ki topraktan götürdi her fakîri
Hudâ olsun ilâhî dest-gîri
Ne hoş yaylak imiş bu şehr-i Lâdık[46]
1.1.23. 27 Bendliler
Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,05’tir. Tek örnek 18.yüzyılda Hâşim Baba’ya aittir.
[1] Bahtî, 62.
[2] Bahtî, s.64.
[3] Bahtî, s.67.
[4] Bahtî, s.68.
[5] Hâmî-i Ãmidî: Dîvân, Cerîde-i Havâdis Matbaası, İstanbul, 1272, s.137. Bu şiir, “Murabba’ât-ı Merhûm ‘Aleyhü’r-rahme” başlığıyla yazılmış olup, diğer şiirlerden öğrendiğimize göre Zağarcıbaşı Hüseyin Ağa için yazılan üç murabbadan biridir.
[6] Sûzî: Dîvân, Mustafa Efendi Matbaası, İstanbul, 1230, s.167.
[7] Sûzî: Dîvân, s.169.
[8] Sûzî: Dîvân, s.168.
[9] Sûzî: Dîvân, s.175.
[10] TDK Yz.A/390. Yazmanın varak numaraları mevcut değildir.
[11] KARAHAN, Abdülkadir: Nef’î Dîvânı’ndan Seçmeler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1985, s.184.
[12] BİRAY, Nergis: Cemîlî Dîvânı, Bil.Uz.Tezi, Ankara 1988, s.534.
[13] Na’ilî, s.336.
[14] Mahmûd Celâleddin Paşa: Girid Vilayeti Vali Vekili Devletlü Mahmud Celaleddin Paşa Hazretlerinin Ãsâr-ı Manzumesidir, Girid 1311, Girid Vilayeti Matbaası, s.109.
[15] Bkz. metin 226, 227, 229, 230, 231, 241, 248, 255, 256, 261, 262, 263, 267, 269, 270, 288, 295, 300, 305, 443, 444, 468, 471, 486, 487, 488, 489, 494, 495, 497, 498, 499, 500, 501, 502, 503, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 511.
[16] ‘Ubeydî: Dîvân, 78a.
[17] Mahtûmî, 16b.
[18] 161, 216, 228, 232, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 242, 243, 244, 245, 246, 247, 258, 266, 268, 271, 272, 273, 274, 276, 277, 279, 280, 283, 284, 285, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 296, 297, 298, 299, 301, 302, 303, 304, 306, 307, 308, 310, 311, 312, 313, 318, 320, 321, 324, 325, 326, 327, 329, 332, 336, 337, 341, 359, 360, 361, 367, 371, 373, 377, 383, 387, 388, 390, 391, 392, 393, 394, 395, 397, 400, 401, 402, 403, 405, 406, 408, 409, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 416, 417, 418, 419, 420, 421, 422, 423, 424, 425, 426, 427, 428, 430, 431, 433, 439, 440, 441, 445, 447, 448, 449, 450, 462, 463, 464, 465, 466, 467, 469, 470, 474, 479, 480, 481, 482, 483, 485, 490, 491, 492, 493, 496, 504.
[19] Hilmî: Dîvân, Tabhâne-i Amire, İstanbul 1274, s.53.
[20] Bkz. metin 3, 15, 17, 18, 21, 23, 24, 25, 26, 30, 35, 36, 37, 39, 40, 42, 44, 46, 47, 50, 51, 52, 53, 55, 57, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 66, 67, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 85, 89, 90, 92, 94, 96, 97, 98, 99, 100, 102, 105, 106, 109, 112, 121, 122, 124, 127, 131, 134, 137, 138, 139, 141, 142, 143, 145, 151, 154, 156, 166, 168, 170, 172, 173, 174, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 191, 192, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 212, 213, 214, 219, 220, 223, 224, 225, 234, 249, 250, 252, 253, 254, 257, 259, 260, 265, 275, 278, 281, 282, 286, 287, 309, 314, 315, 316, 317, 319, 322, 323, 328, 330, 331, 333, 334, 335, 338, 339, 340, 342, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 362, 363, 364, 365, 366, 368, 369, 370, 372, 374, 375, 376, 378, 379, 380, 381, 382, 384, 385, 386, 396, 398, 399, 404, 407, 429, 434, 435, 436, 437, 438, 442, 446, 451, 452, 453, 454, 455, 456, 457, 458, 459, 460, 461, 477, 478, 484.
[21] Leylâ Hanım, s.53.
[22] Bkz. metin 20, 22, 48, 113, 117, 119, 133, 144, 149, 158, 164, 167, 175, 190, 194, 221, 251, 264, 475.
[23] Mihrî, s.591.
[24] Bkz. metin 5, 7, 8, 9, 11, 12, 14, 16, 19, 27, 29, 31, 32, 33, 34, 38, 43, 45, 56, 65, 68, 84, 86, 87, 88, 91, 95, 103, 104, 110, 116, 118, 120, 125, 130, 132, 135, 136, 140, 146, 147, 155, 159, 162, 165, 171, 193, 202, 211, 215, 217, 218, 222, 233, 389, 472.
[25] Şâhî, 78b-79a .
[26] Bkz. metin 2, 6, 10, 13, 28, 58, 108, 111, 114, 123, 126, 128, 129, 157, 169.
[27] TARLAN, A.Nihad: Necâtî Beg Dîvânı, Akçağ Yay., Ankara, 1992, s.128-130.
[28] Bkz. metin 4, 101, 150, 160.
[29] Yetîm, 97b-98a.
[30] Bkz. metin 148, 152, 153.
[31] ‘Aşkî, s.12-14.
[32] Bkz. metin 107.
[33] Lâmi’î, 71b-72a.
[34] Bkz. metin 41, 54.
[35] Ca’fer, s.323-325..
[36] Bkz. metin 49.
[37] Hayretî, s.88-91.
[38] Bkz. metin 1, 115.
[39] Lâmi’î, 68a-69a.
[40] Lâmi’î, 66b-67a.
[41] Sermed, s.53-56.
[42] ‘Ãşık, s.252-255.
[43] Hatâyî, s.184-186.
[44] Hâşim, s.60-62.
[45] Me’âlî, s.175-180.
[46] Mihrî, 51a-52b.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder