Murabbaların konu bakımından çeşitlilik gösterdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Konuları tasnif ederken karşılaştığımız şu zorluğu belirtmeliyiz: Bazı konular iç içe girmiş durumdalar. Aşk-övgü, aşk-ayrılık, bahar-rindlik-eğlence konuları gibi. Bundan dolayı konu tasnifinde bulunan yüzdelik oranlar kesin, en hassas doğruları yansıtıyor diyemeyiz. Ancak yine de ele alınan şiirlerin sayısının çokluğu göz önünde bulundurulduğunda bu tasnifin doğruya en yakın tasnif olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Bütün yüzyıllara ait murabbaların konu tablosu aşağıdadır:
Tablo E 15-19.yüzyıllardaki bütün murabbalara ait genel "konu" tablosu
Murabbalarda konu ile ilgili şunları söyleyebiliriz: Murabbalarda % 77 oranında aşk konusu işlenmiştir. Bunun dışında rindâne şiirler olarak adlandırabileceğimiz % 4’lük şiir mevcuttur. Övgü şiirlerinin oranı % 4 ve dînî şiirlerin oranı ise % 3’tür. Bunların dışında daha değişik konulara da yer verilmiştir. Bu durum bize şairlerin murabba şeklini her tür konuyu yazmak için elverişli bulduklarını göstermektedir. Ancak pek çok şair konu bakımından ağırlığını aşktan yana koymuştur.
1.1.1. Aşk
Bütün murabbalar içindeki oranı % 77,02; bütün şiirler içindeki oranı % 77,81’dir. En fazla işlenen konudur. Daha çok beşerî aşk ele alınmış olmakla birlikte ilâhî aşk örneklerine de rastlanmaktadır.[1]
Bu konuda şiir yazan şairler şunlardır:
15.yüzyılda Selîmî (1), Şehdî (1), Necâtî (1), Mesîhî (1), Nizâmî (1), Resmî (1), Seyfî (1), Sa’dî-i Cem (3), Adlî (1), Ahmed Paşa (2), Ahî (1), Cem Sultan (2), Ca’fer Çelebi (6), Halîlî (2), Hızrî (1), Hafî (1), Kemâlî (2), Mihrî (4), Melîhî (1).
16.yüzyılda Misâlî (1), Vasfî (2), Usûlî (2), Ubeydî (5), Şevkî (1), Yahyâ Beg (21), Yakînî (1), Yetîm (1), Zâtî (13), Za’îfî (3), Za’fî (14), Muhibbî (24), Nazmî (460), Nev’î (2), Ahmed Sârbân (1), Amrî (3), Ãşık Çelebi (4), Fevrî (6), Fuzûlî (4), Hayretî (11), İshak (2), Kemâl Paşa-zâde (1), Lâm’î (3), Me’âlî (7), Hıtâbî (5), Helâkî (6), Aşkî (26), Şâhî (17), Hatâyî (2).
17.yüzyılda Fenâyî (1), Nâ’ilî (9), Es’ad-ı Bağdâdî (3), Sabrî (1).
18.yüzyılda Dâniş Süleymân (1), Nebzî (1), Râşid (3), Hâtif Ali (19), Refî’ (1), Hanîf (1), Sâlim (1), Hâtem (2), Sâlim (3), Refî’-i Amidî (1), Re’fet (5), Neyyir (1), Râşid (2), Neylî (1), Nedîm (14), Seyyid Vehbî (3), Feyzî (2), Nâfiz (45), Fennî (9), Mahtûmî (18), Cesârî (1), Nazîm Yahyâ (7), Sâmî (3), Esrâr Dede (3), Dürrî (2), Fıtnat (2), Gâlib (9), İzzet Ali Paşa (5), İlhâmî (66), Fâzıl (14).
19.yüzyılda Dâniş Mehmed (1), Fehîm-i Sânî (3), Fatîn (10), Senîh (16), Pertev Paşa (3), Nevres (6), Mahmûd Celâleddîn Paşa (28), Vâsıf (191), Türâbî (1), Şeref Hanım (30), Said (8), Sermed (41), Hilmî (1), İffet (1), Leylâ Hanım (4).
Örnek şiirler:
1.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Dem mi var kim sînemi tîg-ı elemle dilmezem
Yâ çeküp cân cübbesini pâre pâre kılmazam
Eşk-i çeşmüm rûy-ı zerdüm kanla yusun silmezem
Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem
Geh salar berg-i semen üzre saçın sünbül gibi
Gâh olur ‘arz-ı cemâl eyler açılur gül gibi
Gâh olur yüzüme bakmaz iñledür bülbül gibi
Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem
Nice bir bu âteş-i hasretle yanam yakılam
Mümkin olmadı ki derd-i hicre bir çâre kılam
Kısmet-i rûz-ı ezelmiş baña bu derd ü elem
Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem
Eşk-i çeşm gibi gözden saldı ben şeydâsını
Kıldı pinhân gözlerümden kâmet-i bâlâsını
Öldürürse cevrile terk eylemem sevdâsını
Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem
Zülfinüñ sevdâsını bend-i dil ü can eyledüm
‘Aklumı câm-ı lebiyle mest ü hayrân eyledüm
Şöhret-i ‘aşkı ki kendüm halka destân eyledüm
Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem
Kâşki evvel senüñile olmasaydum âşinâ
Göñlümüz almak mıdı n’eydi bize evvel
Lutfuña aldanmak olmaz pür-cefâsın pür-cefâ
Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem
Gamzesi yek kerre kanuñ dökmege kılsa heves
Gam degül ‘İsî lebi olursa ger feryâd-res
Ey göñül emre mutî’ ol hükm anuñdur sözi kes
Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem
Gösterelden leylî-i zülfüñ baña âh ol perî
Olmışum Mecnûn-veş dünyâ vü ‘ukbâdan berî
Şöyle sevmeklik gerek Şâhî sevince dilberi
Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem[2]
2.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Bezm-i gamda nâlemi nây ile dem-sâz eyledüñ
Kaddümi çeng ü yüzüm def beñzümi sâz eyledüñ
Ben niyâz itdükçe saña nice biñ nâz eyledüñ
Cevrüñi itdüñ ziyâde lutfuñı az eyledüñ
‘Ãşık-ı zâr oldugum bildüñ cefâlar eyledüñ
Odlara yakdun beni gayra vefâlar eyledüñ
Eyledüñ dil mülkini yagmâ belâlar eyledüñ
Cevrüñi itdüñ ziyâde lutfuñı az eyledüñ
Bilmeyüb da’vâ-yı ‘aşkuñda begüm sâdık beni
Görmeyüb bezm-i visâlüñ karrına lâyık beni
Eyleyüb hüsn-i cihân-efrûzuña ‘âşık beni
Cevrüñi itdüñ ziyâde lutfuñı az eyledüñ
Dem-be-dem şâhum dil-i mahzûnumı nâ-şâd idüb
Virmedüñ gamdan rehâ lutfile bir dem yâd idüb
Dôstum cevr ü cefânuñ resmin bünyâd idüb
Cevrüñi itdüñ ziyâde lutfuñı az eyledüñ
Derd ü gamla Za’fî-i miskîni bîzâr eyledüñ
Kûşe-i mihnetde kârın âhile zâr eyledüñ
Bulmadı derdine çâre şöyle bîmâr eyledüñ
Cevrüñi itdüñ ziyâde lutfuñı az eyledüñ[3]
3.
Mefc ûlü Mefâc îlü Mefâc îlü Fac ûlün
Senden bilürüm yok baña bir fâ’ide ey gül
Gül yagını eller sürinür çatlasa bülbül
İtsem de ‘abesdür sitem-i hâre tahammül
Gül yagını eller sürinür çatlasa bülbül
Ellerle o zevk itdi ben âteşlere yandum
Çekdüm o kadar cevr ü cefâsın ki usandum
Dirlerdi kabûl itmez idüm şimdi inandum
Gül yagını eller sürinür çatlasa bülbül
Senden güzelüm çâre baña kat’-ı emeldür
İtseñ dahi ülfet dimem ellerle haleldür
Agyâr ile gezseñ de gücenmem ki meseldür
Gül yagını eller sürinür çatlasa bülbül
Gördüm açılurken bu seher goncayı hâre
Sordum n’ola bu cevr ü cefâ bülbül-i zâra
Bir âh çeküb hasret ile didi ne çâre
Gül yagını eller sürinür çatlasa bülbül
Bîgâne-edâdur bilür ol âfeti herkes
Ümmîd-i visâl eyleme andan emelüñ kes
Bîhûde yere âh u figân eyleme Nevres
Gül yagını eller sürinür çatlasa bülbül[4]
4.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Sormadı bir kerre hîç hâl-i perîşânum benüm
Gûşına girmez mi yohsa âh u efgânum benüm
Rahm idüb gel yanuma ey derde dermânum benüm
Ah efendim sevdügüm devletlü sultânum benüm
Cismümüz döndi hilâle âh u efgân itmeden
Girmedi ammâ kulaguña senüñ a gül beden
Çak bu deñlü bendene bu nâz u istignâ neden
Ah efendim sevdügüm devletlü sultânum benüm
Derdile âh eyleyüb dünyâyı berbâd eylesem
Rahm kılmazsañ baña biñ kerre feryâd eylesem
Bilmezem ey bî-vefâ senden kime dâd eylesem
Ah efendim sevdügüm devletlü sultânum benüm
Salınub serv-i sehî-veş nâzile reftâra gel
‘Ãşıkuñdur kaçma Râşid’den gel ey meh-pâre gel
Güller açılsun tebessüm iderek güftâra gel
Ah efendim sevdügüm devletlü sultânum benüm[5]
5.
Murabba’-ı Ãşıkâne
Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün
Sîneme dâg-ı Ya’kûb lâle gibi ruhsâruñ
Tuz eker yâreme hem çeşm-i melâhat-kâruñ
İtdi nâ-çâr niçe ‘âşık-ı bî-gam-hvâruñ
Gerdenüñ sîm-berüñ ince belüñ reftâruñ
Variken ey şeh-i hûbân bu cezbe sende
Kayd-ı zülfüñle n’ola bende çekilsem ben de
Rub’-ı meskûnda olan halkı ider hem bende
Gözlerüñ tîr-i müjen yây kaşuñ enzâruñ
Giceler hasret ile dökmedeyüm kanlu yaş
Meh-rûyuñ olacak bezme diyü pertev-pâş
‘Aşka dûçâr idüb eylediler sırrum fâş
Nergisün gamzelerüñ hâllerüñ ruhsâruñ
Gül ruhuñ gonçe-femüñ hâllerüñdür fülfül
Kâmetüñ serv ü gözüñ nergis ü turra sünbül
Çâr mevsimde iden ‘âşıkı gûyâ bülbül
Zekanuñ gonçe-femüñ la’l-lebüñ güftâruñ
Ben nice eyleyeyüm ‘aşkumı cânâ inkâr
Çeşm-i giryânum iderken anı her dem ikrâr
Bagladı dört yanumı eyledi hayret ile zâr
Cünbişün söyleyişüñ va’delerüñ inkâruñ
Bir iki bûse virüb câm-ı müselles ele al
İdelüm hâsılı dört üstine bir zevk-ı visâl
Bu murabba’ gibi hep kıldı Refî’i meyyâl
Kâmetüñ salınışuñ tarzlaruñ etvâruñ[6]
1.1.2. Ayrılık
Bütün murabbalar içindeki oranı % 3,77; bütün şiirler içindeki oranı % 3,59’dur.[7]
Aşağıdaki şairler tarafından yazılmıştır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (2), Sarıca Kemâl (1), Mihrî (1).
16.yüzyılda Yahyâ Beg (3), Za’fî (4), Muhibbî (1), Nazmî (27), Hayâlî (1), Hayretî (2), Lâmi’î (1), Aşkî (8), Şâhî (3).
17.yüzyılda Nâ’ilî (1).
18.yüzyılda Mahtûmî (1).
19.yüzyılda Senîh (2), Vâsıf (1), Şeref Hanım (2), Hilmî (2).
Örnekler:
1.
Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün
‘Azmüñ olmış sefere iy meh-i ferhunde piser
Hak mübârek kıla irmeye vücûduña zarar
Lîk havfüm bu ki gün bâg-ı cemâlüñi yakar
Kıt’a-i nâr-ı sakardur sefer iy cân-ı peder
Tev’emândur sakar ile sefer iy mâye-i cân
Olsa tashîf sakardur sefer iy serv-i revân
Gitme pejmürde kılur bâguñı çün berg-i hazân
Kıt’a-i nâr-ı sakardur sefer iy cân-ı peder
Heves itme ki ruhuñ bâgını pejmürde kılur
Havz-ı la’l-i lebünüñ âbını efsürde kılur
İrişüb cânumuza harrı bizi mürde kılur
Kıt’a-i nâr-ı sakardur sefer iy cân-ı peder
Ah tagyîr idesin la’l-i leb-i müllerini
Pîç-der-pîç idüb kâkül ü sünbüllerini
Bozısar bâd-ı hazân gibi ruhı güllerini
Kıt’a-i nâr-ı sakardur sefer iy cân-ı peder
Fürkat odına Za’îfî’yi yakub gitme şehâ
Ki şerârı irişür kasruña nâgeh sanemâ
Bildürür âteşini sînemüñ iy dôst saña
Kıt’a-i nâr-ı sakardur sefer iy cân-ı peder[8]
2.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Dilde derdüm sanma çarhuñ mihnetindendür benüm
Cânda gussam ya bu ‘ömrüñ sür’atindendür benüm
Yâhod eşgâl-i cihânuñ kesretindendür benüm
Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm
Hem-demüm gussa enîsüm dôstlar derd oldugı
Gözlerüm giryân ciger biryân yüzüm zerd oldugı
Düşüben râh-ı mahabbetde tenüm gerd oldugı
Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm
Zülf-i leylî gibi bu göñlüm müşevveş bî-karâr
Cân-ı Mecnûn gibi kârum rûz u şeb feryâd u zâr
Sîne sûzân u ciger biryân u çeşmüm cûybâr
Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm
Künc-i firkatde dem-â-dem zâr u giryân oldugum
Çâh-ı hasretde esîr-i derd-i hicrân oldugum
Mihrümi fâş eyleyüb ‘âlemde destân oldugum
Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm
Gün gibi sabrum yakasın çâk idüb âh eylemek
Ahumile âsmânı kara har-gâh eylemek
Hâsılı gam hırmeninde gendümi kâh eylemek
Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm
Nâr-ı firkatle kara bagrumı yakub taglamak
Pîşe vü kâr oldugı feryâd idüb kan aglamak
Nâlemi hem-dem idüb âhumla ülfet baglamak
Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm
Derd-i hicr-i yârile gam-gîn ü nâ-şâd oldugum
San’at-i mihr-i mahabbetde ben üstâd oldugum
Şâhîyâ derd ü belâya böyle mu’tâd oldugum
Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm[9]
3.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Gâh hasret öldürür ben hasteyi gâh ayrılık
Müşkil olur virmesün kimseye Allâh ayrılık
Dergehüñden ben kuluñ ayırdı ey şâh ayrılık
Cânuma kâr eyledi âh ayrılık vâh ayrılık
Gözlerüm giryân u dil nâlân u sînem derd-nâk
Hançer-i hicrânile bagrum olubdur çâk çâk
Dôstân benden hayât ummañ ki ben oldum helâk
Cânuma kâr eyledi âh ayrılık vâh ayrılık
Ah kim cânân beni kıldı belâya mübtelâ
Olmadı bahr-ı firâk içre benümle âşinâ
Olmışum müstagrak-ı deryâ-yı firkat pür-belâ
Cânuma kâr eyledi âh ayrılık vâh ayrılık
Bulmadum hergiz belâ sahrâsına pâyân u had
Üstüme at saldı geldi leşker-i gam bî-’aded
Yâ ilâhî neyleyüm olmaz ise senden meded
Cânuma kâr eyledi âh ayrılık vâh ayrılık
Cem’ olub cânumda biñ derd ü belâ endûh u gam
Oldı artuk vardugınca dildeki derd ü elem
Vây eger bu firkat ile Za’fîyâ böyle kalam
Cânuma kâr eyledi âh ayrılık vâh ayrılık[10]
5.
Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün
Çü düşdüm senden ayru ey güzel hân
İşümdür nâle vü feryâd u efgân
Eger bu nev’ile kalursa hicrân
Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan
Mücrimem ‘âşıkam zârem garîbem
Gül-istândan azıtmış ‘andelîbem
Çü vaslından nigâruñ bî-nasîbem
Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan
Ciger hicrân elinden pâre pâre
Dirîgâ bulmadum derdüme çâre
Ölürsem irmeden ol gül-’izâre
Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan
Nihân olalı ‘aynumdan cemâli
Hayâl itdi beni zülfi hayâli
Nasîb olmaz ise âhir visâli
Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan
Nice kim yandurur nâr-ı firâkı
Dahı artar cemâli iştiyâkı
Eger hicrân kalursa böyle bâkî
Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan
Elüñden ey felek efgân u feryâd
Ki bir lahza beni sen kılmaduñ şâd
Çün ol hûr-ı perî-zâd eylemez yâd
Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan
Felek ayırdı benden ol cemîli
Cemîlü’l-hüsn ol sun’-ı cemîli
Öliser çünki bu gamdan Halîlî
Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan[11]
1.1.3. Bahâr
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,65; bütün şiirler içindeki oranı % 0,69’dur.[12]
Şu şairler tarafından yazılmıştır:
16.yüzyılda Zâtî (2), Za’îfî (2), Lâmi’î (1), Hıtâbî (1), Aşkî (3).
18.yüzyılda Nâşid (1).
19.yüzyılda Mahmûd Celâleddîn Paşa (1).
Örnekler:
1.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Diñle bülbül kıssasın kim geldi eyyâm-ı bahâr
Kurdı her bir bâgda hengâme hengâm-ı bahâr
Oldı sîm-efşân aña ezhâr-ı bâdâm-ı bahâr
‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
Tarf-ı gülşen nûr-ı Ahmed birle mâlâmâldur
Sebzeler anda sehâbe lâle hayrü’l-âldur
Ey Muhammed ümmeti vakt-i huzûr-ı hâldur
‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
Kıldı şebnem-gîr ü cevher-dâr tîg-ı sûseni
Jâleler aldı hevâyî tôblarla gülşeni
Ger temâşâ ise maksûduñ beni esle beni
‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
Bôstânda görinen lâle gül-i nu’mânile
Bâgdan aldı yâsemînüñ neşter-i bârânile
‘Arifiseñ hôş geçür gel bu demi yârânile
‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
Ruhları rengîn güzellerdür gülile lâleler
Kim kulaklarına dürlü cevher asmış jâleler
Aldanub sanma ki bunlar böyle bâkî kalalar
‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
Gitdi ol demler ki oldı sebzeler sâhib-firâş
Gonca fikri olmışidi gülşenüñ bagrında baş
Geldi bir dem kim kızardı lâlelerle tag u taş
‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
Bûy-ı gülzâr itdi mi şol deñlü hevâyı müşg-nâb
Kim yere inince olur katra-i şebnem gül-âb
Çarh otak gerdi gül-istân üstine günlük sehâb
‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
Yine envâ’-ı şükûfeyle bezendi bâg u râg
‘İş içün kurdı gülistânda kızıl güller otag
Kim bilür ol bir bahâra kim ölüb kim kala sag
‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
Ebr gülzâr üstine her lahza gevherbâriken
Nefha-i bâd-ı seher pür-nâfe-i Tâtâriken
Gâfil olma ‘âlemüñ mahbûblıgı variken
‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
Gül-sitânuñ her nesin aldı ise bâd-ı hazân
‘Adl idüb bir bir alıvirdi yine şâh-ı cihân
Devletinde bâdeler kâm oldı sâkî kâmrân
‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
Umarum bulub Mesîhî bu murabba’ iştihâr
Ola ehline çü çâr ebrû güzeller yâdigâr
Depredüb bülbül dilüñ gül yüzlülerle yüri var
‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr[13]
2.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Geldi bir dem oldı ‘âlem reşk-i firdevs-i berîn
Bir yaña uçmak diler ola perî ger hûr-ı ‘ayn
Göñli açık gül-’izâra döndi gül-zâr-ı zemîn
Bu bahâruñ hâletine sad-hezârân âferîn
Gül-sitânda subh-dem şebnem şarâbın yab yab
Çekdi zerrîn câmile germ olsa tañ mı âfitâb
Sâgar-ı kej tutdı nergis gözlerini aldı hvâb
Bu bahâruñ hâletine sad-hezârân âferîn
Birbiriyle var gülşende tuyûruñ sıklıgı
Bülbül-i gûyâ çalar gül meclisinde ıklıgı
Nergisüñ görmez düşinde gözleri ayıklıgı
Bu bahâruñ hâletine sad-hezârân âferîn
Gonçeler şebnem şarâbın subh-dem nûş eyledi
Halk-ı ‘âlem gussayı cümle ferâmûş eyledi
Bâd-ı şevkile yine bahr-ı safâ cûş eyledi
Bu bahâruñ hâletine sad-hezârân âferîn
Geldi bir nâzük güzel nâm-ı şerîfi nev-bahâr
Seyr-i hüsni Zâtîyâ âdemde komaz ihtiyâr
Na’ra urur mest olub şevki şevki şarâbından hezâr
Bu bahâruñ hâletine sad-hezârân âferîn[14]
3.
Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün
Yine zeyn oldı gülşenler açıldı lâle vü reyhân
Ferah-nâk oldı bülbüller çemende gonceler handân
Ayag olsun ele sâkî ki döndi cennete devrân
Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur
Donandı her agac dürlü çiçekle hûb-zînetdür
Geyüb nev-rûzî hil’atler sanasın bâg-ı cennetdür
Ni’am pür sufre-i ‘âlem ye iç yiyene mihnetdür
Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur
Varur bu milk çün taht-ı Süleymân ‘âkıbet bâde
Çü hüdhüd tâciçün gavgâ nedür iy mûr-ı üftâde
Nedür bu beş gün içün gam içelüm câmile bâde
Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur
Semen-ber hûba dönmişdür temâşâ eyle her gülşen
Cemâl-i Zü’l-celâlîden haber virür okı rûşen
Nedür yıllarca bu gamlar olalum bir iki gün şen
Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur
Münakkaş câmeler geymiş cihân bir nev-cüvân olmış
Gül-istânda her agac san ser-â-ser tâze cân olmış
İçelüm kim kadehler pür-şarâb-ı erguvân olmış
Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur
Atub tâcın hevâya gül benefşe hırka-çâk itdi
Kabagı sûsenüñ doldı çanagın lâle pâk itdi
Getürüñ mey ki fursatdur gamı şâdî helâk itdi
Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur
Şu gül-zâra varalum kim içinde cûy-ı âb olsun
Za’îfî iñlesün meclisde ney gibi rebâb olsun
Bizümle şâhid ü şem’ ü şarâb olsun kebâb olsun
Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur[15]
1.1.4. Bayram
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,23; bütün şiirler içindeki oranı % 0,21’dir.[16]
16.yüzyılda Aşkî (3).
18.yüzyılda Fâzıl (1).
Örnek:
1.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Rûz-ı ‘ıyd oldı yine zevk u neşât eyyâmıdur
Sâl-i ‘ıyd-ı ekberüñ yevm-i sürûr-encâmıdur
Zahm-ı seng-i cevr-i dilber ‘âşıkuñ ihrâmıdur
Gel tavâf-ı kûy-ı yâr it hacılar bayramıdur
Kat’ kılduñsa dilâ serhadd-i deşt-i fürkati
Yolda çekdüñse mugaylân-ı belâdan zahmeti
Nûr-ı dîdâra irüb bulduñsa ‘ıyd-i vuslatı
Gel tavâf-ı kûy-ı yâr it hacılar bayramıdur
Olduñ ise ey göñül esrâr-ı ‘aşkuñ mahremi
Ger enâniyyet tozun yuduysa yaşuñ zemzemi
Cânı kurbân eyleyüb bulduñsa özge ‘âlemi
Gel tavâf-ı kûy-ı yâr it hacılar bayramıdur
Râh-ı gamda irdügince gûşuña savt-ı hazîn
Üştür-i mahmil-sıfat kıl raks u feryâd u enîn
Şevk ile sa’y u safâya olmag isterseñ karîn
Gel tavâf-ı kûy-ı yâr it hacılar bayramıdur
Görmek isterseñ eger nûr-ı cemâl-i dilberi
Gör dilerseñ idesin ‘âlemde hacc-ı ekberi
‘Aşkiyâ firkat beyâbânında gezme serserî
Gel tavâf-ı kûy-ı yâr it hacılar bayramıdur[17]
1.1.5. Din ve Tarîkat
Bütün murabbalar içindeki oranı % 3,35; bütün şiirler içindeki oranı % 3,37’dir.[18]
Şu şairler tarafından yazılmıştır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).
16.yüzyılda Za’fî (2), Muhibbî (1), Nazmî (3), Hayretî (4), Aşkî (3), Hatâyî (3).
17.yüzyılda Fenâyî (10), Fütûhî (1), Şemsî (1).
18.yüzyılda Feyzî (1), Esrâr Dede (1), Hâşim Baba (12).
19.yüzyılda Aczî (9), Ahmed Râsim (4).
Örnek:
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Niçe bir zülf ü kad-i dildâr içün tûl-ı emel
Ya niçe bu lâ-bekâ dünyâ içün ceng ü cedel
Sâlik-i râh eri ol hâsıl it ‘ilm ü ‘amel
Asitân-ı hazret-i Monla Celâle’d-dîn’e gel
Keşf ola dirseñ saña cümle rümûz-ı ma’nevî
Küpe olsun kulaguñda dür-i nazm-ı Mesnevî
Râh-ı Mevlâ’da olam dirsen hakîkat Mevlevî
Asitân-ı hazret-i Monlâ Celâle’d-dîn’e gel
‘Aşk sırrından eger olmak dilerseñ behre-ver
Dirseñ açam Kâf-ı ‘aşka hem-çü ‘Ankâ bâl u per
Al şerî’atden tarîkatden hakîkatden haber
Asitân-ı hazret-i Monlâ Celâle’d-dîn’e gel
Kümmel-i aktâb u efraduñ olub en ekmeli
Ehl-i ‘irfânuñ olam dirseñ be-gâyet efdali
Hıdmete bel baglayub huddâmına diyüb belî
Asitân-ı hazret-i Monlâ Celâle’d-dîn’e gel
Döne döne ol semâ’-ı ehl-i ‘aşk âgâhı sen
Def gibi sîneñ dögüb mânend-i ney çek âhı sen
Fevriyâ bilmek dilerseñ künh-i sırru’llâhı sen
Asitân-ı hazret-i Monlâ Celâle’d-dîn’e gel[19]
1.1.6. Fânîlik
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,29; bütün şiirler içindeki oranı % 0,37’dir.
16.yüzyılda Muhibbî (1), İshak (1).
17.yüzyılda Fenâyî (1), Şemsî (1).
19.yüzyılda Ahmed Râsim (1).
Örnek:
Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün
Kimi hayrân kimi giryân kimi bîhûde güler
Kimisi yel yepek olub kuru sevdâda yiler
Hâl diliyle sûr-nây-ı ecel diñle ne der
Kûs-ı rıhlet çalınur geldi gider geldi gider
Bir kadem menziliken iki cihân merhalesi
Yüklenür zâd-ı gam u gussa-i râhilesi
Turmadın gitmededür ‘ömrümüzün kâfilesi
Kûs-ı rıhlet çalınur geldi gider geldi gider
‘Aşk dâgı kiminüñ yüregine kodı dügün
‘Îş ü ‘işretle kimi bayram ider kimi dügün
Her kişi nevbetini görmededür dün ü gün
Kûs-ı rıhlet çalınur geldi gider geldi gider
Kanı ol mâlik-i mülk-i ‘Arab u şâh-ı ‘Acem
Kanı ol sâhib-i hayl ü haşem ü tabl u ‘alem
Çaldurub nakd-i hayâtı gider oldukları dem
Kûs-ı rıhlet çalınur geldi gider geldi gider
‘Aşkuñuñ sît ü sadâsıyile tolıdur âfâk
Lezzet-i zevk-ı semâ’ında muhayyer ‘uşşâk
Oyna ol ezgiye sen çıkma usûlden İshâk
Kûs-ı rıhlet çalınur geldi gider geldi gider[20]
1.1.7. Hamâset
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,35; bütün şiirler içindeki oranı % 0,32’dir.[21] Bütün örnekleri 16.yüzyıla aittir. Yahyâ Beg (1), Yetîm (1), Muhibbî (1), Aşkî (3), tarafından yazılmışlardır.
Örnek:
1.
Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün
Gel deñiz yüzlerini kâfire teng eyleyelüm
Sayha-i tôpile dem-beste vü deng eyleyelüm
Allah Allah diyü gülbengile ceng eyleyelüm
Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm
Ceyş-i İslâm ile Sultân Süleymân karadan
Bahr u ber fethine ‘asker yürüdi bir aradan
Görelüm alnumuza her ne ki yazdı Yaradan
Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm
Şâh-ı Gâzî’nüñ olupdur çü gazâ matlûbı
Kâfire gönderelüm sâ’ikalarla tôbı
Salalum Malta’yile Baskana’ya âşûbı
Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm
Nehb ü gâretlerile Pulya’yı vîrân idelüm
Geçüp andan öte İspanya’yı tâlân idelüm
Ceneviz memleketin hâkile yeksân idelüm
Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm
Allah Allah diyü engine tonanma salalum
Portakal memleketin Südde’ye varup alalum
Feth ü nusretler olup tabl-ı beşâret çalalum
Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm
Kâfire gâretiçün togrulalı dümenler
Gemiler forsa yürür torıdadur yelkenler
Yilteyüp birbirini cûşile dir görenler
Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm
Nûh evin eyleyeli lutf-ı Hüdâ meskenümüz
Rûzgâr oldı muvâfık tolıdur yelkenümüz
Gâzîler bu yola cânile tutup gerdenümüz
Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm
Nûh tahtına binüp başumuza şâh olalum
Hızr-ı himmetle teveccüh idüp âgâh olalum
Hayr-ı dîn Beg gibi Gâzî Beg’e hem-râh olalum
Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm
Şeş-cihâta bu murabba’ salup âvâz-ı bülend
Atdı nusretlerile kal’a-i Efrenc’e kemend
Ey Yetîm isterisen olmaga bir şâh-levend
Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm[22]
2.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Her nihâl-i tazenüñ giydügi ak bayrâmîdür
Bâgda sâf baglamış gûyâ sipâh-ı şâmîdür
Kûh u sahrâda konub göçmek göñül ârâmıdur
Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur
Sebze-zâra ebr-i nîsân kurdı çetr-i nîlgûn
Kanda kim ‘azm eyleseñ peyk-i sabâdur reh-nümûn
Ehl-i ‘aşk olanda kalmaz zerrece sabr u sükûn
Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur
Donanup sâf sâf çekildi gülşene ceyş-i bahâr
Al bayraklarla zeyn idüb zemîni lâle-zâr
Devlet ile yine ‘azm itdi gazâya şehryâr
Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur
Nâleler kılsun ceres essüñ nesîm-i sabh-gâh
Okusın virdin zebân-ı hâl ile her bir giyâh
Her seher bir mevzi’-i zîbâda eyleñ cây-gâh
Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur
Tuglar girsün yola zülfin perîşân eyleyüb
Ser çeküb çarha ‘alemler dâmen-efşân eyleyüb
Tabl dögsün sînesin surnalar efgân eyleyüb
Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur
Kurılan şâh-ı bahâruñ gülşene otagıdur
‘Aşk ile deryâ-sıfat cûş u hurûşuñ çagıdur
Tôb-ı kahr-ı şeh Beç’üñ taşın türâbın tagıdur
Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur
‘Aşkiyâ hûn-ı ‘adüv idüb cihânı lâle-reng
Tîg-ı İslâm’uñ tufeylî olısar mülk-i Fireng
Vaktidür kim gâzîler ile küffâr ile ceng
Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur[23]
1.1.8. Hezeliyat
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,29; bütün şiirler içindeki oranı % 0,26’dır. “Sakal” redifiyle daha önce örneklediğimiz şiir bu konunun en güzel örneğidir.[24]
15.yüzyılda Nizâmî (1), Sa’dî-i Cem (1), Ca’fer Çelebi (1).
16.yüzyılda Safâyî (1).
19.yüzyılda Vâsıf (1).
1.1.9. İşret, Eğlence, Rintlik
Bütün murabbalar içindeki oranı % 4,13; bütün şiirler içindeki oranı % 3,69’dur.[25]
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1), Şehdî (1), Mesîhî (2), Râzî (1), Cem Sultan (1), Ca’fer Çelebi (2), İlâhî (1).
16.yüzyılda Zâtî (4), Muhibbî (1), Özrî (1), Remzî (1), Revânî (1), Sezâyî (1), Sehâyî (1), Nazmî (7), Nihâlî (1), Ayânî (1), Atâ (1), Amrî (2), Basîrî (1), Fuzûlî (1), Fehmî-i Cânbâz (1), Gedâyî (1), Hayretî (3), Hıfzî (1), Hevesî (1), Hadîdî (1), İshak (1), Kâmî (1), Helâkî (1), Aşkî (1).
17.yüzyılda Nâ’ilî (1).
18.yüzyılda Nedîm (14), Neş’et (1), Sâmî (2), İzzet Ali Paşa (1), İlhâmî (1).
19.yüzyılda Mahmûd Celâleddîn Paşa (1), Vâsıf (1), Sermed (1), Leylâ Hanım (1).
Örnekler:
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Germ-i ülfet demleridür bu şitâ eyyâmıdur
Zühd-i bâriddür bu dem terk-i riyâ eyyâmıdur
‘Iyş faslı sâkıyâ mutrib nevâ eyyâmıdur
Şimdi kışdur sevgilüm zevk u safâ eyyâmıdur
Nukl-ı şeftâlû ile mey-keşlere peymâne vir
Zehr nûş it sen mürâyî sen meyi rindâna vir
Gerden-i pâküñle feyz it câmı ben nâlâna vir
Lutf u ihsân eyle cûduñ sâkıyâ eyyâmıdur
Bir usûli ile ‘arz it sen de mutrib nakş-kâr
Eyle âgâz-ı terennüm var ise beste-nigâr
Bûselikle itme gerdâniyede asma karâr
Nagme-i ‘uşşâk ile fasl-ı nevâ eyyâmıdur
Sayd içün biz gezmüzüz her kûh u deşti ser-serî
Seg-be-sahra neylerüz agyâr-âsâ itleri
Bilürüz mey-hânede tavşanlarıñ yatak yeri
Taş yatur sayd itmeniñ şimdi şehâ eyyâmıdur
Sohbet-i halvâda sûfî varsın olsun türş-rû
Duhter-i rez bezme nâ-mahremlere açmaz kapu
Bezme kâfîdür begüm Neş’et’le sâkî vü sebû
Şimdi yârân ile cânâ inzivâ eyyâmıdur[26]
1.1.10. Kutsal Aylar
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,16; bütün şiirler içindeki oranı % 0,20’dir.
Şu şairler tarafından yazılmıştır:
17.yüzyılda Fenâyî (2).
19.yüzyılda Ahmed Râsim (1).
Örnek:
Müstefc ilün Müstefc ilün
Ey tâlib-i ‘ilm ü edeb
Geldi şükür şehr-i receb
Mebzûl olub ihsân-ı Rab
Geldi şükür şehr-i receb
Mâh-ı ilâhîdür bu mâh
Cehd eyleyüb bul intibâh
Bu demleri itme tebâh
Geldi şükür şehr-i receb
Tahsîle idüb ihtimâm
Ol râh-ı ‘aşk içre benâm
Sa’y idecek demdür tamâm
Geldi şükür şehr-i receb
Hak’dan ‘inâyet vaktidür
Feyz ü hidâyet vaktidür
İ’tâ-yı ni’met vaktidür
Geldi şükür şehr-i receb
Rahmet olan ‘âlemlere
Düşdi çü rahm-ı mâdere
Biñ biñ salât peygambere
Geldi şükür şehr-i receb
Mi’râc-ı Hazret bundadur
İkrâm u ‘izzet bundadur
Minhâc-ı elest bundadur
Geldi şükür şehr-i receb
Mahbûb idüb anı Hudâ
Kıldı nice lutf u ‘atâ
İrgürdi tâ halvet-serâ
Geldi şükür şehr-i receb
Envâr ile toldı cihân
Zulmet nihân oldı nihân
İrdi dem-i rahmet-resân
Geldi şükür şehr-i receb
Mevlâ ile olsun özüñ
Nâ-hak ola her bir sözüñ
Dergâha sür Râsim yüzüñ
Geldi şükür şehr-i receb[27]
1.1.11. Mersiye
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,65; bütün şiirler içindeki oranı % 0,64’tür.[28]
Şu şairler tarafından yazılmıştır:
16.yüzyılda Yahyâ Beg (1), Nisâyî (2), Fazlî (1), Hüdâyî (1), Hayâlî (1), Hayretî (2), Me’âlî (1).
18.yüzyılda Cesârî (1), Müştak (1).
Örnek:
Muharremiye
Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün
Dilâ geldi yine eyyâm-ı mâtem
Bu rûz-ı bî-vefâda olma hurrem
Hemân hasretle kan aglar dem-â-dem
Muharremdür meded ey dil muharrem
Bu gün ol bir siyeh gündür ki ey cân
Şehîd oldı o sultân-ı şehîdân
Bu gün ehl-i mahabbet eyler efgân
Muharremdür meded ey dil muharrem
Bu gün derdile devr eyler felekler
Bu gün hasretle âh eyler melekler
Siyeh-pûş oldı ashâb-ı dilekler
Muharremdür meded ey dil muharrem
Hudâ ba’s eyleyüb Cibrîl emîni
Hüseyn’üñ depredürken beşigini
Dökildi hâke hûn-ı nâzenîni
Muharremdür meded ey dil muharrem
Sabâh-ı haşre dek Fâtıma ana
Ciger-gûşem diyü başlar figâna
Gözüñden kanlar aksun dâne dâne
Muharremdür meded ey dil muharrem
Bu ayda hâke düşdi mâh-ı enver
Hafîd-i fahr-ı ‘âlem ibn-i Hayder
Vücûd-ı nâz-perver kaldı bî-ser
Muharremdür meded ey dil muharrem
Bu gün la’netle yâd eyle Yezîd’i
Hudâ’nuñ düşmeni mel’ûn pelîdi
Şehîd itdi dirîgâ ol sa’îdi
Muharremdür meded ey dil muharrem
Dilâ Müştâk-veş biz Hayderîyüz
Velî rafz u cehâletden berîyüz
‘Alî’nüñ Kanber’inüñ çâkeriyüz
Muharremdür meded ey dil muharrem[29]
1.1.12. Münâcât
Bütün murabbalar içindeki oranı % 1,19; bütün şiirler içindeki oranı % 1,12’dir.[30]
Şu şairlerce yazılmıştır:
16.yüzyılda Ãşık Çelebi (1), Lâmi’î (1).
17.yüzyılda Fenâyî (8).
18.yüzyılda Enîs (2), Feyzî (2), Esîf (1), Hâşim Baba (2).
19.yüzyılda Aczî (1), Said (1), Ahmed Râsim (1).
Örnek:
1.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Yoluña sâlik olan ‘âşıklara
Feth-i bâb eyle ilâhî feth-i bâb
Cân u başından geçen sâdıklara
Feth-i bâb eyle ilâhî feth-i bâb
Nâr-ı firkat bagrumuzı dagladı
Hasretile dîdeler kan agladı
Nefs-i emmâre yolumuz bagladı
Feth-i bâb eyle ilâhî feth-i bâb
Kârumuz gafletle ‘ısyândur hemîn
Cürmümüzle doldı bu rûy-ı zemîn
Hazretüñden kıl hidâyet yâ Mu’în
Feth-i bâb eyle ilâhî feth-i bâb
‘Aczî-i bî-çârenüñ çokdur suçı
Bâr-ı ‘ısyân çekmege yokdur güci
Ric’atümüz sañadur öñ soñ ucı
Feth-i bâb eyle ilâhî feth-i bâb[31]
2.
Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün
Günâhum setr idüb lutf it bagışla
Habîbüñ Ahmed’e anı tuyurma
Koma irteye sen nişlerseñ işle
Habîbüñ Ahmed’e anı tuyurma
Kusûrum çokdur ilâhum be-gâyet
Yümm-i ihsânuña yokdur nihâyet
İdüb sen mahz-ı fazluñdan ‘inâyet
Habîbüñ Ahmed’e anı tuyurma
İlâhî eyleyüb sen anı mestûr
Bu ‘âciz kuluñ olsa nola magfûr
Resûlüñ Mustafâ’yı eyle mesrûr
Habîbüñ Ahmed’e anı tuyurma
Halîlüñ ey Rahîm ü ferd ü Gaffâr
Esirge olmasun vâkıf ki ol yâr
Benümçün olmaya ta’ba giriftâr
Habîbüñ Ahmed’e anı tuyurma
Sevindür Râsim’i lutf eyle yâ Rab
Senüñdür çün tasarruf cümleten heb
Efendim budur işte asl-ı matleb
Habîbüñ Ahmed’e anı tuyurma[32]
1.1.13. Na’t
Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,53’tür.
Şu şairler tarafından yazılmıştır:
16.yüzyılda Zâtî (1), Hayretî (1), Aşkî (2).
17.yüzyılda Fenâyî (2).
18.yüzyılda Nazîm Yahyâ (1), Müştak (1), Hâşim Baba (1).
Örnek:
Mefc ûlü Mefâc îlü Mefâc îlü Fac ûlün
Eltâf-ı kerem ümmete ef’âl-i Muhammed
‘Ãşıklarınuñ hûb gerek hâli Muhammed
İtse nice zîbâ ruhuñuñ âli Muhammed
Dir anı gören salli ‘alâ âli Muhammed
Mihr ile mehüñ ‘aynıdur ol rûy ü ol alın
Alur gözile gel gör anuñ gül yüzi alın
‘Uşşâka ne yüzden ider ol seyr kıl alın
Dir anı gören salli ‘alâ âli Muhammed
Gün yüzi kaçan matla’-ı pâyından ura berk
Cânile göñül ‘âlemini nûra ider gark
Ol demde kılar ‘âlemi rûşen nite kim berk
Dir anı gören salli ‘alâ âli Muhammed
Ayîne gibi kalbi anuñ pâk ü musaffâ
Kim anda vefâ sûretini Hak ide peydâ
Dirsem yaraşur hüsnine mir’ât-ı mücellâ
Dir anı gören salli ‘alâ âli Muhammed
Zâtî salalı mihr-i ruhı ‘âleme pertev
Nûrıyla pür oldı ser-â-ser bu tokuz ev
Hüsnile kaşı ‘İd-i safâ-bahş u meh-i nev
Dir anı gören salli ‘alâ âli Muhammed[33]
1.1.14. Öğüt
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,83; bütün şiirler içindeki oranı % 0,75’tir.[34]
16.yüzyılda Nazmî (3).
17.yüzyılda Fenâyî (2).
18.yüzyılda Esîf (1), Hâşim Baba (2).
Örnek:
1.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Hûbdur yâr-ı sühandânile bahs
Hôşdurur ma’kûl yârânile bahs
Eyle her dem ehl-i ‘irfânile bahs
‘Arifiseñ itme nâdânile bahs
Gücdurur nâdâna añlatmak kelâm
Anladugı dahı añlanmaz tamâm
Saña budur bu kelâmum ve’s-selâm
‘Arifiseñ itme nâdânile bahs
Gâyib olur ‘akl olursun bî-hünûr
Kalbüñe ânî irer andan fütûr
Anda mânend-i gurûr olur gurûr
‘Arifiseñ itme nâdânile bahs
Kâyil olmaz bir müveccih sözüñe
Kâyil olub bakmaz aslâ yüzüñe
Güc yetürürsin sen ancak özüñe
‘Arifiseñ itme nâdânile bahs
Göresin her kanda bir nâdân ola
Bakma andan yaña pes nâdân nola
Epsem ol anda dilüñ tut Nazmî’yâ
‘Arifiseñ itme nâdânile bahs[35]
2.
Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün
Nidersin cem’ idüb bunca nevâli
Kanâ’at ehli ol dervîş karındaş
Yeter bunuñ saña yarın su’âli
Ferâgat ehli ol dervîş karındaş
Haber virdi bize Ahmed şerî’at
Bize ef’âli olmışdur tarîkat
Bu yoldan bulunur şehr-i hakîkat
Hidâyet ehli ol dervîş karındaş
Fenâdur dervîşüñ bil kesb-i kârı
Bekâda Hakk’ile hakdur pazarı
Rızâsın eyle tahsîl terk it kârı
Sa’âdet ehli ol dervîş karındaş
Kamunuñ vârisi Allah olınca
Saña bir habbe kalmaz ey karınca
Yüri taht-ı Süleymân’a irince
Seyâhat ehli ol dervîş karındaş
Girîbânuñ halâs it mâsivâdan
Sakın mürg-ı dili dâm-ı belâdan
Uçınca cân kuşı ‘Aczî yuvadan
‘İbâdet ehli ol dervîş karındaş[36]
1.1.15. Övgü
Bütün murabbalar içindeki oranı % 3,89; bütün şiirler içindeki oranı % 3,75’tir.[37]
Şu şairler tarafından yazılmıştır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1), Şeyh (1).
16.yüzyılda Misâlî (1), Cenâbî (1), Zâtî (3), Zamîrî (1), Za’fî (4), Nazmî (6), Nev’î (2), Ahmed Sârbân (1), Ãşık Çelebi (1), Fevrî (2), Hayretî (2), Aşkî (8), Hatâyî (1).
17.yüzyılda Fenâyî (1).
18.yüzyılda Nedîm (5), Selâmî (1), Gâlib (1), Hâşim Baba (1).
19.yüzyılda Fatîn (4), Senîh (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa ((4), Türâbî (1), Şeref Hanım (1), Said (4), Sermed (2), Leylâ Hanım (4).
Örnek:
Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün
Dilâ ol server-i ‘âlem ki sultân ibn-i sultândur
Kulıdur şâhlar şeh-zâdeler ol cümleye hândur
Türâb-ı âsitânı merci’-i fagfûr u hâkândur
Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur
Melâhat burcınuñ ol kim münevver mihr ü mâhıdur
Selâtîn ü selâtîn-zâdeler heb hâk-i râhıdur
Hümâ-yı evc-i devlet sâye-i lutf-ı ilâhîdür
Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur
Şu şeh-zâdelerden lutf u hüsn ü hulkile fâ’ik
Dem-â-dem fi’li kavline mutâbık ‘ahdine sâdık
Bu gün ‘adliyle bezlile hilâfet tahtına lâyık
Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur
Cemâl-i bâ-kemâliyle cihânuñ mihr-i rahşânı
Yedi iklîmüñ istihkâk-ı zâtıyla cihân-bânı
Zemînüñ kutbı vü halk-ı zemînüñ tendeki cânı
Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur
O şeh kim aygı topragı iksîr-i sa’âdetdür
Tarîk-ı âsitân-ı devleti râh-ı hidâyetdür
Kapusınuñ kulınuñ kullıgı beglik riyâsetdür
Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur
‘Acem kisrâsı Çîn fagfûrı mülk-i Türk hâkânı
‘Arab sultânı Rûm’uñ kaysarı Tâtâr ile hânı
Ve bi’l-cümle bu gün halk-ı cihâna zıll-ı Yezdânî
Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur
Gözinüñ nûrı göñlinüñ sürûrı Fevrî’nüñ cânı
Mu’îni dest-gîri devleti her derde dermânı
Cihânuñ şehr-yârı ser-firâzı şâh-ı devrânı
Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur[38]
2.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Pâdişâhum bâ’is olmuşdı gamuma firkatüñ
Virdi pây-tahtuña fer Evropa’dan ‘avdetüñ
Gördi ‘âlem ser-te-ser âsâr-ı şân u şevketüñ
Virdi pây-tahtuña fer Evropa’dan ‘avdetüñ
İzdiyâd-ı şevketüñ zât-ı hümâyûnuñladur
İntizâm-ı devletüñ zât-ı hümâyûnuñladur
İftihâr-ı milletüñ zât-ı hümâyûnuñladur
Virdi pây-tahtuña fer Evropa’dan ‘avdetüñ
Gerçi çekdi bende-gânuñ derd-i mehcûriyyeti
Virdi ammâ tal’atüñ dünyâya zîb ü zîneti
Oldı çarhuñ şimdi şehr-âyîn meşgûliyyeti
Virdi pây-tahtuña fer Evropa’dan ‘avdetüñ
Gitdi bir müddet firâkuñla göñüllerden huzûr
‘Avdetüñle geldi hamd olsun yine biñ hubûr
Eylese şâyân-ı sâyeñde Celâl ‘arz-ı sürûr
Virdi pây-tahtuña fer Evropa’dan ‘avdetüñ[39]
3.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Çokdur ‘ilm-i mûsıkîde medhali
Başka bir hvânendedür Seyyid ‘Alî
Olmamış ‘âlemde misl-i münceli
Başka bir hvânendedür Seyyid ‘Alî
Zâtına mahsûsdur savt u sadâ
Mevhibe olmuş aña hüsn ü edâ
Sânî-i Fârâbî’dür dirsem sezâ
Başka bir hvânendedür Seyyid ‘Alî
Tab’-ı vâlâsı suver-i nazm-teri
Güfte-i üstâdı söyler ekseri
Heb usûlinde okur şarkıları
Başka bir hvânendedür Seyyid ‘Alî
Başlasa taksîme ol zât-ı güzîn
Nagmeye başlar hezâr nâzenîn
Varsa görmiş mislini söyle Fatîn
Başka bir hvânendedür Seyyid ‘Alî[40]
1.1.16. Şehir Övgüsü
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,47; bütün şiirler içindeki oranı % 0,69’dur.[41]
Şu şairler tarafından yazılmıştır:
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).
16.yüzyılda Zâtî (2), Hayretî (1), Helâkî (1), Aşkî (2).
Örnekler:
1.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Yine yüz biñ lutfile geldi bahâr-ı Edrine
‘Arız-ı gılmâna döndi lâle-zâr-ı Edrine
Gül-sitândan çagrışub eydür hezâr-ı Edrine
Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine
Yiter agla ey gözüm kahr-ı şitâdan Tunca-vâr
Göñlüñi aç gûşe-i gül-zâra açıl gonce-vâr
Kıl temâşâ hvân-ı hüsn-i gülşeni toyınca var
Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine
Milket-i bâga yine kondı tarâvet leşkeri
Her dıraht-ı pür-şükûfe kurdı bir hôş çâderi
Şehr-i dilden sor kasâvet leşkerini gel beri
Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine
Bister-i ebr üzre çakdı ra’d tîg-ı berkile
Fikri budur kim du’â-yı şâh-ı vird-i ter kıla
‘Arif oldur kim bu demlerden safâlarca kala
Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine
İrişüb nev-rûz sultân-ı şitâ düşürdi raht
Bir semen-sîmâ vü sîm-endâma döndi her dıraht
Bâgda cennet safâsın sür yüri ey nîk-baht
Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine
Câm-ı gülden mest olub bülbüller eyler nâleler
Germ olub râh-ı tarâvetden kızardı lâleler
Dişler urdı lâlenüñ la’lîn lebine jâleler
Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine
Akdı göñlüm su gibi ‘îşe karârum kalmadı
Lâ’ubâlî ‘âşıkum nâmûs u ‘ârum kalmadı
Sâkıyâ yürüt ayagı ihtiyârum kalmadı
Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine
Şem’-i şâhı eyledi zînet .......... bahâr
Destine câm al anuñ şevkine lutf it yüri var
Gonçe vü zanbaklaruñla tut benefşe ey nigâr
Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine
Devr elinden yiter iñle Zâtiyâ dôlâb-veş
Döne döne eşk-i çeşmüñ tob akıt seyl-âb-veş
Pek safâyile revân ol bôstâna âb-veş
Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine[42]
2.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Hûb olur fasl-ı bahâr olsa şikâr-ı Edrine
‘Aynıdur âb-ı hayâtuñ cûybâr-ı Edrine
Tañ mı efzûn olsa kadr ü i’tibâr-ı Edrine
Makdem-i şâh ile hurremdür diyâr-ı Edrine
Mesned-i ehl-i safâdur Ka’be-i ‘ulyâ gibi
Hûb olur bâg u bahârı Cennetü’l-Me’vâ
Yılda bir kez ‘ıyd-i nevrûz-ı sürûr-efzâ gibi
Makdem-i şâh ile hurremdür diyâr-ı Edrine
Pây-ı esb-i şâha yüz urdukca her bir şâh-râh
Hayr-makdem diyü medh okur dil olub her giyâh
Toldı şehr içi ser-â-ser bende vü hayl ü sipâh
Makdem-i şâh ile hurremdür diyâr-ı Edrine
Dilde gerd ü gam komaz seyr eyleyen enhârını
Gülşen-i cennet sanur geşt eyleyen gülzârını
Her tarafdan müşterî germ eyledi bâzârını
Makdem-i şâh ile hurremdür diyâr-ı Edrine
Hak Te’âlâ pâdişâhuñ ‘ömrin efzûn eylesün
Dem-be-dem düşmenlerinüñ bagrını hûn eylesün
Sözlerin vasfında ‘Aşkî dürr-i meknûn eylesün
Makdem-i şâh ile hurremdür diyâr-ı Edrine[43]
1.1.17. Şikâyet-Eleştiri
Bütün murabbalar içindeki oranı % 1,24; bütün şiirler içindeki oranı % 1,17’dir.[44]
15.yüzyılda Nasîbî (1), Nihânî (2), Hafî (1).
16.yüzyılda Nazmî (4), Ãşık Çelebi (1), Şâhî (1).
19.yüzyılda Nevres (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa (2), Türâbî (1), Şeref Hanım (2), Sermed (2).
Örnekler:
1.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Geçdi ezmân-ı safâ vü gitdi devrân-ı vefâ
Geldi eyyâm-ı belâ vü irdi hengâm-ı ‘anâ
Bize sensin eskiden hem-dem kadîmî âşinâ
Ey felâket ‘âlemi ehlen ve sehlen merhabâ
Magrib-i gamda tolındı rûz-ı râhat günleri
İrdi şâm-ı iftirâka zevk u ‘işret günleri
Geldi eyyâm-ı muharremle musîbet günleri
Ey felâket ‘âlemi ehlen ve sehlen merhabâ
Tâ ezelden cânumı anuñla mu’tâd eyledüñ
Mihnet ü derd ü gam u gussayla mezâd eyledüñ
Yine ol hem-demligi añduñ bizi yâd eyledüñ
Ey felâket ‘âlemi ehlen ve sehlen merhabâ
Gitdi başdan ‘akl u dilden sabr u elden ihtiyâr
Kara bahtı ile ‘âşık kaldı tenhâ hôr u zâr
Nakd-i cânı kaldı ancak yoluña ol da nisâr
Ey felâket ‘âlemi ehlen ve sehlen merhabâ
Zevkın itdüñ gerçi bir kaç gün safâ vü ‘işretüñ
Çıkmadı bir dem göñülden lîk havf-ı vahşetüñ
İntizâruñ telh iderdi câna şehdin vuslatuñ
Ey felâket ‘âlemi ehlen ve sehlen merhabâ
Kalb-i ‘Ãşık’dur yirüñ şâd u ferahla tolmasun
Koma kim agyâr vahdet-hâneñe yol bulmasun
Sen bizümsin biz senüñ arada nâşî olmasun
Ey felâket ‘âlemi ehlen ve sehlen merhabâ[45]
2.
Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün
Şeb-i firkatde şem’i sûziş-i pervâneden gördüm
Gam-ı dehri ferâgat gûşe-i mey-hâneden gördüm
Humârı bâdeden ihsânı da peymâneden gördüm
Cefâyı âşinâdan lutfı heb bîgâneden gördüm
Beyân itdükce hâlüm yâra da agyâra da her dem
Virürler zann iderdüm ben derûnum zahmına merhem
Felekden çekdügüm âzâre olmışlar iken mahrem
Cefâyı âşinâdan lutfı heb bîgâneden gördüm
Tevâzu’la nevâziş sözleri dâ’im lisânumda
Kimisine gözüm kimine cânımdı zebânumda
Garâ’ibdür bu zîrâ müddet-i ‘ömr-i zamânumda
Cefâyı âşinâdan lutfı heb bîgâneden gördüm
Bırakmış yâdigâr bu mısra’ı Nevres gibi kâmil
Görüb de Sermedâ ezberlese şâyetse her ‘âkil
Bütün düşmen imiş dôst didigüm ‘âlemde ve’l-hâsıl
Cefâyı âşinâdan lutfı heb bîgâneden gördüm[46]
3.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Aglamaz mı hâlime ins ü melek
Ben neler çekdim neler senden felek
Gitdi ye’s ile elimden mâ-melek
Ben neler çekdim neler senden felek
Zerrece göstermediñ reng-i vefâ
Sürmedim bir gün bile zevk u safâ
Bıkdım artık elverir bunca cefâ
Ben neler çekdim neler senden felek
Bezm-i cânândan ayırdıñ bir zaman
Cevr ü âzârı baña itdiñ ‘ayân
Kârım oldı rûz u şeb âh u figân
Ben neler çekdim neler senden felek[47]
4.
Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün
Kankı kes kim bed-nihâd olub ola bir bed-nijâd
Olur ol elbette dâyim bâ’is-i şerr ü fesâd
Anuñile mümkin olmaz hîc aslâ bir vedâd
Hem-dem olmaz ehl-i şerrile ebed hayru’l-’ibâd
Yazılan rûz-ı ezel âhir gelür çün bî-hilâf
Evvelâ anda nice bî-dîndür iden ihtilâf
Vây aña ki olmaya anuñ i’tikâdı pâk ü sâf
Küfre ilter ‘âkıbet her şahsı sû’-i i’tikâd
Şol tasavvufdan dem uran sûfî-i halvet-nişîn
Ekseriyyâ kesret-i eşgâl-i dünyâda hemîn
Yanlarında el-’ıyâz ekser müsâvî küfr ü dîn
Ehl-i şer’ anlarile hâşâ eyleye bir ittihâd
Şol tarîkatden dem uran gözlemez hergiz tarîk
Hem hakîkatden dem uran ehl-i bid’atle refîk
Mâ-hasal çıkmaz şerî’atdan müselmân-ı sadîk
Devlet anuñ ehl-i şer’a ide bir hôş inkıyâd
Zî-sa’âdet aña Nazmî kim ola hôş-ehl-i hâl
Olmaya iblîse uyub tâbi’-i ehl-i halâl
İtmeye hem dem-be-dem bîhûde hergiz kîl ü kâl
Eyleye her kişi anuñ adını hayrile yâd[48]
1.1.18. Toplumsal Konular
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,59; bütün şiirler içindeki oranı % 0,53’tür. Bu konudaki bütün şiirler 16.yüzyılda yazılmıştır.[49] Yazan şairler şunlardır: Muhibbî (2), Nazmî (6), Şâhî (2).
1.1.19. Tevhîd
Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,17; bütün şiirler içindeki oranı % 0,21’dir.
15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).
17.yüzyılda Fenâyî (2).
[1] Bkz. metin 3, 4, 5, 7, 8, 10, 11, 12, 13, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 23, 24, 25, 26, 35, 36, 40, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 81, 83, 84, 86, 87, 88, 94, 95, 96, 98, 101, 102, 103, 105, 106, 108, 109, 111, 116, 117, 118, 119, 120, 122, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 133, 134, 135, 137, 138, 139, 141, 142, 143, 146, 149, 163, 164, 167, 168, 170, 172, 173, 174, 176, 178, 179, 180, 181, 184, 185, 186, 187, 188, 191, 192, 193, 194, 196, 198, 199, 200, 201, 202, 204, 205, 206, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 243, 247, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 257, 259, 260, 261, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 281, 282, 283, 284, 285, 286, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 320, 322, 323, 324, 326, 328, 329, 330, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 345, 346 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 359, 360, 361, 362, 363, 364, 365, 366, 367, 368, 369, 370, 371, 372, 373, 374, 376, 377, 378, 379, 380, 381, 382, 383, 384, 386, 387, 388, 391, 392, 394, 395, 396, 397, 400, 401, 402, 403, 404, 405, 406, 407, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 416, 417, 418, 419, 420, 421, 422, 423, 424, 427, 428, 429, 430, 431, 432, 433, 435, 436, 437, 438, 439, 440, 441, 443, 444, 445, 447, 448, 449, 450, 451, 454, 455, 456, 457, 458, 459, 460, 461, 465, 466, 468, 469, 470, 471, 472, 473, 476, 477, 478, 479, 480, 481, 482, 483, 484, 486, 487, 488, 489, 490, 491, 493, 495, 497, 498, 499, 500, 501 502, 503, 504, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 511.
[2] Şâhî, 72a-72b.
[3] Za’fî, 26b.
[4] Nevres, s.93-94.
[5] Râşid: Dîvân, 90b.
[6] Refî’ Lebibzâde: Dîvân, Beyazıt U.Ktb., no: 5794, 91b.
[7] Bkz. metin 6, 22, 37, 38, 39, 59, 78, 90, 92, 93, 97, 100, 104, 121, 124, 131, 132, 154, 169, 175, 182, 189, 195, 203, 207, 232, 242, 244, 245, 375, 385, 434, 442, 446, 492, 494.
[8] AKARSU, Kâmil: Za’îfî Dîvânı, Doktora Tezi, Ankara, 1990, s.250.
[9] Şâhî, 73a.
[10] Za’fî, 23a.
[11] Halîlî: Firkat-nâme, 2a-b.
[12] Bkz. metin 153, 231.
[13] Mesîhî: Dîvân, İst.Üni.Ktb.T.Y.688, 51a-52a.
[14] Zâtî, 221a-221b.
[15] Za’îfî, s.25-26.
[16] Bkz. metin 152.
[17] ‘Aşkî, s.123-124.
[18] Bkz. metin 1, 27.
[19] Dîvân-ı Fevrî, Lala İsmail Ef., Sül.U.Ktb., no: 474, 85a.
[20] İshak: Dîvân, 30b-31b.
[21] Bkz. metin 156, 158, 197, 218.
[22] Yetîm: Dîvân, Yahya Ef., Hacı Mahmûd Vakfı, Süleymaniye Ktb, no: 3298, 88a.
[23] ‘Aşkî, s.54.
[24] Bkz. metin 2.
[25] Bkz. metin 9, 21, 32, 33, 34, 65, 85, 112, 113, 114, 123, 145, 147, 190, 249, 264, 279, 280, 302, 319, 321, 325, 399, 425, 426, 467.
[26] OĞRAŞ, Rıza: Hoca Neş’et Dîvânı (İnceleme ve Tenkidli Metin), İstanbul, 1991, s.180.
[27] Ahmed Râsim, s.28-29.
[28] Bkz. metin 41, 50, 89, 107.
[29] Müştak: Dîvân, Takvimhane-i Ãmire, İstanbul 1264, s.59.
[30] Bkz. metin 262, 263, 389.
[31] Aczî: Dîvân, Mekteb-i Sanayi Matbaası, İstanbul 1290, s.9.
[32] Ahmed Râsim, s.79.
[33] Zâtî, 228b.
[34] Bkz. metin 82.
[35] NM, s.103b.
[36] ‘Aczî, s.37.
[37] Bkz. metin 79, 80, 150, 160, 161, 183, 246, 248, 327, 393, 398, 408, 452, 462, 463, 485.
[38] Fevrî, 86b.
[39] Mahmûd Celâleddîn Paşa: a.g.e., s.99-100.
[40] ÖZTOSUN, İsmail Hakkı: Dîvân-ı Fatin, D.T.C.F. Bitirme Tezi, Tarihsiz, s.339.
[41] Bkz. metin 49, 144, 159.
[42] Zâtî, 176a.
[43] ‘Aşkî, s.64-65.
[44] Bkz. metin 99, 453, 474, 496.
[45] ‘Ãşık Çelebi, s.240-241.
[46] Sermed, s.140-141.
[47] Mahmûd Celâleddîn Paşa: a.g.e., s.116.
[48] NM, 124b.
[49] Bkz. metin 91, 136.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder