1 Ağustos 2007 Çarşamba

4.5. Konu

Murabbaların konu bakımından çeşitlilik gösterdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Konuları tasnif ederken karşılaştığımız şu zorluğu belirtmeliyiz: Bazı konular iç içe girmiş durumdalar. Aşk-övgü, aşk-ayrılık, bahar-rindlik-eğlence konuları gibi. Bundan dolayı konu tasnifinde bulunan yüzdelik oranlar kesin, en hassas doğruları yansıtıyor diyemeyiz. Ancak yine de ele alınan şiirlerin sayısının çokluğu göz önünde bulundurulduğunda bu tasnifin doğruya en yakın tasnif olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bütün yüzyıllara ait murabbaların konu tablosu aşağıdadır:

15.yy

16.yy

17.yy

18.yy

19.yy

Toplam

Oran %

Aşk

33

648

14

245

344

1284

77,02

Ayrılık

4

50

1

1

7

63

3,77

Bahar

0

9

0

1

1

11

0,65

Bayram

0

3

0

1

0

4

0,23

Dinî

1

16

12

14

13

56

3,35

Fânilik

0

2

2

0

1

5

0,29

Hamâsî

0

6

0

0

0

6

0,35

Hezeliyat

3

1

0

0

1

5

0,29

İşret-Eğlence-Rintlik

9

36

1

19

4

69

4,13

Kutsal aylar

0

0

2

0

1

3

0,16

Mersiye

0

9

0

2

0

11

0,65

Münâcat

0

2

8

7

3

20

1,19

Na’t

0

4

2

3

0

9

0,53

Öğüt

0

3

2

3

6

14

0,83

Övgü

2

33

1

8

21

65

3,89

Şehir övgüsü

2

6

0

0

0

8

0,47

Şikâyet-Eleştiri

4

9

0

0

8

21

1,24

Tevhid

1

0

2

0

0

3

0,17

Toplumsal

0

10

0

0

0

10

0,59

Toplam

59

847

47

304

410

1667

Tablo E 15-19.yüzyıllardaki bütün murabbalara ait genel "konu" tablosu

Murabbalarda konu ile ilgili şunları söyleyebiliriz: Murabbalarda % 77 oranında aşk konusu işlenmiştir. Bunun dışında rindâne şiirler olarak adlandırabileceğimiz % 4’lük şiir mevcuttur. Övgü şiirlerinin oranı % 4 ve dînî şiirlerin oranı ise % 3’tür. Bunların dışında daha değişik konulara da yer verilmiştir. Bu durum bize şairlerin murabba şeklini her tür konuyu yazmak için elverişli bulduklarını göstermektedir. Ancak pek çok şair konu bakımından ağırlığını aşktan yana koymuştur.

1.1.1. Aşk

Bütün murabbalar içindeki oranı % 77,02; bütün şiirler içindeki oranı % 77,81’dir. En fazla işlenen konudur. Daha çok beşerî aşk ele alınmış olmakla birlikte ilâhî aşk örneklerine de rastlanmaktadır.[1]

Bu konuda şiir yazan şairler şunlardır:

15.yüzyılda Selîmî (1), Şehdî (1), Necâtî (1), Mesîhî (1), Nizâmî (1), Resmî (1), Seyfî (1), Sa’dî-i Cem (3), Adlî (1), Ahmed Paşa (2), Ahî (1), Cem Sultan (2), Ca’fer Çelebi (6), Halîlî (2), Hızrî (1), Hafî (1), Kemâlî (2), Mihrî (4), Melîhî (1).

16.yüzyılda Misâlî (1), Vasfî (2), Usûlî (2), Ubeydî (5), Şevkî (1), Yahyâ Beg (21), Yakînî (1), Yetîm (1), Zâtî (13), Za’îfî (3), Za’fî (14), Muhibbî (24), Nazmî (460), Nev’î (2), Ahmed Sârbân (1), Amrî (3), Ãşık Çelebi (4), Fevrî (6), Fuzûlî (4), Hayretî (11), İshak (2), Kemâl Paşa-zâde (1), Lâm’î (3), Me’âlî (7), Hıtâbî (5), Helâkî (6), Aşkî (26), Şâhî (17), Hatâyî (2).

17.yüzyılda Fenâyî (1), Nâ’ilî (9), Es’ad-ı Bağdâdî (3), Sabrî (1).

18.yüzyılda Dâniş Süleymân (1), Nebzî (1), Râşid (3), Hâtif Ali (19), Refî’ (1), Hanîf (1), Sâlim (1), Hâtem (2), Sâlim (3), Refî’-i Amidî (1), Re’fet (5), Neyyir (1), Râşid (2), Neylî (1), Nedîm (14), Seyyid Vehbî (3), Feyzî (2), Nâfiz (45), Fennî (9), Mahtûmî (18), Cesârî (1), Nazîm Yahyâ (7), Sâmî (3), Esrâr Dede (3), Dürrî (2), Fıtnat (2), Gâlib (9), İzzet Ali Paşa (5), İlhâmî (66), Fâzıl (14).

19.yüzyılda Dâniş Mehmed (1), Fehîm-i Sânî (3), Fatîn (10), Senîh (16), Pertev Paşa (3), Nevres (6), Mahmûd Celâleddîn Paşa (28), Vâsıf (191), Türâbî (1), Şeref Hanım (30), Said (8), Sermed (41), Hilmî (1), İffet (1), Leylâ Hanım (4).

Örnek şiirler:

1.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Dem mi var kim sînemi tîg-ı elemle dilmezem

Yâ çeküp cân cübbesini pâre pâre kılmazam

Eşk-i çeşmüm rûy-ı zerdüm kanla yusun silmezem

Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem

Geh salar berg-i semen üzre saçın sünbül gibi

Gâh olur ‘arz-ı cemâl eyler açılur gül gibi

Gâh olur yüzüme bakmaz iñledür bülbül gibi

Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem

Nice bir bu âteş-i hasretle yanam yakılam

Mümkin olmadı ki derd-i hicre bir çâre kılam

Kısmet-i rûz-ı ezelmiş baña bu derd ü elem

Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem

Eşk-i çeşm gibi gözden saldı ben şeydâsını

Kıldı pinhân gözlerümden kâmet-i bâlâsını

Öldürürse cevrile terk eylemem sevdâsını

Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem

Zülfinüñ sevdâsını bend-i dil ü can eyledüm

‘Aklumı câm-ı lebiyle mest ü hayrân eyledüm

Şöhret-i ‘aşkı ki kendüm halka destân eyledüm

Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem

Kâşki evvel senüñile olmasaydum âşinâ

Göñlümüz almak mıdı n’eydi bize evvel

Lutfuña aldanmak olmaz pür-cefâsın pür-cefâ

Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem

Gamzesi yek kerre kanuñ dökmege kılsa heves

Gam degül ‘İsî lebi olursa ger feryâd-res

Ey göñül emre mutî’ ol hükm anuñdur sözi kes

Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem

Gösterelden leylî-i zülfüñ baña âh ol perî

Olmışum Mecnûn-veş dünyâ vü ‘ukbâdan berî

Şöyle sevmeklik gerek Şâhî sevince dilberi

Bir vefâsuz yâr sevdüm n’ola hâlüm bilmezem[2]

2.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Bezm-i gamda nâlemi nây ile dem-sâz eyledüñ

Kaddümi çeng ü yüzüm def beñzümi sâz eyledüñ

Ben niyâz itdükçe saña nice biñ nâz eyledüñ

Cevrüñi itdüñ ziyâde lutfuñı az eyledüñ

‘Ãşık-ı zâr oldugum bildüñ cefâlar eyledüñ

Odlara yakdun beni gayra vefâlar eyledüñ

Eyledüñ dil mülkini yagmâ belâlar eyledüñ

Cevrüñi itdüñ ziyâde lutfuñı az eyledüñ

Bilmeyüb da’vâ-yı ‘aşkuñda begüm sâdık beni

Görmeyüb bezm-i visâlüñ karrına lâyık beni

Eyleyüb hüsn-i cihân-efrûzuña ‘âşık beni

Cevrüñi itdüñ ziyâde lutfuñı az eyledüñ

Dem-be-dem şâhum dil-i mahzûnumı nâ-şâd idüb

Virmedüñ gamdan rehâ lutfile bir dem yâd idüb

Dôstum cevr ü cefânuñ resmin bünyâd idüb

Cevrüñi itdüñ ziyâde lutfuñı az eyledüñ

Derd ü gamla Za’fî-i miskîni bîzâr eyledüñ

Kûşe-i mihnetde kârın âhile zâr eyledüñ

Bulmadı derdine çâre şöyle bîmâr eyledüñ

Cevrüñi itdüñ ziyâde lutfuñı az eyledüñ[3]

3.

Mefc ûlü Mefâc îlü Mefâc îlü Fac ûlün

Senden bilürüm yok baña bir fâ’ide ey gül

Gül yagını eller sürinür çatlasa bülbül

İtsem de ‘abesdür sitem-i hâre tahammül

Gül yagını eller sürinür çatlasa bülbül

Ellerle o zevk itdi ben âteşlere yandum

Çekdüm o kadar cevr ü cefâsın ki usandum

Dirlerdi kabûl itmez idüm şimdi inandum

Gül yagını eller sürinür çatlasa bülbül

Senden güzelüm çâre baña kat’-ı emeldür

İtseñ dahi ülfet dimem ellerle haleldür

Agyâr ile gezseñ de gücenmem ki meseldür

Gül yagını eller sürinür çatlasa bülbül

Gördüm açılurken bu seher goncayı hâre

Sordum n’ola bu cevr ü cefâ bülbül-i zâra

Bir âh çeküb hasret ile didi ne çâre

Gül yagını eller sürinür çatlasa bülbül

Bîgâne-edâdur bilür ol âfeti herkes

Ümmîd-i visâl eyleme andan emelüñ kes

Bîhûde yere âh u figân eyleme Nevres

Gül yagını eller sürinür çatlasa bülbül[4]

4.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Sormadı bir kerre hîç hâl-i perîşânum benüm

Gûşına girmez mi yohsa âh u efgânum benüm

Rahm idüb gel yanuma ey derde dermânum benüm

Ah efendim sevdügüm devletlü sultânum benüm

Cismümüz döndi hilâle âh u efgân itmeden

Girmedi ammâ kulaguña senüñ a gül beden

Çak bu deñlü bendene bu nâz u istignâ neden

Ah efendim sevdügüm devletlü sultânum benüm

Derdile âh eyleyüb dünyâyı berbâd eylesem

Rahm kılmazsañ baña biñ kerre feryâd eylesem

Bilmezem ey bî-vefâ senden kime dâd eylesem

Ah efendim sevdügüm devletlü sultânum benüm

Salınub serv-i sehî-veş nâzile reftâra gel

‘Ãşıkuñdur kaçma Râşid’den gel ey meh-pâre gel

Güller açılsun tebessüm iderek güftâra gel

Ah efendim sevdügüm devletlü sultânum benüm[5]

5.

Murabba’Ãşıkâne

Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün

Sîneme dâg-ı Ya’kûb lâle gibi ruhsâruñ

Tuz eker yâreme hem çeşm-i melâhat-kâruñ

İtdi nâ-çâr niçe ‘âşık-ı bî-gam-hvâruñ

Gerdenüñ sîm-berüñ ince belüñ reftâruñ

Variken ey şeh-i hûbân bu cezbe sende

Kayd-ı zülfüñle n’ola bende çekilsem ben de

Rub’-ı meskûnda olan halkı ider hem bende

Gözlerüñ tîr-i müjen yây kaşuñ enzâruñ

Giceler hasret ile dökmedeyüm kanlu yaş

Meh-rûyuñ olacak bezme diyü pertev-pâş

‘Aşka dûçâr idüb eylediler sırrum fâş

Nergisün gamzelerüñ hâllerüñ ruhsâruñ

Gül ruhuñ gonçe-femüñ hâllerüñdür fülfül

Kâmetüñ serv ü gözüñ nergis ü turra sünbül

Çâr mevsimde iden ‘âşıkı gûyâ bülbül

Zekanuñ gonçe-femüñ la’l-lebüñ güftâruñ

Ben nice eyleyeyüm ‘aşkumı cânâ inkâr

Çeşm-i giryânum iderken anı her dem ikrâr

Bagladı dört yanumı eyledi hayret ile zâr

Cünbişün söyleyişüñ va’delerüñ inkâruñ

Bir iki bûse virüb câm-ı müselles ele al

İdelüm hâsılı dört üstine bir zevk-ı visâl

Bu murabba’ gibi hep kıldı Refî’i meyyâl

Kâmetüñ salınışuñ tarzlaruñ etvâruñ[6]

1.1.2. Ayrılık

Bütün murabbalar içindeki oranı % 3,77; bütün şiirler içindeki oranı % 3,59’dur.[7]

Aşağıdaki şairler tarafından yazılmıştır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (2), Sarıca Kemâl (1), Mihrî (1).

16.yüzyılda Yahyâ Beg (3), Za’fî (4), Muhibbî (1), Nazmî (27), Hayâlî (1), Hayretî (2), Lâmi’î (1), Aşkî (8), Şâhî (3).

17.yüzyılda Nâ’ilî (1).

18.yüzyılda Mahtûmî (1).

19.yüzyılda Senîh (2), Vâsıf (1), Şeref Hanım (2), Hilmî (2).

Örnekler:

1.

Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün

‘Azmüñ olmış sefere iy meh-i ferhunde piser

Hak mübârek kıla irmeye vücûduña zarar

Lîk havfüm bu ki gün bâg-ı cemâlüñi yakar

Kıt’a-i nâr-ı sakardur sefer iy cân-ı peder

Tev’emândur sakar ile sefer iy mâye-i cân

Olsa tashîf sakardur sefer iy serv-i revân

Gitme pejmürde kılur bâguñı çün berg-i hazân

Kıt’a-i nâr-ı sakardur sefer iy cân-ı peder

Heves itme ki ruhuñ bâgını pejmürde kılur

Havz-ı la’l-i lebünüñ âbını efsürde kılur

İrişüb cânumuza harrı bizi mürde kılur

Kıt’a-i nâr-ı sakardur sefer iy cân-ı peder

Ah tagyîr idesin la’l-i leb-i müllerini

Pîç-der-pîç idüb kâkül ü sünbüllerini

Bozısar bâd-ı hazân gibi ruhı güllerini

Kıt’a-i nâr-ı sakardur sefer iy cân-ı peder

Fürkat odına Za’îfî’yi yakub gitme şehâ

Ki şerârı irişür kasruña nâgeh sanemâ

Bildürür âteşini sînemüñ iy dôst saña

Kıt’a-i nâr-ı sakardur sefer iy cân-ı peder[8]

2.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Dilde derdüm sanma çarhuñ mihnetindendür benüm

Cânda gussam ya bu ‘ömrüñ sür’atindendür benüm

Yâhod eşgâl-i cihânuñ kesretindendür benüm

Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm

Hem-demüm gussa enîsüm dôstlar derd oldugı

Gözlerüm giryân ciger biryân yüzüm zerd oldugı

Düşüben râh-ı mahabbetde tenüm gerd oldugı

Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm

Zülf-i leylî gibi bu göñlüm müşevveş bî-karâr

Cân-ı Mecnûn gibi kârum rûz u şeb feryâd u zâr

Sîne sûzân u ciger biryân u çeşmüm cûybâr

Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm

Künc-i firkatde dem-â-dem zâr u giryân oldugum

Çâh-ı hasretde esîr-i derd-i hicrân oldugum

Mihrümi fâş eyleyüb ‘âlemde destân oldugum

Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm

Gün gibi sabrum yakasın çâk idüb âh eylemek

Ahumile âsmânı kara har-gâh eylemek

Hâsılı gam hırmeninde gendümi kâh eylemek

Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm

Nâr-ı firkatle kara bagrumı yakub taglamak

Pîşe vü kâr oldugı feryâd idüb kan aglamak

Nâlemi hem-dem idüb âhumla ülfet baglamak

Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm

Derd-i hicr-i yârile gam-gîn ü nâ-şâd oldugum

San’at-i mihr-i mahabbetde ben üstâd oldugum

Şâhîyâ derd ü belâya böyle mu’tâd oldugum

Bir meh-i nâ-mihrbânuñ hasretindendür benüm[9]

3.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Gâh hasret öldürür ben hasteyi gâh ayrılık

Müşkil olur virmesün kimseye Allâh ayrılık

Dergehüñden ben kuluñ ayırdı ey şâh ayrılık

Cânuma kâr eyledi âh ayrılık vâh ayrılık

Gözlerüm giryân u dil nâlân u sînem derd-nâk

Hançer-i hicrânile bagrum olubdur çâk çâk

Dôstân benden hayât ummañ ki ben oldum helâk

Cânuma kâr eyledi âh ayrılık vâh ayrılık

Ah kim cânân beni kıldı belâya mübtelâ

Olmadı bahr-ı firâk içre benümle âşinâ

Olmışum müstagrak-ı deryâ-yı firkat pür-belâ

Cânuma kâr eyledi âh ayrılık vâh ayrılık

Bulmadum hergiz belâ sahrâsına pâyân u had

Üstüme at saldı geldi leşker-i gam bî-’aded

Yâ ilâhî neyleyüm olmaz ise senden meded

Cânuma kâr eyledi âh ayrılık vâh ayrılık

Cem’ olub cânumda biñ derd ü belâ endûh u gam

Oldı artuk vardugınca dildeki derd ü elem

Vây eger bu firkat ile Za’fîyâ böyle kalam

Cânuma kâr eyledi âh ayrılık vâh ayrılık[10]

5.

Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün

Çü düşdüm senden ayru ey güzel hân

İşümdür nâle vü feryâd u efgân

Eger bu nev’ile kalursa hicrân

Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan

Mücrimem ‘âşıkam zârem garîbem

Gül-istândan azıtmış ‘andelîbem

Çü vaslından nigâruñ bî-nasîbem

Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan

Ciger hicrân elinden pâre pâre

Dirîgâ bulmadum derdüme çâre

Ölürsem irmeden ol gül-’izâre

Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan

Nihân olalı ‘aynumdan cemâli

Hayâl itdi beni zülfi hayâli

Nasîb olmaz ise âhir visâli

Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan

Nice kim yandurur nâr-ı firâkı

Dahı artar cemâli iştiyâkı

Eger hicrân kalursa böyle bâkî

Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan

Elüñden ey felek efgân u feryâd

Ki bir lahza beni sen kılmaduñ şâd

Çün ol hûr-ı perî-zâd eylemez yâd

Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan

Felek ayırdı benden ol cemîli

Cemîlü’l-hüsn ol sun’-ı cemîli

Öliser çünki bu gamdan Halîlî

Gözüm kan agla cân vir dil ciger yan[11]

1.1.3. Bahâr

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,65; bütün şiirler içindeki oranı % 0,69’dur.[12]

Şu şairler tarafından yazılmıştır:

16.yüzyılda Zâtî (2), Za’îfî (2), Lâmi’î (1), Hıtâbî (1), Aşkî (3).

18.yüzyılda Nâşid (1).

19.yüzyılda Mahmûd Celâleddîn Paşa (1).

Örnekler:

1.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Diñle bülbül kıssasın kim geldi eyyâm-ı bahâr

Kurdı her bir bâgda hengâme hengâm-ı bahâr

Oldı sîm-efşân aña ezhâr-ı bâdâm-ı bahâr

‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

Tarf-ı gülşen nûr-ı Ahmed birle mâlâmâldur

Sebzeler anda sehâbe lâle hayrü’l-âldur

Ey Muhammed ümmeti vakt-i huzûr-ı hâldur

‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

Kıldı şebnem-gîr ü cevher-dâr tîg-ı sûseni

Jâleler aldı hevâyî tôblarla gülşeni

Ger temâşâ ise maksûduñ beni esle beni

‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

Bôstânda görinen lâle gül-i nu’mânile

Bâgdan aldı yâsemînüñ neşter-i bârânile

‘Arifiseñ hôş geçür gel bu demi yârânile

‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

Ruhları rengîn güzellerdür gülile lâleler

Kim kulaklarına dürlü cevher asmış jâleler

Aldanub sanma ki bunlar böyle bâkî kalalar

‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

Gitdi ol demler ki oldı sebzeler sâhib-firâş

Gonca fikri olmışidi gülşenüñ bagrında baş

Geldi bir dem kim kızardı lâlelerle tag u taş

‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

Bûy-ı gülzâr itdi mi şol deñlü hevâyı müşg-nâb

Kim yere inince olur katra-i şebnem gül-âb

Çarh otak gerdi gül-istân üstine günlük sehâb

‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

Yine envâ’-ı şükûfeyle bezendi bâg u râg

‘İş içün kurdı gülistânda kızıl güller otag

Kim bilür ol bir bahâra kim ölüb kim kala sag

‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

Ebr gülzâr üstine her lahza gevherbâriken

Nefha-i bâd-ı seher pür-nâfe-i Tâtâriken

Gâfil olma ‘âlemüñ mahbûblıgı variken

‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

Gül-sitânuñ her nesin aldı ise bâd-ı hazân

‘Adl idüb bir bir alıvirdi yine şâh-ı cihân

Devletinde bâdeler kâm oldı sâkî kâmrân

‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

Umarum bulub Mesîhî bu murabba’ iştihâr

Ola ehline çü çâr ebrû güzeller yâdigâr

Depredüb bülbül dilüñ gül yüzlülerle yüri var

‘İş ü nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr[13]

2.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Geldi bir dem oldı ‘âlem reşk-i firdevs-i berîn

Bir yaña uçmak diler ola perî ger hûr-ı ‘ayn

Göñli açık gül-’izâra döndi gül-zâr-ı zemîn

Bu bahâruñ hâletine sad-hezârân âferîn

Gül-sitânda subh-dem şebnem şarâbın yab yab

Çekdi zerrîn câmile germ olsa tañ mı âfitâb

Sâgar-ı kej tutdı nergis gözlerini aldı hvâb

Bu bahâruñ hâletine sad-hezârân âferîn

Birbiriyle var gülşende tuyûruñ sıklıgı

Bülbül-i gûyâ çalar gül meclisinde ıklıgı

Nergisüñ görmez düşinde gözleri ayıklıgı

Bu bahâruñ hâletine sad-hezârân âferîn

Gonçeler şebnem şarâbın subh-dem nûş eyledi

Halk-ı ‘âlem gussayı cümle ferâmûş eyledi

Bâd-ı şevkile yine bahr-ı safâ cûş eyledi

Bu bahâruñ hâletine sad-hezârân âferîn

Geldi bir nâzük güzel nâm-ı şerîfi nev-bahâr

Seyr-i hüsni Zâtîyâ âdemde komaz ihtiyâr

Na’ra urur mest olub şevki şevki şarâbından hezâr

Bu bahâruñ hâletine sad-hezârân âferîn[14]

3.

Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün

Yine zeyn oldı gülşenler açıldı lâle vü reyhân

Ferah-nâk oldı bülbüller çemende gonceler handân

Ayag olsun ele sâkî ki döndi cennete devrân

Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur

Donandı her agac dürlü çiçekle hûb-zînetdür

Geyüb nev-rûzî hil’atler sanasın bâg-ı cennetdür

Ni’am pür sufre-i ‘âlem ye iç yiyene mihnetdür

Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur

Varur bu milk çün taht-ı Süleymân ‘âkıbet bâde

Çü hüdhüd tâciçün gavgâ nedür iy mûr-ı üftâde

Nedür bu beş gün içün gam içelüm câmile bâde

Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur

Semen-ber hûba dönmişdür temâşâ eyle her gülşen

Cemâl-i Zü’l-celâlîden haber virür okı rûşen

Nedür yıllarca bu gamlar olalum bir iki gün şen

Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur

Münakkaş câmeler geymiş cihân bir nev-cüvân olmış

Gül-istânda her agac san ser-â-ser tâze cân olmış

İçelüm kim kadehler pür-şarâb-ı erguvân olmış

Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur

Atub tâcın hevâya gül benefşe hırka-çâk itdi

Kabagı sûsenüñ doldı çanagın lâle pâk itdi

Getürüñ mey ki fursatdur gamı şâdî helâk itdi

Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur

Şu gül-zâra varalum kim içinde cûy-ı âb olsun

Za’îfî iñlesün meclisde ney gibi rebâb olsun

Bizümle şâhid ü şem’ ü şarâb olsun kebâb olsun

Yigitlik çagı gül devri bahâr eyyâmıdur[15]

1.1.4. Bayram

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,23; bütün şiirler içindeki oranı % 0,21’dir.[16]

16.yüzyılda Aşkî (3).

18.yüzyılda Fâzıl (1).

Örnek:

1.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Rûz-ı ‘ıyd oldı yine zevk u neşât eyyâmıdur

Sâl-i ‘ıyd-ı ekberüñ yevm-i sürûr-encâmıdur

Zahm-ı seng-i cevr-i dilber ‘âşıkuñ ihrâmıdur

Gel tavâf-ı kûy-ı yâr it hacılar bayramıdur

Kat’ kılduñsa dilâ serhadd-i deşt-i fürkati

Yolda çekdüñse mugaylân-ı belâdan zahmeti

Nûr-ı dîdâra irüb bulduñsa ‘ıyd-i vuslatı

Gel tavâf-ı kûy-ı yâr it hacılar bayramıdur

Olduñ ise ey göñül esrâr-ı ‘aşkuñ mahremi

Ger enâniyyet tozun yuduysa yaşuñ zemzemi

Cânı kurbân eyleyüb bulduñsa özge ‘âlemi

Gel tavâf-ı kûy-ı yâr it hacılar bayramıdur

Râh-ı gamda irdügince gûşuña savt-ı hazîn

Üştür-i mahmil-sıfat kıl raks u feryâd u enîn

Şevk ile sa’y u safâya olmag isterseñ karîn

Gel tavâf-ı kûy-ı yâr it hacılar bayramıdur

Görmek isterseñ eger nûr-ı cemâl-i dilberi

Gör dilerseñ idesin ‘âlemde hacc-ı ekberi

‘Aşkiyâ firkat beyâbânında gezme serserî

Gel tavâf-ı kûy-ı yâr it hacılar bayramıdur[17]

1.1.5. Din ve Tarîkat

Bütün murabbalar içindeki oranı % 3,35; bütün şiirler içindeki oranı % 3,37’dir.[18]

Şu şairler tarafından yazılmıştır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).

16.yüzyılda Za’fî (2), Muhibbî (1), Nazmî (3), Hayretî (4), Aşkî (3), Hatâyî (3).

17.yüzyılda Fenâyî (10), Fütûhî (1), Şemsî (1).

18.yüzyılda Feyzî (1), Esrâr Dede (1), Hâşim Baba (12).

19.yüzyılda Aczî (9), Ahmed Râsim (4).

Örnek:

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Niçe bir zülf ü kad-i dildâr içün tûl-ı emel

Ya niçe bu lâ-bekâ dünyâ içün ceng ü cedel

Sâlik-i râh eri ol hâsıl it ‘ilm ü ‘amel

Asitân-ı hazret-i Monla Celâle’d-dîn’e gel

Keşf ola dirseñ saña cümle rümûz-ı ma’nevî

Küpe olsun kulaguñda dür-i nazm-ı Mesnevî

Râh-ı Mevlâ’da olam dirsen hakîkat Mevlevî

Asitân-ı hazret-i Monlâ Celâle’d-dîn’e gel

‘Aşk sırrından eger olmak dilerseñ behre-ver

Dirseñ açam Kâf-ı ‘aşka hem-çü ‘Ankâ bâl u per

Al şerî’atden tarîkatden hakîkatden haber

Asitân-ı hazret-i Monlâ Celâle’d-dîn’e gel

Kümmel-i aktâb u efraduñ olub en ekmeli

Ehl-i ‘irfânuñ olam dirseñ be-gâyet efdali

Hıdmete bel baglayub huddâmına diyüb belî

Asitân-ı hazret-i Monlâ Celâle’d-dîn’e gel

Döne döne ol semâ’-ı ehl-i ‘aşk âgâhı sen

Def gibi sîneñ dögüb mânend-i ney çek âhı sen

Fevriyâ bilmek dilerseñ künh-i sırru’llâhı sen

Asitân-ı hazret-i Monlâ Celâle’d-dîn’e gel[19]

1.1.6. Fânîlik

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,29; bütün şiirler içindeki oranı % 0,37’dir.

16.yüzyılda Muhibbî (1), İshak (1).

17.yüzyılda Fenâyî (1), Şemsî (1).

19.yüzyılda Ahmed Râsim (1).

Örnek:

Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün

Kimi hayrân kimi giryân kimi bîhûde güler

Kimisi yel yepek olub kuru sevdâda yiler

Hâl diliyle sûr-nây-ı ecel diñle ne der

Kûs-ı rıhlet çalınur geldi gider geldi gider

Bir kadem menziliken iki cihân merhalesi
Yüklenür zâd-ı gam u gussa-i râhilesi

Turmadın gitmededür ‘ömrümüzün kâfilesi

Kûs-ı rıhlet çalınur geldi gider geldi gider

‘Aşk dâgı kiminüñ yüregine kodı dügün

‘Îş ü ‘işretle kimi bayram ider kimi dügün

Her kişi nevbetini görmededür dün ü gün

Kûs-ı rıhlet çalınur geldi gider geldi gider

Kanı ol mâlik-i mülk-i ‘Arab u şâh-ı ‘Acem

Kanı ol sâhib-i hayl ü haşem ü tabl u ‘alem

Çaldurub nakd-i hayâtı gider oldukları dem

Kûs-ı rıhlet çalınur geldi gider geldi gider

‘Aşkuñuñ sît ü sadâsıyile tolıdur âfâk

Lezzet-i zevk-ı semâ’ında muhayyer ‘uşşâk

Oyna ol ezgiye sen çıkma usûlden İshâk

Kûs-ı rıhlet çalınur geldi gider geldi gider[20]

1.1.7. Hamâset

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,35; bütün şiirler içindeki oranı % 0,32’dir.[21] Bütün örnekleri 16.yüzyıla aittir. Yahyâ Beg (1), Yetîm (1), Muhibbî (1), Aşkî (3), tarafından yazılmışlardır.

Örnek:

1.

Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilâtün Fec ilün

Gel deñiz yüzlerini kâfire teng eyleyelüm

Sayha-i tôpile dem-beste vü deng eyleyelüm

Allah Allah diyü gülbengile ceng eyleyelüm

Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm

Ceyş-i İslâm ile Sultân Süleymân karadan

Bahr u ber fethine ‘asker yürüdi bir aradan

Görelüm alnumuza her ne ki yazdı Yaradan

Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm

Şâh-ı Gâzî’nüñ olupdur çü gazâ matlûbı

Kâfire gönderelüm sâ’ikalarla tôbı

Salalum Malta’yile Baskana’ya âşûbı

Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm

Nehb ü gâretlerile Pulya’yı vîrân idelüm

Geçüp andan öte İspanya’yı tâlân idelüm

Ceneviz memleketin hâkile yeksân idelüm

Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm

Allah Allah diyü engine tonanma salalum

Portakal memleketin Südde’ye varup alalum

Feth ü nusretler olup tabl-ı beşâret çalalum

Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm

Kâfire gâretiçün togrulalı dümenler

Gemiler forsa yürür torıdadur yelkenler

Yilteyüp birbirini cûşile dir görenler

Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm

Nûh evin eyleyeli lutf-ı Hüdâ meskenümüz

Rûzgâr oldı muvâfık tolıdur yelkenümüz

Gâzîler bu yola cânile tutup gerdenümüz

Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm

Nûh tahtına binüp başumuza şâh olalum

Hızr-ı himmetle teveccüh idüp âgâh olalum

Hayr-ı dîn Beg gibi Gâzî Beg’e hem-râh olalum

Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm

Şeş-cihâta bu murabba’ salup âvâz-ı bülend

Atdı nusretlerile kal’a-i Efrenc’e kemend

Ey Yetîm isterisen olmaga bir şâh-levend

Gel tonanmaya gidüp ‘azm-i sefer eyleyelüm[22]

2.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Her nihâl-i tazenüñ giydügi ak bayrâmîdür

Bâgda sâf baglamış gûyâ sipâh-ı şâmîdür

Kûh u sahrâda konub göçmek göñül ârâmıdur

Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur

Sebze-zâra ebr-i nîsân kurdı çetr-i nîlgûn

Kanda kim ‘azm eyleseñ peyk-i sabâdur reh-nümûn

Ehl-i ‘aşk olanda kalmaz zerrece sabr u sükûn

Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur

Donanup sâf sâf çekildi gülşene ceyş-i bahâr

Al bayraklarla zeyn idüb zemîni lâle-zâr

Devlet ile yine ‘azm itdi gazâya şehryâr

Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur

Nâleler kılsun ceres essüñ nesîm-i sabh-gâh

Okusın virdin zebân-ı hâl ile her bir giyâh

Her seher bir mevzi’-i zîbâda eyleñ cây-gâh

Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur

Tuglar girsün yola zülfin perîşân eyleyüb

Ser çeküb çarha ‘alemler dâmen-efşân eyleyüb

Tabl dögsün sînesin surnalar efgân eyleyüb

Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur

Kurılan şâh-ı bahâruñ gülşene otagıdur

‘Aşk ile deryâ-sıfat cûş u hurûşuñ çagıdur

Tôb-ı kahr-ı şeh Beç’üñ taşın türâbın tagıdur

Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur

‘Aşkiyâ hûn-ı ‘adüv idüb cihânı lâle-reng

Tîg-ı İslâm’uñ tufeylî olısar mülk-i Fireng

Vaktidür kim gâzîler ile küffâr ile ceng

Dôstlar evvel bahâr irdi sefer eyyâmıdur[23]

1.1.8. Hezeliyat

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,29; bütün şiirler içindeki oranı % 0,26’dır. “Sakal” redifiyle daha önce örneklediğimiz şiir bu konunun en güzel örneğidir.[24]

15.yüzyılda Nizâmî (1), Sa’dî-i Cem (1), Ca’fer Çelebi (1).

16.yüzyılda Safâyî (1).

19.yüzyılda Vâsıf (1).

1.1.9. İşret, Eğlence, Rintlik

Bütün murabbalar içindeki oranı % 4,13; bütün şiirler içindeki oranı % 3,69’dur.[25]

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1), Şehdî (1), Mesîhî (2), Râzî (1), Cem Sultan (1), Ca’fer Çelebi (2), İlâhî (1).

16.yüzyılda Zâtî (4), Muhibbî (1), Özrî (1), Remzî (1), Revânî (1), Sezâyî (1), Sehâyî (1), Nazmî (7), Nihâlî (1), Ayânî (1), Atâ (1), Amrî (2), Basîrî (1), Fuzûlî (1), Fehmî-i Cânbâz (1), Gedâyî (1), Hayretî (3), Hıfzî (1), Hevesî (1), Hadîdî (1), İshak (1), Kâmî (1), Helâkî (1), Aşkî (1).

17.yüzyılda Nâ’ilî (1).

18.yüzyılda Nedîm (14), Neş’et (1), Sâmî (2), İzzet Ali Paşa (1), İlhâmî (1).

19.yüzyılda Mahmûd Celâleddîn Paşa (1), Vâsıf (1), Sermed (1), Leylâ Hanım (1).

Örnekler:

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Germ-i ülfet demleridür bu şitâ eyyâmıdur

Zühd-i bâriddür bu dem terk-i riyâ eyyâmıdur

‘Iyş faslı sâkıyâ mutrib nevâ eyyâmıdur

Şimdi kışdur sevgilüm zevk u safâ eyyâmıdur

Nukl-ı şeftâlû ile mey-keşlere peymâne vir

Zehr nûş it sen mürâyî sen meyi rindâna vir

Gerden-i pâküñle feyz it câmı ben nâlâna vir

Lutf u ihsân eyle cûduñ sâkıyâ eyyâmıdur

Bir usûli ile ‘arz it sen de mutrib nakş-kâr

Eyle âgâz-ı terennüm var ise beste-nigâr

Bûselikle itme gerdâniyede asma karâr

Nagme-i ‘uşşâk ile fasl-ı nevâ eyyâmıdur

Sayd içün biz gezmüzüz her kûh u deşti ser-serî

Seg-be-sahra neylerüz agyâr-âsâ itleri

Bilürüz mey-hânede tavşanlarıñ yatak yeri

Taş yatur sayd itmeniñ şimdi şehâ eyyâmıdur

Sohbet-i halvâda sûfî varsın olsun türş-rû

Duhter-i rez bezme nâ-mahremlere açmaz kapu

Bezme kâfîdür begüm Neş’et’le sâkî vü sebû

Şimdi yârân ile cânâ inzivâ eyyâmıdur[26]

1.1.10. Kutsal Aylar

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,16; bütün şiirler içindeki oranı % 0,20’dir.

Şu şairler tarafından yazılmıştır:

17.yüzyılda Fenâyî (2).

19.yüzyılda Ahmed Râsim (1).

Örnek:

Müstefc ilün Müstefc ilün

Ey tâlib-i ‘ilm ü edeb

Geldi şükür şehr-i receb

Mebzûl olub ihsân-ı Rab

Geldi şükür şehr-i receb

Mâh-ı ilâhîdür bu mâh
Cehd eyleyüb bul intibâh

Bu demleri itme tebâh

Geldi şükür şehr-i receb

Tahsîle idüb ihtimâm

Ol râh-ı ‘aşk içre benâm

Sa’y idecek demdür tamâm

Geldi şükür şehr-i receb

Hak’dan ‘inâyet vaktidür

Feyz ü hidâyet vaktidür

İ’tâ-yı ni’met vaktidür

Geldi şükür şehr-i receb

Rahmet olan ‘âlemlere

Düşdi çü rahm-ı mâdere

Biñ biñ salât peygambere

Geldi şükür şehr-i receb

Mi’râc-ı Hazret bundadur

İkrâm u ‘izzet bundadur

Minhâc-ı elest bundadur

Geldi şükür şehr-i receb

Mahbûb idüb anı Hudâ

Kıldı nice lutf u ‘atâ

İrgürdi tâ halvet-serâ

Geldi şükür şehr-i receb

Envâr ile toldı cihân

Zulmet nihân oldı nihân

İrdi dem-i rahmet-resân

Geldi şükür şehr-i receb

Mevlâ ile olsun özüñ
Nâ-hak ola her bir sözüñ
Dergâha sür Râsim yüzüñ
Geldi şükür şehr-i receb[27]

1.1.11. Mersiye

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,65; bütün şiirler içindeki oranı % 0,64’tür.[28]

Şu şairler tarafından yazılmıştır:

16.yüzyılda Yahyâ Beg (1), Nisâyî (2), Fazlî (1), Hüdâyî (1), Hayâlî (1), Hayretî (2), Me’âlî (1).

18.yüzyılda Cesârî (1), Müştak (1).

Örnek:

Muharremiye

Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün

Dilâ geldi yine eyyâm-ı mâtem

Bu rûz-ı bî-vefâda olma hurrem

Hemân hasretle kan aglar dem-â-dem

Muharremdür meded ey dil muharrem

Bu gün ol bir siyeh gündür ki ey cân

Şehîd oldı o sultân-ı şehîdân

Bu gün ehl-i mahabbet eyler efgân

Muharremdür meded ey dil muharrem

Bu gün derdile devr eyler felekler

Bu gün hasretle âh eyler melekler

Siyeh-pûş oldı ashâb-ı dilekler

Muharremdür meded ey dil muharrem

Hudâ ba’s eyleyüb Cibrîl emîni

Hüseyn’üñ depredürken beşigini

Dökildi hâke hûn-ı nâzenîni

Muharremdür meded ey dil muharrem

Sabâh-ı haşre dek Fâtıma ana

Ciger-gûşem diyü başlar figâna

Gözüñden kanlar aksun dâne dâne

Muharremdür meded ey dil muharrem

Bu ayda hâke düşdi mâh-ı enver

Hafîd-i fahr-ı ‘âlem ibn-i Hayder

Vücûd-ı nâz-perver kaldı bî-ser

Muharremdür meded ey dil muharrem

Bu gün la’netle yâd eyle Yezîd’i

Hudâ’nuñ düşmeni mel’ûn pelîdi

Şehîd itdi dirîgâ ol sa’îdi

Muharremdür meded ey dil muharrem

Dilâ Müştâk-veş biz Hayderîyüz

Velî rafz u cehâletden berîyüz

‘Alî’nüñ Kanber’inüñ çâkeriyüz

Muharremdür meded ey dil muharrem[29]

1.1.12. Münâcât

Bütün murabbalar içindeki oranı % 1,19; bütün şiirler içindeki oranı % 1,12’dir.[30]

Şu şairlerce yazılmıştır:

16.yüzyılda Ãşık Çelebi (1), Lâmi’î (1).

17.yüzyılda Fenâyî (8).

18.yüzyılda Enîs (2), Feyzî (2), Esîf (1), Hâşim Baba (2).

19.yüzyılda Aczî (1), Said (1), Ahmed Râsim (1).

Örnek:

1.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Yoluña sâlik olan ‘âşıklara

Feth-i bâb eyle ilâhî feth-i bâb

Cân u başından geçen sâdıklara

Feth-i bâb eyle ilâhî feth-i bâb

Nâr-ı firkat bagrumuzı dagladı

Hasretile dîdeler kan agladı

Nefs-i emmâre yolumuz bagladı

Feth-i bâb eyle ilâhî feth-i bâb

Kârumuz gafletle ‘ısyândur hemîn

Cürmümüzle doldı bu rûy-ı zemîn

Hazretüñden kıl hidâyet yâ Mu’în

Feth-i bâb eyle ilâhî feth-i bâb

Aczî-i bî-çârenüñ çokdur suçı

Bâr-ı ‘ısyân çekmege yokdur güci

Ric’atümüz sañadur öñ soñ ucı

Feth-i bâb eyle ilâhî feth-i bâb[31]

2.

Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün

Günâhum setr idüb lutf it bagışla

Habîbüñ Ahmed’e anı tuyurma

Koma irteye sen nişlerseñ işle

Habîbüñ Ahmed’e anı tuyurma

Kusûrum çokdur ilâhum be-gâyet

Yümm-i ihsânuña yokdur nihâyet

İdüb sen mahz-ı fazluñdan ‘inâyet

Habîbüñ Ahmed’e anı tuyurma

İlâhî eyleyüb sen anı mestûr

Bu ‘âciz kuluñ olsa nola magfûr

Resûlüñ Mustafâ’yı eyle mesrûr

Habîbüñ Ahmed’e anı tuyurma

Halîlüñ ey Rahîm ü ferd ü Gaffâr

Esirge olmasun vâkıf ki ol yâr

Benümçün olmaya ta’ba giriftâr

Habîbüñ Ahmed’e anı tuyurma

Sevindür Râsim’i lutf eyle yâ Rab

Senüñdür çün tasarruf cümleten heb

Efendim budur işte asl-ı matleb

Habîbüñ Ahmed’e anı tuyurma[32]

1.1.13. Na’t

Bütün murabbalar ve şiirler içindeki oranı % 0,53’tür.

Şu şairler tarafından yazılmıştır:

16.yüzyılda Zâtî (1), Hayretî (1), Aşkî (2).

17.yüzyılda Fenâyî (2).

18.yüzyılda Nazîm Yahyâ (1), Müştak (1), Hâşim Baba (1).

Örnek:

Mefc ûlü Mefâc îlü Mefâc îlü Fac ûlün

Eltâf-ı kerem ümmete ef’âl-i Muhammed

‘Ãşıklarınuñ hûb gerek hâli Muhammed

İtse nice zîbâ ruhuñuñ âli Muhammed

Dir anı gören salli ‘alâ âli Muhammed

Mihr ile mehüñ ‘aynıdur ol rûy ü ol alın

Alur gözile gel gör anuñ gül yüzi alın

‘Uşşâka ne yüzden ider ol seyr kıl alın

Dir anı gören salli ‘alâ âli Muhammed

Gün yüzi kaçan matla’-ı pâyından ura berk
Cânile göñül ‘âlemini nûra ider gark

Ol demde kılar ‘âlemi rûşen nite kim berk

Dir anı gören salli ‘alâ âli Muhammed

Ayîne gibi kalbi anuñ pâk ü musaffâ

Kim anda vefâ sûretini Hak ide peydâ

Dirsem yaraşur hüsnine mir’ât-ı mücellâ

Dir anı gören salli ‘alâ âli Muhammed

Zâtî salalı mihr-i ruhı ‘âleme pertev

Nûrıyla pür oldı ser-â-ser bu tokuz ev

Hüsnile kaşı ‘İd-i safâ-bahş u meh-i nev

Dir anı gören salli ‘alâ âli Muhammed[33]

1.1.14. Öğüt

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,83; bütün şiirler içindeki oranı % 0,75’tir.[34]

16.yüzyılda Nazmî (3).

17.yüzyılda Fenâyî (2).

18.yüzyılda Esîf (1), Hâşim Baba (2).

Örnek:

1.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Hûbdur yâr-ı sühandânile bahs

Hôşdurur ma’kûl yârânile bahs

Eyle her dem ehl-i ‘irfânile bahs

‘Arifiseñ itme nâdânile bahs

Gücdurur nâdâna añlatmak kelâm

Anladugı dahı añlanmaz tamâm

Saña budur bu kelâmum ve’s-selâm

‘Arifiseñ itme nâdânile bahs

Gâyib olur ‘akl olursun bî-hünûr

Kalbüñe ânî irer andan fütûr

Anda mânend-i gurûr olur gurûr

‘Arifiseñ itme nâdânile bahs

Kâyil olmaz bir müveccih sözüñe

Kâyil olub bakmaz aslâ yüzüñe

Güc yetürürsin sen ancak özüñe

‘Arifiseñ itme nâdânile bahs

Göresin her kanda bir nâdân ola

Bakma andan yaña pes nâdân nola

Epsem ol anda dilüñ tut Nazmî’yâ

‘Arifiseñ itme nâdânile bahs[35]

2.

Mefâc îlün Mefâc îlün Fac ûlün

Nidersin cem’ idüb bunca nevâli

Kanâ’at ehli ol dervîş karındaş

Yeter bunuñ saña yarın su’âli

Ferâgat ehli ol dervîş karındaş

Haber virdi bize Ahmed şerî’at

Bize ef’âli olmışdur tarîkat

Bu yoldan bulunur şehr-i hakîkat

Hidâyet ehli ol dervîş karındaş

Fenâdur dervîşüñ bil kesb-i kârı

Bekâda Hakk’ile hakdur pazarı

Rızâsın eyle tahsîl terk it kârı

Sa’âdet ehli ol dervîş karındaş

Kamunuñ vârisi Allah olınca

Saña bir habbe kalmaz ey karınca

Yüri taht-ı Süleymân’a irince

Seyâhat ehli ol dervîş karındaş

Girîbânuñ halâs it mâsivâdan

Sakın mürg-ı dili dâm-ı belâdan

Uçınca cân kuşı ‘Aczî yuvadan

‘İbâdet ehli ol dervîş karındaş[36]

1.1.15. Övgü

Bütün murabbalar içindeki oranı % 3,89; bütün şiirler içindeki oranı % 3,75’tir.[37]

Şu şairler tarafından yazılmıştır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1), Şeyh (1).

16.yüzyılda Misâlî (1), Cenâbî (1), Zâtî (3), Zamîrî (1), Za’fî (4), Nazmî (6), Nev’î (2), Ahmed Sârbân (1), Ãşık Çelebi (1), Fevrî (2), Hayretî (2), Aşkî (8), Hatâyî (1).

17.yüzyılda Fenâyî (1).

18.yüzyılda Nedîm (5), Selâmî (1), Gâlib (1), Hâşim Baba (1).

19.yüzyılda Fatîn (4), Senîh (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa ((4), Türâbî (1), Şeref Hanım (1), Said (4), Sermed (2), Leylâ Hanım (4).

Örnek:

Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün

Dilâ ol server-i ‘âlem ki sultân ibn-i sultândur

Kulıdur şâhlar şeh-zâdeler ol cümleye hândur

Türâb-ı âsitânı merci’-i fagfûr u hâkândur

Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur

Melâhat burcınuñ ol kim münevver mihr ü mâhıdur

Selâtîn ü selâtîn-zâdeler heb hâk-i râhıdur

Hümâ-yı evc-i devlet sâye-i lutf-ı ilâhîdür

Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur

Şu şeh-zâdelerden lutf u hüsn ü hulkile fâ’ik

Dem-â-dem fi’li kavline mutâbık ‘ahdine sâdık

Bu gün ‘adliyle bezlile hilâfet tahtına lâyık
Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur

Cemâl-i bâ-kemâliyle cihânuñ mihr-i rahşânı

Yedi iklîmüñ istihkâk-ı zâtıyla cihân-bânı

Zemînüñ kutbı vü halk-ı zemînüñ tendeki cânı

Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur

O şeh kim aygı topragı iksîr-i sa’âdetdür

Tarîk-ı âsitân-ı devleti râh-ı hidâyetdür

Kapusınuñ kulınuñ kullıgı beglik riyâsetdür

Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur

‘Acem kisrâsı Çîn fagfûrı mülk-i Türk hâkânı

‘Arab sultânı Rûm’uñ kaysarı Tâtâr ile hânı

Ve bi’l-cümle bu gün halk-ı cihâna zıll-ı Yezdânî

Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur

Gözinüñ nûrı göñlinüñ sürûrı Fevrî’nüñ cânı

Mu’îni dest-gîri devleti her derde dermânı

Cihânuñ şehr-yârı ser-firâzı şâh-ı devrânı

Güzîn-i âl-i ‘Osmân Şeh Selîm ibn-i Süleymân’dur[38]

2.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Pâdişâhum bâ’is olmuşdı gamuma firkatüñ

Virdi pây-tahtuña fer Evropa’dan ‘avdetüñ

Gördi ‘âlem ser-te-ser âsâr-ı şân u şevketüñ

Virdi pây-tahtuña fer Evropa’dan ‘avdetüñ

İzdiyâd-ı şevketüñ zât-ı hümâyûnuñladur

İntizâm-ı devletüñ zât-ı hümâyûnuñladur

İftihâr-ı milletüñ zât-ı hümâyûnuñladur

Virdi pây-tahtuña fer Evropa’dan ‘avdetüñ

Gerçi çekdi bende-gânuñ derd-i mehcûriyyeti

Virdi ammâ tal’atüñ dünyâya zîb ü zîneti

Oldı çarhuñ şimdi şehr-âyîn meşgûliyyeti

Virdi pây-tahtuña fer Evropa’dan ‘avdetüñ

Gitdi bir müddet firâkuñla göñüllerden huzûr

‘Avdetüñle geldi hamd olsun yine biñ hubûr

Eylese şâyân-ı sâyeñde Celâl ‘arz-ı sürûr

Virdi pây-tahtuña fer Evropa’dan ‘avdetüñ[39]

3.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Çokdur ‘ilm-i mûsıkîde medhali

Başka bir hvânendedür Seyyid ‘Alî

Olmamış ‘âlemde misl-i münceli

Başka bir hvânendedür Seyyid ‘Alî

Zâtına mahsûsdur savt u sadâ

Mevhibe olmuş aña hüsn ü edâ

Sânî-i Fârâbî’dür dirsem sezâ

Başka bir hvânendedür Seyyid ‘Alî

Tab’-ı vâlâsı suver-i nazm-teri

Güfte-i üstâdı söyler ekseri

Heb usûlinde okur şarkıları

Başka bir hvânendedür Seyyid ‘Alî

Başlasa taksîme ol zât-ı güzîn

Nagmeye başlar hezâr nâzenîn

Varsa görmiş mislini söyle Fatîn

Başka bir hvânendedür Seyyid ‘Alî[40]

1.1.16. Şehir Övgüsü

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,47; bütün şiirler içindeki oranı % 0,69’dur.[41]

Şu şairler tarafından yazılmıştır:

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).

16.yüzyılda Zâtî (2), Hayretî (1), Helâkî (1), Aşkî (2).

Örnekler:

1.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Yine yüz biñ lutfile geldi bahâr-ı Edrine

‘Arız-ı gılmâna döndi lâle-zâr-ı Edrine

Gül-sitândan çagrışub eydür hezâr-ı Edrine

Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine

Yiter agla ey gözüm kahr-ı şitâdan Tunca-vâr

Göñlüñi aç gûşe-i gül-zâra açıl gonce-vâr

Kıl temâşâ hvân-ı hüsn-i gülşeni toyınca var

Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine

Milket-i bâga yine kondı tarâvet leşkeri

Her dıraht-ı pür-şükûfe kurdı bir hôş çâderi

Şehr-i dilden sor kasâvet leşkerini gel beri

Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine

Bister-i ebr üzre çakdı ra’d tîg-ı berkile

Fikri budur kim du’â-yı şâh-ı vird-i ter kıla

‘Arif oldur kim bu demlerden safâlarca kala

Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine

İrişüb nev-rûz sultân-ı şitâ düşürdi raht

Bir semen-sîmâ vü sîm-endâma döndi her dıraht

Bâgda cennet safâsın sür yüri ey nîk-baht

Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine

Câm-ı gülden mest olub bülbüller eyler nâleler

Germ olub râh-ı tarâvetden kızardı lâleler

Dişler urdı lâlenüñ la’lîn lebine jâleler

Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine

Akdı göñlüm su gibi ‘îşe karârum kalmadı
Lâ’ubâlî ‘âşıkum nâmûs u ‘ârum kalmadı

Sâkıyâ yürüt ayagı ihtiyârum kalmadı

Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine

Şem’-i şâhı eyledi zînet .......... bahâr

Destine câm al anuñ şevkine lutf it yüri var

Gonçe vü zanbaklaruñla tut benefşe ey nigâr

Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine

Devr elinden yiter iñle Zâtiyâ dôlâb-veş

Döne döne eşk-i çeşmüñ tob akıt seyl-âb-veş

Pek safâyile revân ol bôstâna âb-veş

Reşk-i gül-zâr-ı cinân oldı diyâr-ı Edrine[42]

2.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Hûb olur fasl-ı bahâr olsa şikâr-ı Edrine

‘Aynıdur âb-ı hayâtuñ cûybâr-ı Edrine

Tañ mı efzûn olsa kadr ü i’tibâr-ı Edrine

Makdem-i şâh ile hurremdür diyâr-ı Edrine

Mesned-i ehl-i safâdur Ka’be-i ‘ulyâ gibi

Hûb olur bâg u bahârı Cennetü’l-Me’vâ

Yılda bir kez ‘ıyd-i nevrûz-ı sürûr-efzâ gibi

Makdem-i şâh ile hurremdür diyâr-ı Edrine

Pây-ı esb-i şâha yüz urdukca her bir şâh-râh

Hayr-makdem diyü medh okur dil olub her giyâh

Toldı şehr içi ser-â-ser bende vü hayl ü sipâh

Makdem-i şâh ile hurremdür diyâr-ı Edrine

Dilde gerd ü gam komaz seyr eyleyen enhârını

Gülşen-i cennet sanur geşt eyleyen gülzârını

Her tarafdan müşterî germ eyledi bâzârını

Makdem-i şâh ile hurremdür diyâr-ı Edrine

Hak Te’âlâ pâdişâhuñ ‘ömrin efzûn eylesün

Dem-be-dem düşmenlerinüñ bagrını hûn eylesün

Sözlerin vasfında ‘Aşkî dürr-i meknûn eylesün

Makdem-i şâh ile hurremdür diyâr-ı Edrine[43]

1.1.17. Şikâyet-Eleştiri

Bütün murabbalar içindeki oranı % 1,24; bütün şiirler içindeki oranı % 1,17’dir.[44]

15.yüzyılda Nasîbî (1), Nihânî (2), Hafî (1).

16.yüzyılda Nazmî (4), Ãşık Çelebi (1), Şâhî (1).

19.yüzyılda Nevres (1), Mahmûd Celâleddîn Paşa (2), Türâbî (1), Şeref Hanım (2), Sermed (2).

Örnekler:

1.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Geçdi ezmân-ı safâ vü gitdi devrân-ı vefâ

Geldi eyyâm-ı belâ vü irdi hengâm-ı ‘anâ

Bize sensin eskiden hem-dem kadîmî âşinâ

Ey felâket ‘âlemi ehlen ve sehlen merhabâ

Magrib-i gamda tolındı rûz-ı râhat günleri

İrdi şâm-ı iftirâka zevk u ‘işret günleri

Geldi eyyâm-ı muharremle musîbet günleri

Ey felâket ‘âlemi ehlen ve sehlen merhabâ

Tâ ezelden cânumı anuñla mu’tâd eyledüñ

Mihnet ü derd ü gam u gussayla mezâd eyledüñ

Yine ol hem-demligi añduñ bizi yâd eyledüñ

Ey felâket ‘âlemi ehlen ve sehlen merhabâ

Gitdi başdan ‘akl u dilden sabr u elden ihtiyâr

Kara bahtı ile ‘âşık kaldı tenhâ hôr u zâr

Nakd-i cânı kaldı ancak yoluña ol da nisâr
Ey felâket ‘âlemi ehlen ve sehlen merhabâ

Zevkın itdüñ gerçi bir kaç gün safâ vü ‘işretüñ

Çıkmadı bir dem göñülden lîk havf-ı vahşetüñ

İntizâruñ telh iderdi câna şehdin vuslatuñ

Ey felâket ‘âlemi ehlen ve sehlen merhabâ

Kalb-i ‘Ãşık’dur yirüñ şâd u ferahla tolmasun

Koma kim agyâr vahdet-hâneñe yol bulmasun

Sen bizümsin biz senüñ arada nâşî olmasun

Ey felâket ‘âlemi ehlen ve sehlen merhabâ[45]

2.

Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün Mefâc îlün

Şeb-i firkatde şem’i sûziş-i pervâneden gördüm

Gam-ı dehri ferâgat gûşe-i mey-hâneden gördüm

Humârı bâdeden ihsânı da peymâneden gördüm

Cefâyı âşinâdan lutfı heb bîgâneden gördüm

Beyân itdükce hâlüm yâra da agyâra da her dem

Virürler zann iderdüm ben derûnum zahmına merhem

Felekden çekdügüm âzâre olmışlar iken mahrem

Cefâyı âşinâdan lutfı heb bîgâneden gördüm

Tevâzu’la nevâziş sözleri dâ’im lisânumda

Kimisine gözüm kimine cânımdı zebânumda

Garâ’ibdür bu zîrâ müddet-i ‘ömr-i zamânumda

Cefâyı âşinâdan lutfı heb bîgâneden gördüm

Bırakmış yâdigâr bu mısra’ı Nevres gibi kâmil

Görüb de Sermedâ ezberlese şâyetse her ‘âkil

Bütün düşmen imiş dôst didigüm ‘âlemde ve’l-hâsıl

Cefâyı âşinâdan lutfı heb bîgâneden gördüm[46]

3.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Aglamaz mı hâlime ins ü melek

Ben neler çekdim neler senden felek

Gitdi ye’s ile elimden mâ-melek

Ben neler çekdim neler senden felek

Zerrece göstermediñ reng-i vefâ

Sürmedim bir gün bile zevk u safâ

Bıkdım artık elverir bunca cefâ

Ben neler çekdim neler senden felek

Bezm-i cânândan ayırdıñ bir zaman

Cevr ü âzârı baña itdiñ ‘ayân

Kârım oldı rûz u şeb âh u figân

Ben neler çekdim neler senden felek[47]

4.

c ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilâtün Fâc ilün

Kankı kes kim bed-nihâd olub ola bir bed-nijâd

Olur ol elbette dâyim bâ’is-i şerr ü fesâd

Anuñile mümkin olmaz hîc aslâ bir vedâd

Hem-dem olmaz ehl-i şerrile ebed hayru’l-’ibâd

Yazılan rûz-ı ezel âhir gelür çün bî-hilâf

Evvelâ anda nice bî-dîndür iden ihtilâf

Vây aña ki olmaya anuñ i’tikâdı pâk ü sâf

Küfre ilter ‘âkıbet her şahsı sû’-i i’tikâd

Şol tasavvufdan dem uran sûfî-i halvet-nişîn

Ekseriyyâ kesret-i eşgâl-i dünyâda hemîn

Yanlarında el-’ıyâz ekser müsâvî küfr ü dîn

Ehl-i şer’ anlarile hâşâ eyleye bir ittihâd

Şol tarîkatden dem uran gözlemez hergiz tarîk

Hem hakîkatden dem uran ehl-i bid’atle refîk

Mâ-hasal çıkmaz şerî’atdan müselmân-ı sadîk

Devlet anuñ ehl-i şer’a ide bir hôş inkıyâd

Zî-sa’âdet aña Nazmî kim ola hôş-ehl-i hâl

Olmaya iblîse uyub tâbi’-i ehl-i halâl

İtmeye hem dem-be-dem bîhûde hergiz kîl ü kâl

Eyleye her kişi anuñ adını hayrile yâd[48]

1.1.18. Toplumsal Konular

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,59; bütün şiirler içindeki oranı % 0,53’tür. Bu konudaki bütün şiirler 16.yüzyılda yazılmıştır.[49] Yazan şairler şunlardır: Muhibbî (2), Nazmî (6), Şâhî (2).

1.1.19. Tevhîd

Bütün murabbalar içindeki oranı % 0,17; bütün şiirler içindeki oranı % 0,21’dir.

15.yüzyılda Aynî-i Tirmizî (1).

17.yüzyılda Fenâyî (2).



[1] Bkz. metin 3, 4, 5, 7, 8, 10, 11, 12, 13, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 23, 24, 25, 26, 35, 36, 40, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 81, 83, 84, 86, 87, 88, 94, 95, 96, 98, 101, 102, 103, 105, 106, 108, 109, 111, 116, 117, 118, 119, 120, 122, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 133, 134, 135, 137, 138, 139, 141, 142, 143, 146, 149, 163, 164, 167, 168, 170, 172, 173, 174, 176, 178, 179, 180, 181, 184, 185, 186, 187, 188, 191, 192, 193, 194, 196, 198, 199, 200, 201, 202, 204, 205, 206, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 243, 247, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 257, 259, 260, 261, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 281, 282, 283, 284, 285, 286, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 320, 322, 323, 324, 326, 328, 329, 330, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 345, 346 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 359, 360, 361, 362, 363, 364, 365, 366, 367, 368, 369, 370, 371, 372, 373, 374, 376, 377, 378, 379, 380, 381, 382, 383, 384, 386, 387, 388, 391, 392, 394, 395, 396, 397, 400, 401, 402, 403, 404, 405, 406, 407, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 416, 417, 418, 419, 420, 421, 422, 423, 424, 427, 428, 429, 430, 431, 432, 433, 435, 436, 437, 438, 439, 440, 441, 443, 444, 445, 447, 448, 449, 450, 451, 454, 455, 456, 457, 458, 459, 460, 461, 465, 466, 468, 469, 470, 471, 472, 473, 476, 477, 478, 479, 480, 481, 482, 483, 484, 486, 487, 488, 489, 490, 491, 493, 495, 497, 498, 499, 500, 501 502, 503, 504, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 511.

[2] Şâhî, 72a-72b.

[3] Za’fî, 26b.

[4] Nevres, s.93-94.

[5] Râşid: Dîvân, 90b.

[6] Refî’ Lebibzâde: Dîvân, Beyazıt U.Ktb., no: 5794, 91b.

[7] Bkz. metin 6, 22, 37, 38, 39, 59, 78, 90, 92, 93, 97, 100, 104, 121, 124, 131, 132, 154, 169, 175, 182, 189, 195, 203, 207, 232, 242, 244, 245, 375, 385, 434, 442, 446, 492, 494.

[8] AKARSU, Kâmil: Za’îfî Dîvânı, Doktora Tezi, Ankara, 1990, s.250.

[9] Şâhî, 73a.

[10] Za’fî, 23a.

[11] Halîlî: Firkat-nâme, 2a-b.

[12] Bkz. metin 153, 231.

[13] Mesîhî: Dîvân, İst.Üni.Ktb.T.Y.688, 51a-52a.

[14] Zâtî, 221a-221b.

[15] Za’îfî, s.25-26.

[16] Bkz. metin 152.

[17]Aşkî, s.123-124.

[18] Bkz. metin 1, 27.

[19] Dîvân-ı Fevrî, Lala İsmail Ef., Sül.U.Ktb., no: 474, 85a.

[20] İshak: Dîvân, 30b-31b.

[21] Bkz. metin 156, 158, 197, 218.

[22] Yetîm: Dîvân, Yahya Ef., Hacı Mahmûd Vakfı, Süleymaniye Ktb, no: 3298, 88a.

[23]Aşkî, s.54.

[24] Bkz. metin 2.

[25] Bkz. metin 9, 21, 32, 33, 34, 65, 85, 112, 113, 114, 123, 145, 147, 190, 249, 264, 279, 280, 302, 319, 321, 325, 399, 425, 426, 467.

[26] OĞRAŞ, Rıza: Hoca Neş’et Dîvânı (İnceleme ve Tenkidli Metin), İstanbul, 1991, s.180.

[27] Ahmed Râsim, s.28-29.

[28] Bkz. metin 41, 50, 89, 107.

[29] Müştak: Dîvân, Takvimhane-i Ãmire, İstanbul 1264, s.59.

[30] Bkz. metin 262, 263, 389.

[31] Aczî: Dîvân, Mekteb-i Sanayi Matbaası, İstanbul 1290, s.9.

[32] Ahmed Râsim, s.79.

[33] Zâtî, 228b.

[34] Bkz. metin 82.

[35] NM, s.103b.

[36]Aczî, s.37.

[37] Bkz. metin 79, 80, 150, 160, 161, 183, 246, 248, 327, 393, 398, 408, 452, 462, 463, 485.

[38] Fevrî, 86b.

[39] Mahmûd Celâleddîn Paşa: a.g.e., s.99-100.

[40] ÖZTOSUN, İsmail Hakkı: Dîvân-ı Fatin, D.T.C.F. Bitirme Tezi, Tarihsiz, s.339.

[41] Bkz. metin 49, 144, 159.

[42] Zâtî, 176a.

[43]Aşkî, s.64-65.

[44] Bkz. metin 99, 453, 474, 496.

[45]Ãşık Çelebi, s.240-241.

[46] Sermed, s.140-141.

[47] Mahmûd Celâleddîn Paşa: a.g.e., s.116.

[48] NM, 124b.

[49] Bkz. metin 91, 136.

Hiç yorum yok: